‘Yeni sömürgeciliğin’ kadın bedenindeki meali

Nagihan AKARSEL yazdı —

21 Temmuz 2020 Salı - 16:47

  • ‘Çok can yakıcı. Canım çok acıdı’ dedi telefonun diğer ucunda. Sesi titriyordu.

Ne olduğunu sormaya korktum bir an. Soramadım da. Anladı. Ve ‘önce şunu oku dedi. Jinnews’te yayınlanan Batman Beşirili genç kadının mektubunun yer aldığı haberi gönderdi. Kalbim sıkıştı. Genç kadının geride bırakmak istediği mektupta yazdıkları ilk ve son sömürge olan kadına dair bir özetti adeta. Sömürgeleştirilmiş bir ülkenin sömürü kıskacında kıvranan. Ve o mektupta ‘yeni’ sömürgeciliğin şifreleri saklıydı.

Hani ‘yeni sömürgecilik’, ‘yeni dünya düzeni’ diye çokça telaffuz ettiğimiz ‘yeni’nin yani neoliberal politikaların kadın bedeninde dönüştüğü gerçekti yüzümüze vuran. Genç kadın düşmanın sularında büyüttüğü hayallerine ağıt yakıyor, sönen umutları için sitem ediyor, çığlık çığlığa sözcüklerle artık yaşayan bir ölü olduğunu anlatmaya çalışıyordu. Bir mektuptan öteydi yazdıkları. Neoliberal politikaların bedenleşmiş haliydi yaşadığı. Ve farkında değildi. Düşmanın onun bedeni üzerinden yürüttüğü politikanın farkında değildi. Zilan’da, Dersim’de Kürt kadınlarının biriktirdiği acı bellekten habersizdi. Kardelen adı ile subay eşi yapılan Kürt kadınlarından habersizdi. Ağrı’da, Silopi’de, Şırnak’ta düşman potinlerinin ayak bastığı ülkemin her yanında çocuk ve kadın bedenlerine saldıran sömürgecinin zihniyetinin ne olduğunun farkında değildi.


Farkında olmamasının bir nedeni de bizdik elbette. Köy köy ev ev o farkındalığı geliştirecek eğitimler yapmayan, en ücra köşeye kadar gitmeyen, internetten yeterince yararlanıp onları bilinçlendirmek için yöntemler geliştirmeyen, sömürge bir ülkenin çocuklarının sömürgeciler ile mesafesinin bir namlu mesafesi kadar olması gerektiğini öğretmeyen bizlerin suçuydu elbette. Canımızı en çok acıtan, kalbimizi sıkıştıran bir yanda bu işte. Aylardır kayıp olan Gülistan’ı kaybeden devletin gerçek karanlık yüzüydü genç kadının mektubundan bize yansıyan. Bu karanlığa yüzünü vuran buna gözü gönlü kayan genç kadınların bir bir yitimine tanık olmaktı yüreğimizde ağu kaynatan.
‘Yeni’ sömürgeciliğin Kürdistan’daki mealiydi İ.E’nin yaşadıkları. Yeni sömürgeleştirmenin kadın haliydi yaşadığı. Uzman bir çavuşun bedenini işgal etmesi, tecavüz etmesi bir halkı sindirmek isteyen sömürgecinin sömürüsüydü, savaş taktiğiydi. İşgal edilen bedenine dönük geliştirilen politika ile Kürdistan’da yürütülen işgal arasındaki bağı ve içinde bulunduğumuz çağı iyi tahlil etmek bu nedenle çok önemli.
Zira çağımız hasar yüklü. Bilişim çağı güya ama hislere dokunmayan bilgi anlamsızlığı çoğaltmakta. Bir an’da parmak uçlarımızın arasından akan onca acı o an ile sınırlı kalmakta. Yabancılaşan ve yalnızlaşan insan mekanik paradigmanın tüm kargaşasının savaş alanı olmakta. Anlam yitimi en üst boyutta. Zamandan uzama, canlıdan cansıza nefesimiz korkunç bir kırım ile karşı karşıya. Sömürge ülkelerde bu bin kat daha fazla. Irkçılık, cinsiyetçilik ile birlikte ayyuka çıkan kadın düşmanı politikalar dünyanın her yanında uygulanmakta.

Ekonomik ve siyasi alanda yaşanan krizlerin savaş alanı doğrudan kadın bedeni olmakta. Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin elmas ve bakır çıkarılan bölgelerinde kadınların vajinalarına ateş edilmesi, Guatamala’da askerlerin hamile kadınların karınlarını bıçakla yarması, Musul’da Êzîdî kadınların kafeste yakılması, Efrîn’de avucundaki toprağa sarılan Melek, Rojava’da Hevrîn Xelef’in ve en son Kobanê’de Helince katliamı buna dair birkaç örnek sadece. Ve bunların hiçbiri tesadüf değil. Yeni sömürgecilik ya da yeni dünya düzeni başta Kürdistan kadın özgürlük mücadelesi olmak üzere dünyada kadın özgürlük hareketleri ile yükselişe geçen ve alternatif bir sistem olma iddiasını somutlaştıran ‘militan ruhu’n farkında. Yükselen ırkçılık ve kadın düşmanı politikaların ortak hedefi bu ruhu boğmak. Ve bunun için yeni yöntemler ile sömürüsünü derinleştiriyor. En temel yöntemlerinden biri de tecavüzü meşrulaştırmak, kadınları onursuzlaştırmak üzerinden yürüttüğü politikalar oluyor.

Buna karşı kalkanımız ise özgücüne, iradesine, bilincine ve yönetimine dayalı onurunu ve asaletini korumak için mücadele eden irademizdir. Mühim olan ezberlerimizden soyunarak bu çağın karakterinin diğer çağlara benzemediğini görmek. Uğruna devrim yapılacak milyonlarca gerekçemizin olduğunu bilmek. Burjuva liberal hukuk çerçevesinde gelişen bazı kazanımları kaybetmemek elbette önemli. Ancak yeni sömürgeciliğin bunun ötesinde saldırılarla geldiğinin farkında olalım. Yeni sömürgecilik dünyada kadınların öncülüğünde yükselişe geçen ‘militan ruhu’ boğmak istiyor. Ve bunu kadın ve çocuk bedenleri üzerinden yürüttüğü tecavüz politikası ile yapıyor. Bu bir işgal yöntemidir. Buna karşı militan ruhun zaferin garantisi olduğunu bilinciyle sosyal, siyasal, bilimsel ya da askeri hayatın her alanında mücadele etmek her zamankinden daha önemli.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.