Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve bütçe hakkı

Sezai TEMELLİ yazdı —

15 Aralık 2020 Salı - 22:49

  • Çöktürme planı ve OHAL uygulamalarıyla yaratılan istisna hali süreklileşirken, partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi totaliter karakteriyle, faşizmin kurumsallaşma sürecine meclisi de dahil etme peşindedir.

Mecliste bütçe görüşmeleri bu hafta sona eriyor. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi toplumun bütçe hakkını gasp etmeyi sürdürüyor. Bütçe her şeyden önce kapsamlı bir ekonomi politik metindir ve toplumsal sınıflar üzerinde siyasi iktidarın kararlarının etkisini yansıtır. Bu nedenle politiktir ve doğası gereği sınıfsaldır.

Meclis her şeyden önce toplum adına bütçe hakkını savunan, onu var eden biricik yapı olmak zorunda. Kısıtlı temsiliyetin demokrasinin gelişmesinin önünde bir engel olduğu biliyoruz. Buna rağmen Meclis meşruiyetini bu temsilden alıyor ve bu temsiliyetin dayandığı en önemli toplumsal referans kuşkusuz Bütçe Hakkı.

Mevcut partili cumhurbaşkanlığı rejimi bütçe hakkını yok sayan bir sistemdir. Sistemin yürürlüğe girmesiyle Meclis işlevsizleştirilmiş, yetki ve görevlerini hızlıca kaybetmiştir. TBMM yasama yapan, bütçe yapan bir yapı olmak yerine cumhurbaşkanının talimatları yerine getiren bir yapıya dönüşmüştür. Parlamentonun bütçeye müdahale etme yolları kapatılmış, meclis yalnızca onay işlevi görmeye başlamıştır.

Çöktürme planı ve OHAL uygulamalarıyla yaratılan istisna hali süreklileşirken, partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi totaliter karakteriyle, faşizmin kurumsallaşma sürecine meclisi de dahil etme peşindedir.

Siyasal ve toplumsal olanın inkâr edilmesi anlamına gelen bu sistem, “kanuni” hale gelmiş olsa da demokrasi-eşitlik-özgürlük ekseninde meşruiyet sorunu vardır. Otoriter demokratik düzeninin bile daha geriye götürülmesine neden olan bu sistem, “Tek Kişilik Yürütme Devleti”dir.

Bütçe hakkının olmadığı yerde bu hakkın yoksunluğunun yarattığı tahribatları, krizleri ve bu süreci takip eden çöküşleri izliyoruz. Bütçe hakkı tüm toplumsal hakların aslında bir bileşkesinin bize sunar.

Örneğin Adalet Bakanlığı bütçesini konuştuğumuzda tüm boyutlarıyla adalet meselesini konuşursunuz. Ülkede adalet yok. Adaletsizlik her yeri kuşatmış durumda. Adalet sisteminin nasıl buraya sürüklendiğine şaşırmamalıyız. Çünkü istisna halinin hukuku tecriddir. Ülkede tecrid varsa hukuk devletinden, adaletten söz edemezsiniz. Cezaevlerinde açlık grevleri var. Cezaevlerinde kötü muamele, hak ihlalleri ve işkence var.  Siyasi tutsaklar var. Tutuklu gazeteciler var. Artık sokağa çıktığınızda soluduğunuz hava tecridleştirilmiş bir mahpushane havasıdır.

Ülkenin en temel meselesinin Kürt meselesi olduğu ve meselenin çözümünün de güvenlikçi politikalarla değil siyasal ve toplumsal barış politikalarıyla çözüleceği artık küresel boyutta da ortaya çıkmışken, güvenlik adı altında tüm toplumun nasıl şiddet ve baskı altına alındığını bu bütçe ile bir kez daha izliyoruz.

Bütçe hakkına sahip çıkmak sadece demokrasiye değil, barışa da sahip çıkmaktır. 2021 yılı bütçesi de barışı görmezden gelmekte, yayılmacı politikalara, savaşa ve şiddet merkezli ‘güvenliğe’ fazlasıyla kaynak ayırmaktadır.

Savaş yoksulluktur. Oysa bütçe hakkıyla en çok yoksulların hakkı korunmalıdır. Önceliği savaş olmayan, yoksullukla mücadele olan, emeğin bütçesini yapmadığımız sürece bütçe hakkı hiçbir zaman tam anlamına kavuşamayacaktır.

Bugün Türkiye demokrasisinin önünde en temel iki sorun Kürt sorunu ve yoksulluktur ve bu iki sorun birbiriyle birlikte hareket etmektedir. Diğer birçok yapısal sorunun da ilk elden etkilendiği kaynak yine bu iki sorundur.

Bugün iktidarın bu iki soruna yaklaşımı çözüm odaklı değil, tam tersine bu sorunlardan beslenmeye yöneliktir. İktidar Kürt sorununa demokratik siyaset içinde, çözüm odaklı yaklaşmak yerine savaş ve şiddet politikalarıyla yaklaşmaktadır.

Tekçi, otoriter bir anlayış üzerine yapılandırılmaya çalışılan ama bir türlü sisteme dönüşemeyen, adeta sistemsizliğiyle bu iktidar, kırılgan bir ekonomiyle, aşırı borçlanarak, emeği daha fazla sömürerek, doğayı talan ederek, yolsuzluğu meşrulaştırarak, Kürt düşmanlığıyla toplumu baskı altına almaya çalışarak, toplumun tüm hakları gibi bütçe hakkını da gasp ederek çıkmaz sokakta yol almaya çalışıyor.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.