DEM Parti Batı’da neden aday çıkarmalı?
Hasan KILIÇ Haberleri —
- Batı’da aday çıkarma, örgütlenme ve belediye kazanma başarısı gösterilirse DEM Parti kayyıma ve ideolojik-coğrafik kuşatmaya güçlü cevap verebilir. Böylece devlet aklının stratejik kayyım kararı için fayda-maliyet analizi yapması kaçınılmaz olur.
DEM Parti Batı’da ilk aşamada aday çıkaracağı bazı merkezleri açıkladı. Aday çıkarılacak il ve ilçe sayısının önümüzdeki günlerde artacağını tahmin etmek zor değil. Uzun süredir DEM Parti’nin Batı’nın yerel seçiminde hangi kararı vereceği merak ediliyordu.
Seçimi siyasal mücadelenin alanlarından biri olarak gören siyasi hareketler için seçim stratejisi belli bir politik değerlendirmenin üstüne oturur. Politik sürecin stratejik ve taktik ayakları hesaplanır ve karar buna bağlı olarak verilerek tutum alınır. Nitekim HDP’nin 2019 yılı yerel seçimlerinde “kaybettir-kazan” stratejisi belli bir faşizm analizine dayandırılıyor ve iktidarın daha fazla güç biriktirmemesi için sekteye uğraması gerektiğine dayanıyordu. Bu politik değerlendirme neticesinde İstanbul başta olmak üzere birçok büyükşehirde CHP’nin adaylarına oy kullanıldı. Bu politik değerlendirme üzerine kurulan strateji başarılı oldu. İslamcı gelenekten gelen partilerin onlarca yıldır yönettiği birçok belediye ana muhalefet partisinin yönetimine geçti.
2019’dan 2024’e değişen siyasal konjonktür
2019 yılından bu yana Türkiye’de, Ortadoğu’da ve dünyada birçok açıdan siyasal zeminde değişmeler, kaymalar ve yeni dinamikler ortaya çıktı. Öncelikle kapitalizmin içinde bulunduğu krizde kendini yenileme çabaları henüz sonuçlanmadı. Ukrayna-Rusya savaşı dünyada yeni denklemlerin kurulmasına ve jeo-politik odakların yeniden belirlenmesine neden oldu. En son İsrail-Filistin savaşı ise şiddetin yayılmasına neden oldu.
Türkiye’de ise 2019 yılından bu yana siyasetin dinamiklerinde ciddi değişimler oldu. Öncelikle AKP-MHP ittifakı ve devlet düzleminde kurdukları koalisyon içi çekişmeler derinleşiyor. Soylu’nun görevden alınmasından tutalım Yargıtay olayına kadar birçok olay, bu çekişmelerdeki gerilmelerin örnekleri olarak kayda geçti.
Muhalefet ise iktidardan daha karışık durumda. İyi Parti, Millet İttifakı blokundan çekildi. Çekilmesiyle birlikte yaprak dökümü hızlandı. Saadet, Deva ve Gelecek Partileri ise alternatif olma iddiasını çok kısa süre için bile olsa taşıyamadı. Millet İttifakı’na katkıları ve bu ittifaktan aldıkları arasındaki uçurum, siyasetlerinin meşruluğunu sorgulatmaya devam ediyor.
Emek ve Özgürlük İttifakı ise seçim ittifakı olmayı bile başaramayan bir görüntü izledi. Seçim süreci boyunca iç dinamikleri arasındaki farklılıkları yönetemedi. Aksine saman alevi gibi parlayan ama iz bırakan gerilimler yaşadı.
2024 seçimlerine giderken
Bu hal ve şerait altında 2024 yılı seçimlerine gidiyoruz. DEM Parti geleneği seçim çalışmalarıyla yeniden yapılanma sürecini birlikte yürüttü. Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimi öncesinde milyonlarca oy almasına rağmen “etkisiz” olarak ifade edilen parti, bir kez daha “seçimleri belirleme gücüne sahip parti” olarak kabul edildi ve dikkatleri üzerine topladı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve heyetinin DEM Parti genel merkezini ziyaretiyle partinin üzerindeki dikkatler arttı. Bu görüşme sonrası birçok spekülasyon yazılıp çizilirken DEM Parti Eş Genel Başkanı “Kimsenin ilk yardım çantası değiliz”, “ister ampül ister ok” olsun gibi açıklamalarla bağımsız bir değerlendirme süreci ve üçüncü yolda ısrarlı duruşu işaret etti.
Nihayetinde DEM Parti, 2024 seçimleri için ifade ettiği “kazan-kazan” formülünün gereği olarak çok sayıda merkezde seçime gireceğini duyurdu. Bu açıklamayla partinin yerel yönetimler anlayışını Türkiye’nin birçok bölgesine yayacağını ilan etmiş oldu. Bu kararın sadece birkaç etkisini değerlendirirsek ne kadar isabetli olduğunu görürüz.
1. Yeniden yapılanma sürecinde binlerce kişinin katıldığı toplantı ve buluşmalarda öne çıkan Üçüncü Yol’daki aşınmanın tamir edilmesi için adım atıldı.
2. Siyaset kurumu, onlarca yıldır Batı kentlerine göç eden, o bölgelerde her türlü dışlama ve ayrımcılığa rağmen ticaretinde, emeğinde, sosyal yaşamında yer edinen Kürt toplulukların sosyolojik gelişimine ayak uyduran bir tutum aldı. Böylece siyaset kurumu, sosyolojik gelişmenin gerisinde kalmaktan kurtuldu.
3. Özellikle 2020 yılıyla birlikte karşısındaki rejimi “tek adam”, “faşizm” gibi somut durumu tahlil etmede yetersiz kalan politik değerlendirme aksından kurtulduğunu gösterdi.
4. Batı için verilecek karar genel siyasal iklime doğrudan iz bırakacağı için Kürt coğrafyasında yaşayanları da politik ve moral olarak doğrudan etkileme potansiyeline sahipti. Batı’da aday çıkarma kararı, Kürt halkının hem yeniden yapılanmanın gereklerini yapma hem de Üçüncü Yol’da ısrarcı olma hususlarında partiyle olan güven ilişkisini güçlendirebilir.
5. DEM Parti kayyımlara verebileceği en iyi siyasal cevabın zeminini oluşturdu. Kayyımlar, Kürt siyasetini önce bölgeye sıkıştırma ardından ise bölgede iradesizleştirmeye dönük hegemonik bir projeydi. Batı’da aday çıkarma, örgütlenme ve belediye kazanma başarısı gösterilirse DEM Parti kayyıma ve ideolojik-coğrafik kuşatmaya güçlü cevap verebilir. Böylece devlet aklının stratejik kayyım kararı için fayda-maliyet analizi yapması kaçınılmaz olur.
6. Belki de en önemlisi, Batı’da CHP’yle ortaklık kurmak bölgede Kürt sağının gelişimine ideolojik-politik argüman verecekti ve bunun önü sert şekilde kesilerek tarihe iz bırakacak bir karar verildi.







