‘Böğürtlen Zamanı 2’ çıktı


Halen İzmir Buca Kırıklar F Tipi Cezaevi’nde politik tutsak olarak yaşamını sürdüren ve bugüne kadar yayınlanmış ‘Böğürtlen Zamanı’ ve ‘Köprüdeki Düşman’ kitapları büyük bir beğeni ile okunan Murat Türk’ün yeni kitabı ‘Böğürtlen Zamanı 2’ Mezopotamya Yayınevi’nden çıktı. Böğürtlen Zamanı’nın devamı olan ve 160 sayfadan oluşan kitap, gerilla Şervan’ın arkadaşlarına ulaşmasından kısa bir süre sonra yaşanan operasyon ve bu operasyonda bu defa başka arkadaşlarıyla yalnız kalmasını anlatıyor. İlki kadar sürükleyici ve etkileyici olan kitaba Mezopotamya Yayınevi’nden ulaşmak mümkün.
Roman buluşmayla sürüyor...
Yayınlandığı ilk günden itibaren büyük bir beğeni ile okunan Murat Türk’ün Böğürtlen Zamanı kitabı, okurların uzun ve heyecanlı beklentilerine, yazılan ikinci kitapla cevap oluyor. 1976 Amed- Bağlar doğumlu olan Türk, 1990’da siyasal faaliyetlere başlayarak 1992’de Özgürlük mücadelesine katılır. 1995’te ise tutsak düşerek müebbet hapis cezası ile hüküm giyer. ‘Böğürtlen Zamanı 2’ kitabı yine gerilla Şervan eksenindeki hikaye ile tüm hızıyla kaldığı yerden, devam ediyor. Hatırlanacağı gibi Böğürtlen Zamanı kitabının birinci cildinde gerilla Şervan, girdiği bir çatışmada yaralanmış, arkadaşları onu taşıyamadıkları ve kendilerini riske atamadıkları için saklamak zorunda kalmışlardı. Uzun bir bekleyişin ardından arkadaşlarının gelemeyeceğini gören Şervan, insiyatifi eline alarak yollara düşmüştü. Yaralı haliyle kilometrelerce yol kat etmiş, ciddi tehlikeler atlatmış, birkaç kez ölüm ve düşmanın eline geçmekle burun buruna kalmış Şervan, birinci cildin sonunda uzun uğraşlar sonunda arkadaşlarına ulaşmıştı.
Murat Türk’ün Böğürtlen Zamanı kitabının ikinci cildinde bu kez gerilla Şervan’ın arkadaşlarına ulaşması ve sonrasında yaşananlar konu ediliyor. Şervan’ın bulunduğu birlik tekrar bir operasyona maruz kalmıştır. Çıkan çatışmada Şervan bu defa Ararat isimli yaralı bir kadın yoldaşıyla birlikte gruptan kopar. Tam arkadaşlarını bulmuşken tekrar kaybetmesi, üstelik bu defa yaralı bir kadın yoldaşıyla birlikte yalnız kalması konu ediliyor. Acaba gerilla Şervan ve Ararat sağ salim arkadaşlarına ulaşabilecekler mi?
Yazar, birinci kitabın hikayesinde olduğu gibi, ikinci kitabın hikayesi de okuyucuları etkisi altına alacak. Bu kez okurlar gerillalar Şervan ve Ararat ile tüm zorlukları, imkansızlıkları, Kürdistan coğrafyasının güzelliklerini, yurtsever Kürt insanının fedakarlıklarını, hain Kürtlerin ihanetlerini birlikte yaşayacak, birlikte sevinecek, birlikte üzülecek ve birlikte nefret edecek.
Tüm okuyucuların bir nefeste bitireceği, bitene kadar elinden bırakamayacağı ‘Böğürtlen Zamanı 2’ kitabı, gerilla yaşamının zorluklarını ve güzelliklerini tüm çıplaklığıyla yine herkese yaşatıyor.
Kitapları ve ödülleri
Yazıları çeşitli gazete ve dergilerde yayımlanan Murat Türk’ün Mezopotamya yayınlarında çıkan Böğürtlen Zamanı 1 ve Köprüdeki Düşman adlı kitapları bulunuyor. Bugüne kadar aldığı ödülleri ise, 2006 İsmet Baycan, öykü dalında mansiyon ödülü, 2008 Hüseyin Çelebi, öykü dalında birincilik ödülü,2010 İsmet Baycan, öykü dalında ikincilik ödülü, 2012 2.Yılmaz Güney, öykü dalında eşdeğer ödülü bulunuyor.
KİTAPTAN
‘Sesler kuş̧ku değil huzur veriyordu’
‘’Baş̧ka bir zamanda yaş̧ıyor olsaydık, belki genç Şervan’a Karacehennem Ormanları’nı farklı anlatırdım. Dağ̆larda bıraktığımız izler silinmemeli, bilinmeliydi. Bu yüzden bir yerden geçerken bizden önce orada yaşananları doğ̆al bir görev gibi birbirimize aktarıyorduk. Bu buluş̧ma günümüzü ise, asla unutmayacaktık. Karacehennem Ormanları benim için özel bir mekandı; tıpkı doğ̆duğum ev, çocukluğumu geçirdiğim sokaklar gibi...
Dere kenarında, bir söğ̆üt ağacının serin gölgesinde iki üç saat süren bir banyo ve temizlik yaptım. Doktor, berber, lojistikçi ve diğ̆er arkadaşlardan biri gidip biri geliyordu. Saç ve sakal tıraş̧ı oldum, tırnaklarımı kestim. Yeni elbiselerimi giydim. Bir parça şutik ve palaska da temin etti arkadaş̧lar; ama silahım hala Bruno’ydu. Büyük bir taşa oturup saçımı taradım. Avuç içi kadar yuvarlak bir cep aynam vardı. Kapağ̆ını açıp yüzüme baktım. Zayıf, solgundu yüzüm. Ağ̆acın altındaki çimenlikte, çıplak ayaklarımı güneşe bırakarak uzandım. Geride kalan uzun, zorlu günlerin ardından ilk defa bu kadar güvenle uzanıyordum toprağ̆a. Etrafta duyduğum sesler kuşku değil huzur veriyordu şimdi. Suyun, ormanın, kuş̧ların ve yoldaşlarımın sesi kesilmesin istiyordum.’’
