Bêrîtan CÛDÎ: İlk adımdan özgürlük yürüyüşüne

Gerillada beni en çok etkileyen, örnek aldığım komutanlardandı Nûjîn… Gözünü kapatıp peşi sıra gidilebilen, sırtını bir dağa yaslar gibi yanındayken güven duyulanlardandı.
Albümümde Nûjîn'in fotoğrafını eski bir arkadaşa gösterirken “Tanır mısın benim komutanımı?” diye büyük bir gururla sordum. “Tanımaz olur muyum? Bu bizim Cenderme Nûjîn” diye yanıt verdi. ''Cenderme'' tanımı karşısında garipseyen bakışlarımı görünce, “Tabii ki bildik jandarmalardan bahsetmiyorum. Ona kolay kolay kimse karışamadığından bu lakabı yakıştırmışlar” dedi. Gözleri buğulandı, bir ara geçmişe daldı ve uzun bir suskunluktan sonra Komutan Nûjîn'in ''Cenderme'' lakabını aldığı o hikayeyi anlattı.
Nûjîn'in ''cenderme'' lakabını aldığı aldığı o çıkışı, Nûjîn'in öncülük ettiği ilk isyanı olduğu gibi, dağlarda sürdürülmek istenen erkek hakimiyetine vurulan ilk tokatlardandı.
Dağlarda, mevzide tüm mücadele sahasındaki kadınların bugün hayranlık uyandıran direnişinin her bir değerinin bir bedeli, evrimi var. Komutan Nûjîn'in hikayesi evden dağlara, kentlere dalga dalga yayılan Kürt kadın direnişinin ilk adımlarının, gericiliğe karşı ilk isyanlarının da hikayesi… Her kadın savaşçının nice bedellerle sürdürdüğü bu mücadele bugünün özgür kadın hareketine de yön verdi, ilkelerini oluşturdu, pratikleştirdi. Nûjîn cesareti ve kahramanlığıyla özgürlük yolunu ardıllarına açanlardan. Özgürlükle egemenlik arasındaki yol ayrımını en net haliyle koyanlardan… Evde, toplumda karşılaştığı kadın tipini gerilla alanlarına da taşımak isteyen erkek egemen zihniyete dur diyenlerden.
En büyük mücadelesini sömürgeciliğe karşı veren PKK, kurulduğu ilk günden bugüne en büyük savaşımını da toplumun değer yargılarına karşı yürüttü. Feodal ölçülerle hapsedilmek istenen Kürt kadınlarının gerilla saflarına akması, bu savaşımın en radikal cephesini açtığı gibi, PKK'nin özgürlük ilkeleri ve mücadelesindeki farkını da ortaya koydu. İlk önce aile içinde verilen bu savaşım, gerilla saflarında da en keskin haliyle sürdü, sürüyor. Toplumda şekillenen kadını gerilla saflarına da taşımak isteyen erkek egemen zihniyete karşı yaşamın her anında mücadele vardı.
Erkek egemenliğinin dayatmalarından biri de kadının toplumdaki geleneklere uyarak başını kefiyeyle örtmesiydi. 80'li yıllarda kadın gerillalar halk nezdinde kötü bir imaj yaratmamak, halkın geleneklerine ayak uydurmak için kefiye takmışlardı. Ancak 90'lı yıllara varıldığında artık kabul görülen ve halkın gurur kaynağı haline gelen kadın militanların bunu devam ettirmesinin bir anlamı kalmamıştı. Ne var ki gerilla saflarında erkek yapısının bazı alanlarda bunu kural olarak dayatması karşısında bir tavır konmasının zamanı gelmişti. Kimilerine göre çok basit gibi gelen bu olay, o dönem için bir isyan haliydi.
Komutan Nujin de erkeğin bu dayatmasına karşı ilk ''muhaberesini'' gerillada tüm yapının bir arada olduğu içtima sahasında verdi. Nûjîn ve birliğinde yoldaşları kadın gerillaların günlük yaşamda kefiye takmaması için karar aldı. Erkek yapısı ilk etapta bakışlarıyla yadırgadıkları tutumlarını, tüm yapının bir arada olduğu içtima sahasına da taşıyarak, buna karşı ortak karar almak istiyordu.
Kadın gerillalar, erkek yapısının yadırgayan bakışlarına meydan okuyarak, o günkü içtimaya da kefiyelerini takmadan katıldı. İçtimadaki sırasından bir adım öne çıkan erkek gerilla söz aldı:
''Kadın arkadaşları sert eleştiriyorum. Neden artık kefiye takmıyorlar?"
Komutan Nûjîn tepkilerin farkında olsa da, bu biçimde içtimaya getirilmesine hazır değildi. O an artık bu dayatmaya son noktayı koymak gerektiğine karar verdi. Evdeki erkek baskısının burada da sürdürülmesine sessiz kalamazdı. İçtima kuralları gereği, söz alan erkek gerilla gibi ne söz istedi ne de bir adım öne çıktı. İzin istemeden sırasından ok gibi fırladı, içtimayı yöneten erkek gerilla komutanının önünde durdu. Erkeklerin kendi haklarında karar alma girişimine öfkeliydi. Gözleri çakmak çakmaktı ama zor da olsa içindeki fırtınayı, çığlıkları susturmaya, sakinleşmeye çalıştı. Başına takmadığı kefiyesini yeleğinin cebinde taşıyordu. Cebinden çıkardı, önce komutanın gözlerine tuttu ve büyük bir hırsla içtima sahasını kaplayan çamurun içine attı. Öfkesi dinmedi, yere attığı kefiyeyi var gücüyle ezdi. Erkeğin tüm buyurganlığını, baskısını da bu kefiyeyle birlikte ezmek, ebediyen bu çamura gömmek ister gibi eziyordu. İnatla, hırsla… Bir anlık değil, birçok zamanın, tüm biriktirdiklerinin isyanı, çığlığıydı bu…
Kefiye çamurda rengini yitirinceye kadar ayağıyla bastı, ezdi, çamura batırdı… Bir kez daha öfkesini frenlemeye, sakinleşmeye çalıştı. Önce komutanın yüzüne baktı, sonra arkasında sıralanan tüm erkek yapısına. Parlayan gözlerini yine komutanın gözlerine dikti ve son sözü söyledi:
''Gördün mü? Bundan sonra bu kefiye, ayaklarımızın altında olacak. Hiçbir zaman siz istediğiniz için bunu örtmeyeceğiz.''
Bu olay ardından gerilla Nûjîn, ''Cenderme Nûjîn'' olarak anıldı. Kadın ordulaşmasının öncülerinden olan Komutan Nûjîn gerici sistemin jandarmalığına ve baskılarına karşı, doğrunun savaşımını verdi, dağların ''Cenderme Nûjîn''i oldu. Yanlışta ısrar eden egemen erkeği dize getirdi. Boyun eğmez duruşu, ele avuca sığmayan asi ruhu ile hep Cenderme Nûjîn'di. O gün içtimada sergilediği bu cesaretini şehit olduğu ana kadar tüm yaşamında fedakarca sürdürdü. Gözü karaca, azimle, inatla yaptı... Diğer yoldaşları gibi, her isyanında dağlarda ilerleyen özgürlük yolunun kapısını araladı, kadının kendi kararlarını aldığı yeni bir dönemin temelini attı. O gün kendilerine dayatılan kefiye için örgütlenen kadınlar, bu örgütlülüğü büyüterek, ordulaşma alanına taşıdı.
Düşman karşısında olduğu kadar, parti içinde hortlatılmak istenen gericiliklere karşı da korkusuzdu. Özlülük, fedakarlık, hesapsızlık, cesaret, duyarlılık özelliklerinin toplamıydı o. Dışarıdaki otoriter duruşunun tersine özünde ince, duyarlı, duygulu, bir o kadar da adil, şefkatli, güvenilir ve sempatik.. Şam'da Mahsum Korkmaz Akademisi'nde gördüğü eğitim ardından bu özelliklerini daha da yetkinleştirdi.
Hep coşkulu, hep dinamikti. Savaşta gözüpekliğiyle, herkesin parmağıyla işaret ettiği bir komutan haline geldi. Nûjîn, adını da aldığı ''yeni yaşamı'' her koşulda savundu; savaşçısı, öncüsü, komutanı oldu. Hiçbir baskıya boyun eğmedi, bedeli ne olursa olsun hep doğruyu tercih etti; bunun mücadelesini verdi, hayalini kurduğu yeni yaşamın militanı, komutanı oldu.
1989 yılında Şirnex'a bağlı Xirbikê Besta Köyü'nden gerillaya katılan Nûjîn Xeyîç kod adlı Vesile Güleç, 14 Eylül 1998 yılında Türk ordu güçleriyle girdiği çatışma sonucu Kato Marînos'ta yaşamını yitirdi.
