UnutmadımAklımda

Nevra AKDEMİR yazdı —

5 Temmuz 2020 Pazar - 09:13

Madımak Oteli’nin yakılmasının üstünden 27 yıl geçti. Otuz üç can, yazar ve sanatçılardan oluşan 33 konuk yakılarak öldürüldü, 27 yıl önce. Pir Sultan Abdal Şenlikleri için kente davet edilmiş olan 51 kişiden 33’ünü yakarak öldürdü, dinci grup. Ellerinde taşlar, bıçaklar, benzin taşıdıkları bidonlar ağızlarında “Sivas laiklere mezar olacak” sloganı ve küfürlerle; geçtikleri yerde halk ozanları heykelini yıkarak Cuma namazı sonrası yürüyerek otelin önüne gelmişlerdi. Saatlerce 15 bin kişiyi bulan kalabalığa kimse müdahale etmedi. Yakılan arabalara da kimse müdahale etmedi. Kızgın ve kırgın “halk çocuklarının” yıktığı heykel ve yaktığı arabalardan sorumlu olmayacağı zaten açık idi. Linç etmek üzere hareket eden kalabalıklar, hep mağdur ve cezasızdırlar zaten iktidar karşısında.

Zira o günlerde başbakan olan Tansu Çiller, 2 otel görevlisi ve 2 de göstericiyi eklersek 37 kişinin öldüğü katliam için “çok şükür, otel dışındakiler bir zarar görmemiştir” demişti. Gerçekten zarar görmediler. Hatta Sivas katliamının avukatları geçmişte bakan ve hala bugün milletvekili olarak AKP ve MHP sıralarında. Süleyman Demirel Cumhurbaşkanıdır. O da her zamanki tavrıyla şöyle beyan etmiştir pozisyonunu: “Olay münferittir. Ağır tahrik var. Bu tahrik sonucu halk galeyana gelmiş. Güvenlik kuvvetleri ellerinden geleni yapmışlardı. Ortada, halkla halkın çatışması yoktur. Halkla güvenlik güçlerinin çatışması yoktur. Karşılıklı gruplar arasında çatışma yoktur. Otelin yakılmasından dolayı can kaybı vardır.” Aydınlara yönelik saldırıların her zaman olağan kabul edilmesi ve aydınların muhaliflerin varlığının bir tahrik nedeni sayılması 27 yıl önce gördüğümüz bir “münferit olay” değil. Biliyoruz ki barış istedikleri için yargılananlar, KHKlar ile işlerinden edilerek sivil ölüme mahkum edilenler bu günün gündemi hala. Devam edelim.

Fehmi Koru 27 yıl önce şu cümleleri yazar: “Komik hikayelere imza atan yazar Aziz Nesini bu defa izleri uzun süre kalacak bir trajedinin kahramanı oldu…. onun merkezinde olduğu yoğun tahriklerle meydana geldi”. Medya bugün hala tahrik konusunu güvenle her katliamın arkasındaki katili korumak için kullanıyor. Kadın cinayetlerinin de tahrikle işlendiği fikri, katillerin cezasızca olaydan sıyrılmasını sağlıyor hala. Hürriyet gazetesi, ki dönemin amiral gemisiydi, “Sivas’ta Aziz Nesin İsyanı” diyerek ilk sayfasına attığı başlığı unutmamız nasıl mümkün olabilir! Medyanın itibarlı kalemlerinin suç ortaklığı, katilleri açıktan savunmaktan çok öte, dedektif, savcı ve yargıç rolüne bürünerek hedef göstermeyi de içeriyor hala. Elinde benzin bidonu olan ve laiklere ölüm diyerek yürüyen grup yerine Aziz Nesin’i olayların nedeni gören hala pek çok kişi var. Bir yangın yeri Madımak, bugün hala yanıyor Sivas. Hukuki süreç ise çetrefilli olarak sürmüş 2014 yılında zamanaşımından dava kapatılmış. Bugün yapılan anmalardan bile rahatsız iktidar bloğu. Sivas katliamına, katliam denmemesi için önerge bile vermişler. Katliama katliam demeyip, mahmut dersek durum değişir mi?

Twitter ve benzeri sosyal medya araçları ile online film platformlarının kapatılması gündeme geldiği günleri yaşıyoruz. Doğu Perinçek’in twitter yasaklarını destekleyen bir açıklamasında, bugün, “Milli devletin diktatörlük uygulaması gerekir” dediği düştü sosyal medyaya. Yine binlerce insanın devletin en üst düzeyinde zamanında desteklenen bir bankadan bir hesap açtığı için veya bir üniversitede çalıştığı için korkunç cezalar ödemesini anlamsızlaştıran geçmiş konuşmaları ve etkinlikleri hatırlatma görevi olarak bir arşivi sosyal medya. Görünmezi görünür kılan bir mecra. Yasaklanması Sivas’ın yangını sürerken ne kadar da manidar. Kutlamaları şanlı şölenli hale getirmek için kullanılan havai fişek fabrikasında dün büyük bir patlama meydana gelerek yangın gerçekleşmiş. Sözkonusu 27 yıl içinde alınmayan önlemler dolayısıyla o kadar çok işyeri yangını gördük ki… Bir sürü insanın ölümünü meşrulaştıran kader söylemlerine öyle çok maruz kaldık ki… tüm bu şiddet ve linç kültürünün sürdürülmesini sağlayan suç ortaklıkları hala o kadar güçlü ki bu bağ gündelik hayatta ve sokakta hepimizin şiddeti sıradanlaştırmasını sağlayan zemini de mümkün kılıyor hala.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.