Hakikat ateşi

Gönül KAYA yazdı —

28 Temmuz 2020 Salı - 13:43

  • Êzîdî toplum hakikati, Kürt ve Kürdistan hakikatine, yine Ortadoğu halklar birliğine ulaşmanın en önemli temellerinden biri olmaktadır. Bu hakikatle buluşmamızı sağlayan 12’lere, Berivanlara, Zeki Şengallere, Zerdeştlere, Vinaralara, Berxwedanlara sonsuz saygılar…

Kürt toplum gerçeğini tanımak, anlamak oldukça önemlidir. Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin tarihinde yaratılan düzey, sadece Kürt halk gerçekliği açısından değil insanlık açısından da 21. yüzyılın temel yaşam ilke ve ölçülerini yaratmıştır. Rêber Abdullah Öcalan, birey ve toplumun, tarih ve bugünün bu topraklarda nasıl kaybettirildiğini kendinden başlayarak çözümlemiş, 40 yılı aşan Kürdistan devrim sürecini ilmek ilmek örerek inşa etmiştir.


Sömürgeci-ataerkil-faşist devlet sisteminin Kürt toplumsal yapısını, zihniyetini, formunu nasıl bozduğunu ortaya çıkarmak ve bozulan tüm hücreleri yeniden kendini ayakta tutar duruma getirmeyi sağlamak tarihin gördüğü en büyük sosyal devrim sürecinin başlamasını sağlamıştır. Burada yaratılan felsefe, siyaset, bakış ve algı dünyası iktidarcı-devletçi uygarlığın algısının tersini ifade etmektedir.


Bu devrimde ‘görülmeyeni görmek, gösterilmeyeni görünür kılmak’ bir yöntem. Egemen sistemin ‘düzen’ diye sunduğu tüm yaşam biçimlerini-yaklaşımlarını-ölçülerini tersinden görmek, anlamak ve üstü örtülen-bastırılan tüm hakikatleri gün yüzüne çıkarmak yani... Kaybedeni kaybettikleriyle buluşturmak yani... Yine suçu, suçluyu, haklıyı haksızı, doğruyu yanlışı göstermek yani...


Rêber Öcalan’ın ‘Neden Kürdistan devrimi?’ sorusuna verdiği cevap; ‘Hazineler kaybedildikleri yerde aranır’ olmuştur. Çünkü insanlık ve kadın bu topraklarda çok büyük devrimler yapma, uygarlıklar kurma, inanç pınarlarını akıtma, özgür irade ve düşünceyi inşa etme gücünü sergilemiş, ama aynı zamanda da büyük kaybettirilmiştir. İşte ‘neden Kürdistan devrimi’ sorusuna verilecek cevap buradan başlar:


İnsan, kadın, tarih, inanç, doğa, ahlak, kültür, özgür varoluş, özgür bilinç, birey ve toplum, kendini var etme, yaşama ve yönetme hakkı ve daha kaybedilen ne kadar yaşam kaynakları varsa Kürdistan devrimiyle yeniden kazanılmıştır. Kazanılmaya da devam etmektedir.


3 Ağustos 2020 Pazartesi günü, Türk ve egemen devletlerin beslemesi olan DAİŞ çetelerinin Şengal’e saldırarak, binlerce insanı katlettiği, bir o kadar kadın ve çocuğu kaçırdığı 73. Fermanın yıldönümü. Kürdistan’ın kaybedilen-kaybettirilen en büyük hakikatlerinden biri olan Êzîdî toplumsallığı, inanç ve kültürü, Kürt ve Kürdistan hakikatinin en kadim kimliği olmaktadır. Kürt halkı olarak köklerimizin dayandığı bu hakikatle bağımız koparılmıştır. Sömürgeci güçler öyle politikalar uygulamışlardır ki, bizi bize yabancı etmişlerdir. Bize verilen göz, sömürgecilerin gözü olunca, onun bakışıyla kendi kadim tarihimize, kültürümüze, inancımıza, varoluş zenginliğimize kör edilen gözlerle bakmışız.


Şengal’de 6 yıl önce yapılan DAİŞ saldırısı ve katliamları, bugün Türk faşist devletinin Şengal’e dönük saldırılarındaki amaçlardan biri Kürt halkının özgürlük temelinde açığa çıkardığı tüm hakikatleri tekrar toprağa gömmektir. Kürt demokratik ulusal birliğinin temel taşlarını parçalamak istemektedir. Kürt halkının en büyük devrim başarılarından biri; farklılıklarıyla birlikte kendini örgütlü, bilinçli ve özsavunmasını yapan bir halk gerçekliğine ulaşmasıdır. Şengal’de DAİŞ-Türk faşizmine vurulan büyük devrimci darbe ile, gerilla ve halkın direnişi ile tarihte Kürtlerin Şengal’de kaybettikleri hazinelerin bulunmasını sağlamıştır.


Her devrim, ezilenler açısından bir özeleştiridir de. Kaybetmiş olmanın özeleştirisi. Rojava devrimi, insanlık olarak neyi, nerede, neden ve nasıl kaybettiğimizi görmemizi, anlamamızı sağlamıştır. Şengal direnişi, tarihsel bir özeleştiriyi de ifade etmektedir. Kürt halkı olarak birbirimizden nerede, nasıl koparıldığımızı, yabancılaştırıldığımızı anlamamızı, görmemizi sağlayan bir sorgulamayı yaşatmıştır bizlere. Rêber Öcalan’ın ‘Kendini tanı, kendini bil’ belirlemesi bu açıdan da çok önemlidir. Kendini tanımayan, bilmeyen nasıl yaşayacağını da bilmemez. Bilmek, bilinç ister, irade gerektirir. Anlamak da, eylem içinde olmayı gerektirir.


Kürt halkı Şengal direnişinde 350 şehit verdi. Kendini bilmez, tanımaz KDP arkasına bakmadan kaçarken, 12 yiğit Kürt kadın ve erkeği karanlıklar ordusunun karşısına aydınlığın koruyucuları olarak çıktılar. Şengal’de kaybettirilmek istenen sadece Kürt halkının değil, aslında insanlığın doğal toplum değerleri olduğunu, demokratik, komünal toplumun kök hücreleri olduğunu, toprağa gömüldüğü düşünülse de kendini o toprağın içinde de var etmesini-sürdürmesini bilen kadın kültürü olduğunu biliyorlardı. O yüzden binlerce Adulê, binlerce Derwêş kutsal topraklara, Şengal dağlarına, Musul ovasına, Kerkük topraklarına, Ortadoğu’nun sarı sıcak çöllerine aktılar.


Êzîdî toplum hakikati, Kürt ve Kürdistan hakikatine, yine Ortadoğu halklar birliğine ulaşmanın en önemli temellerinden biri olmaktadır. Bu hakikatle buluşmamızı sağlayan 12’lere, Berivanlara, Zeki Şengallere, Zerdeştlere, Vinaralara, Berxwedanlara sonsuz saygılarımızı sunuyoruz. Hakikatin ateşi onların özgürlük aşkıyla yanmaya ve hepimizi aydınlatmaya devam edecektir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.