6 kelepçe, kinin göstergesi

Besna Tosun

Besna Tosun

  • Henüz çocukken, gözaltında kaybedilen babası Fehmi Tosun’un bulunması için Galatasaray Meydanı’nda verilen mücadeleyle tanışan Besna Tosun, 968. hafta eylemlerinde 6 kelepçe takılarak işkenceyle gözaltına alınmasına karşı suç duyurusunda bulundu. Tosun, “6 kelepçe, Cumartesi Anneleri’ne kinin göstergesidir” dedi.

Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen ve katledilen yakınlarının akıbeti ve faillerinin yargılanması için 27 Mayıs 1995’ten beri 28 yıldır kesintisiz bir şekilde adalet mücadelesi yürütüyor. Mücadele alanı olarak Galatasaray Meydanı’nı seçen Cumartesi Anneleri / İnsanları, 700 hafta boyunca saat 12.00’de meydanda bir araya gelerek taleplerini duyurmaya çalıştı. 700. hafta eylemlerinde keyfi ve hukuksuz bir şekilde eylemlerine saldırılması ve yasaklanmasıyla birlikte anneler mücadelelerini farklı alanlarda sürdürmeye devam etti. Maside Ocak Kışlakçı ve İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri’nin Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) yaptığı başvurulara, “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkının İhlal Edildiği”ne ve tazminat ödenmesine karar verilmesinin ardından anneler, hafıza merkezleri olan Galatasaray Meydanı’na 8 Nisan’da yeniden çıkmaya başladı.

 

 

Mücadeleyi engelleyemiyor!

Polis, 8 Nisan’dan beri her hafta Beyoğlu Kaymakamlığının yasağı gerekçesiyle saldırıp gözaltına alıyor ama toplanma ve yürüyüşten vazgeçiremiyor. Sistematik bir şekilde meydana çıkar çıkmaz polisler tarafından ters kelepçe ile gözaltına alınan Cumartesi Anneleri / İnsanları, yasak ve engellemelerin 28 yıldır sürdürdükleri kararlı mücadelelerini engelleyemeyeceğinin mesajını veriyor.

Koruculuğu kabul etmediği için çeşitli baskı ve tutuklamalara maruz bırakılan, 19 Ekim 1995’te de gözaltında kaybettirilen babası Fehmi Tosun için yıllardır adalet mücadelesi yürüten Besna Tosun da henüz çocuk yaşta meydana çıkan isimlerden biri. Eylemlerinin 968. haftasında polis şiddetine maruz kalarak 6 tane ters kelepçe takılarak gözaltına alınan Tosun, babası ve tüm kayıplar için mücadelesini sürdürmekte kararlı.

Devlete yabancı değiliz

JINNEWS’ten Rozerin Gültekin’e konuşan Tosun, “Benim bu hafta maruz kaldığım şiddete, annem 90’larda aynı yerde maruz kalmıştı. Devlete yabancı değiliz. Devletin pratiği değişmiyor ama bizde de mücadele pratiği var. 90’larda Diyarbakır’da başlayan mücadele bugün sürüyor. Bu Besna’yı devlet yarattı. Sürekli baskı, şiddete karşı insan olmanın gereği olarak savunma mekanizması geliştiriyorsunuz. Benim yaptığım şey devletin işlediği suça karşı susmamak insan olmanın gereği” dedi.

İnsan kalmanın bedeli

Devletin yıllardır varlığını, halkları yok etmek üzerine kurduğunu ve herkesin biat etmesini istediğini ifade eden Tosun, “Devlete itiraz etmenin, insan kalmanın bedelini ödüyoruz. Bu barışçıl talebe ve varlığımıza dahi tahammül edemiyorlar. Biz onların işlediği suçları görünür kıldığımız için bize baktıklarında işledikleri suçları görüyorlar. Cumartesi Anneleri bu ülkenin hafızası, vicdanı. Sadece kendi evlatları için o meydanda değiller. Geçmişi onarmak, hepimizin güvenli geleceği için mücadele yürütüyorlar. Cumartesi Anneleri’nin sokağa çıkması herkesin sokağa çıkması demek. Galatasaray’a gittiğimizde kendini hukukun üstünde gören polis devletiyle karşılaşıyoruz” şeklinde konuştu.

Sadece bana saldırı değil

968. hafta eylemlerinde, polislerin kendisine 6 tane ters kelepçe takmasının yalnızca şahsına dönük bir saldırı olmadığını belirten Tosun, asıl öfkenin 28 yıldır gerçekleşen eyleme karşı olduğunu vurguladı. Tosun, “6 kelepçe, Cumartesi Anneleri’ne olan kinin bir göstergesiydi. Sağ bileğimde yan yana 4 tane, sol tarafta da 2 tane kelepçe takıldı” dedi.

Barosu ölü taklidi yapıyor

Aynı hafta polislerin darp ettiği hak savunucuları arasında kanser hastası bir arkadaşlarının da olduğunu aktaran Tosun, şunları söyledi: “Kanser hastası olduğunu söylememize rağmen üç polis, arkadaşımızı darp etmeye devam etti. Gözaltı işleminin hukuksuz olduğunu her hafta söylüyoruz. Anayasa Mahkemesi’nin verdiği ‘ihlal’ kararını söylüyoruz ve gözaltına direnmiyoruz, çünkü orada oluşumuz zaten büyük bir direniş. İstanbul Barosu, biz yokmuşuz gibi davranıyor, ölü taklidi yapıyor. Görüşmemize ve taleplerimizi iletmemize rağmen İstanbul Barosu hiçbir şey yapmadı.”