Çelişkiler yumağı

Hicri İZGÖREN yazdı —

22 Eylül 2022 Perşembe - 07:30

  • Sen ilkin evrensel sevginin adamı olduğunu göster. Kinci ve mağrur olma. Sanma ki hayat sana karşılıksız verilmiş bir armağandır. Gerçek dışarıda değil sendedir. Kendini kolla, kendini bul…  

Sadece kişilerin değil, toplumun hatta siyasi partilerin bile bir psikolojisi vardır. Depresyona girebilir, kendine güvenebilir, paranoyak olabilir veya aşağılık kompleksine sahip olabilir. Bu gibi durumlar siyaset psikolojisi ya da sosyal psikolojinin konularıdır. “Bilişsel Çelişki Kuramı”na göre, insanlar davranışlarını ve düşüncelerini önceki değerlerine göre belirlermiş. Bu değerler; inançlar, tutumlar ve gereksinimleri olabilir. Zamanla veya çevresel faktörlerle edindiğimiz tüm bu değerler kişiliğimize yön verir. İnsan, birçok değere sahip olabilir. Futbol takımı taraftarlığı, bir dine dâhil olma, siyasi bir partiyi tutma gibi genel bir toplumsal konu da olabileceği gibi; daha özel bir takım konular da olabilir. Kişiler zaman içinde bu değerlerine tezat oluşturabilecek bir takım verilerle karşılaşabilirler. Bu veriler, kendi varsayımlarıyla çelişirse, bilişsel çatışma yani bilişsel çelişki oluşur. Bu ve buna benzer davranışlar, gerçeklere olan karşı duruşu tanımlar. Kişiler, kendi inançları için sonradan ortaya çıkan uyumsuzlukları kabul etmeme iradesini gösterebilirler. Eğer bir konuya tamamen inanıyorsak, onun yanlış olmasını istemeyiz. İşte tam bu noktada gerçeklerle yüzleşmekten ya kaçarız, ya da ona karşı koyarız.

*** 

İnsan bir çelişkiler yumağıdır. “Bilişsel çelişki” kuramına göre, insanlar veya toplumlar inandıkları şeylere karşı gelen konulara saldırma eğilimindedir. Bunu yaparken farklı metotlar dener. Örneğin, karşı görüş hiç var olmamış gibi davranır. Yani onu görmezlikten ve  duymazlıktan gelir. Böylece uyumsuzlukla yüzleşmez ve bir nebze olsun kendini kandırmaya devam eder. Ancak bunu yaparken o kadar başarılıdır ki, bunun bir kandırma olduğunu fark etmez. Diğer bir yöntem ise, ne olursa olsun görüşlerini ısrarla savunmasıdır. Bunun için saldırgan bir tavır alır, karşıt görüşü sadece çürütmek istemez onu yok etme arzusu da duyar. Çünkü bu ona göre kendisine yapılmış bir saldırıdır.

Bu kuramın temsilcilerine  göre, bireyler inançlarını korumak için, gelen karşı görüşleri sansür ederler. Sadece inandıkları değerleri seçerler ve onları korurlar. Eğer bu karşıt görüşler arasında seçme zorunluluğu varsa en iyisini değil, kendisiyle en uyumlusunu seçerler. Oysa değişimin gerçeklik kazanması için de paradigmanın değişmesi gerekecektir. Paradigma değiştirmek elbette kolay değildir. Çünkü  değişiminin ima ettiği zihinsel sıçrama, daha önce sahip olunan kimi ezberleri bozma cesaretini gerektirir.
Ezberler bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olma ya da medya dezenformasyonu kaynaklıdır.

Medya bu alanda son derece etkili bir işleve sahiptir. Çünkü medya artık öyle bir güç haline gelmiştir ki insanların düşünce ve davranışlarını denetleme, toplumun yapısını, kurulu düzenini ve bireyler arasında cereyan eden toplumsal ilişkileri yeniden yaratma, yeniden şekillendirme, yeniden üretme ve yorumlama gücüne ve yeteneğine sahiptir.

Ne diyordu Dostoyevski: “Sen ilkin evrensel sevginin adamı olduğunu göster. Kinci ve mağrur olma. Sanma ki hayat sana karşılıksız verilmiş bir armağandır. Gerçek dışarıda değil sendedir. Kendini kolla, kendini bul… İnsanın kendisinden yüz çevirmeye, dünyada olup bitenleri görmezlikten gelmeye hakkı yoktur. İnsan, özgür bir varlık olarak kötüden sorumludur. Kötü olan her şeyle mücadele edilmelidir.” 

*** 

Yazıyı, Alex Kanevsky’nin sözleriyle bitirelim:
 “İnsanoğlu bir gün; Virgülü kaybetti: Söyledikleri birbirine karıştı.


Noktayı kaybetti: Düşünceleri uzayıp gitti, ayıramadı onları.


Ünlem işaretini kaybetti bir gün de: Sevincini, öfkesini, bütün duygularını kaybetti. 


Soru işaretini kaybetti bir başka gün: Soru sormayı unuttu. Her şeyi olduğu gibi kabul eder oldu.

İki noktayı kaybetti bir başka gün: Hiçbir açıklama yapamadı.

Hayatının sonuna geldiğinde, elinde sadece tırnak işareti kalmıştı.
İçinde de başkalarının düşünceleri vardı yalnızca.” 

hicriizgoren@gmail.com

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.