Batıni Aleviliğin kavramsal köklerinden galo, kalân!

“Gal/kal/khal” Kürtçe’de yalın haliyle; “Yaşlı, büyük, saygın” anlamına gelmekte ve nitekim “soy babalarına” da “galo” denilmektedir. Bu sözcüğün tarihsel geçmişi, çağlar öncesine dayanmaktadır. Zira aynı “galo” sözcüğü, Sümer (M.Ö. 4000-2000) dilinde “kuvvetli” anlamında kullanılmaktaydı. Dahası Sümerce’deki “kalu” sözcüğü, tıpkı Kürtçe’deki “gal” sözcüğüyle eşdeğer olup, “ağaçtan çalgı, saz eşliğinde ayin-i cem törenleri yapan yaşlılara denilmekteydi (Aksoy, 1985: 37). Yani, Sümerlerde gal, kal; “kutsanmış büyük” demektir. Buna ek olarak büyük, saygın kişi anlamına gelen Sümerlerde kentin üst yöneticisine Lugal (lo-le kal) denilmekteydi (Kutlu, 2005: 77). Burada yönetimin yaşlı-bilgin kadın-erkekli olduğu kastedilir. Otantik döneme kadar aynı (pir ve ana) sürek, Dêrsim itikat ocaklarında yaşatılmıştır. Kaldı ki genel anlamda Kurmancî dilinde kadınlara “le”, erkeklere de “lo” sesiyle çağırılır!
Bu paralelde devam edecek olursak; Kürtçe’deki, gewl-sözcüğünün karşılığı, “söz vermek, vaat etmek > kavil-i karar vermek” manasını içermektedir. Buradaki “gewl” sözcüğü, Hurrice’de kal-, ku-u-l “söylemek” sözcüğünün karşılığıyken, Kürtçe’deki “kal, kal kirin” terimiyle aynışır. Dêrsim itikat süreğinde yola (Musahiplik) söz vermenin Kurdî tanımı, “iqrar dan, gewl kirin” dir. Yine Proto Hint Avrupa dilinde gal- “çağırmak, feryat etmek” anlamına gelmektedir (Kerim, 2013: 335). Hint tanrıcaları arasında “tahrip ve ölüm tanrıcasının” adı ise, “Kali”dir (Korkmaz, 2011: 23). İtikat süreğinde kutsanan kal’lerin (ruhani liderler, evliyalar) doğaüstü yaratıcılığından çekinilir ve onlara saygıyla yaklaşılır. Batıni Alevilerde saz, tembur çalan tanrısal hakikati ritsel icrada seslendiren, nefesleyen modern tanımıyla Réber, Pir, Pil, Mürşid; Sümerlerin Kalu, Galo’suyla aynışır. Görüldüğü gibi bu kavramsal tamlamaların tümü, Batıni Aleviliğin temel taşlarına işaret etmektedir. Peki bu kadarı yeterli midir? Hayır! Çünkü bu kalıtsal kültlerin yaratıldığı coğrafya da bir o kadar önemlidir! Şimdilik ‘’kal’’in “mâm, mâmân”ına dokunmadan “kal” ile devam edelim:
Bilindiği üzere Dêrsim’in eski adı, Kalan’dır. Kalan adının morfolojik açılımları, yukarıda elde ettiğimiz bu verilerle birlikte değerlendirilmelidir. “Kal” sözcüğüne, Gotça (Gutiler, Gotiler, Getler M.Ö. 3000) ve Kurmancî’deki çoğul eki olan–an eki yapıştırıldığında “Kalan” olur. Kal-an; “yaşlılar, ihtiyarlar, kuvvetli (doğaüstü) insanlar, dinsel ayinler icra eden ruhani, sözüne güvenilir saygın yaşlılar vb.” manalarını da içinde ihtiva ettiği gibi, bu topluluğun yaşadığı bölgenin de adına işaret eder. Yani “gal, kal”ların ülkesi Kalan (Dêrsim)! Türkçe’ye “kale” olarak geçen sözcüğün asıl yuvası, Kurmancî dili olup karşılığı “kela/kele” dir. Kurmancî dilinde kela, kele; “doruk, zirve ve en yüksek nokta” anlamına gelen “kelle” kelimesinden türetilmişitr. Türkçe’deki “kafa” anlamında kullanılan “kelle” kelimesinin çıkış noktası da aynıdır. Yani hem “kale” hem “kelle” ve hem de “kullik” kelimelerinn etimolojik kökeni Kürtçe’deki zirve taşlarına takabül eden “kel(l)e” terimidir (Kerim, 2013: 32). Yukarıda kale, kele, kelle kavramlarıyla vermeye çalıştığımız bu zincirleme morfolojik açılımların tümü; çevresi bir kaleyi andıran sıradağlarla çevrili olan tapınaklar diyarı Dêrsim/ Kalan’ın toponomik coğrafi yapısıyla ve bir ünvansal isim olan ‘’kal, gal’’ ile yakınen ilgisi bulunmaktadır. Bu bağlamda Batıni Alevilikte (İtiqaté Réya Heq) bir selamlaşma eylemi olan kutsanan insanı omuzlarından öpme; “kılle kesme > kille bibirin” şekili de bu çerçevede ele alınmalıdır.
Dêrsim’in antik tarihinde “Kalan, Kalmam” adında bir coğrafik bölge ve bu alanda yaşayan Kalan adına bir antik çağ aşiretinin olduğu bilinmektedir. Hicri 400, Miladi 1010 yılında yazılan Şıx Delil-i Berxécan ocağına ait olan bir iclas belgesini (okul diploması, tahta oturtta) yayınladık (Yar-Yalgın, 2014). Burada zikredilen 43 antik Kürt aşireti içinde “Cemeât u Kalmemân” aşiretinin isminden ve yukarıda sıraladığımız antik kodexlerden, Dêrsim ve Batıni Aleviliğin tarihsel köklerinin ne denli derinlikli olduğu anlaşılmaktadır. Buna karşın; Türkiyat çalışmalarında ve gerekse Türk-İslam sentezci, Ahmet Yesevici neşirlerde; Dêrsim’in antik Kürt aşiretleri, 1071 (!) yılında Anadolu’ya geldiği sanılan birer Tükmen, Yörükan obası, antik Batıni Aleviliğin ise büyücü Şaman inancının bir uzantısı olduğu, hem de sözde akademik araştırmalarla ispatlanmaya çalışılmaktadır!
Bibliografya:
* Aksoy, Bilal, (1985) “Tarihsel Değişim Sürecinde Tunceli” Cilt:1, Yorum Yay. Ankara
* Kerim, Ali Hüsein (2013) “Kürtçe Etimolojik Sözlüğü/ Karşılaştırmalı” Kürt Bilim ve Araştırmalar Enstitüsü, Hagen/ Almanya
* Kutlu, Haşim, (2005) “Kızılbaş Kadın” Alev Yay, İstanbul,
Korkmaz, Mehmet, (2011) “Mitoloji Sözlüğü, Alter Yay. Ankara
* Yar, Erkan- Yalgın, Erdoğan “Şeyh Dilo Belincân‘ın ÈáäÌÇä Ïáæ ÇáÔíÎ Şeceresinin Kısa Bir Analizi” Tunceli Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Cilt 2, Sayı 4, Bahar 2014, Sayfa 7- 32.Ey.....
