editörden

Ancak çağdaş Kürt tiyatrosunun başlangıcı, daha doğrusu dramatik tiyatroyla tanışma 20. yüzyıla denk geliyor. Kürtlerin ilk tiyatro metni olarak kabul edilen ‘Memê Alan’, 1918 yılında Ebdurrehim Rehmi tarafından kaleme alınmış. 1946’da Doğu Kürdistan’da oynanan ‘Dayika Niştîman’, dört parçayı anlatan müzikal bir oyun. Kuzeydeki Kürtler içinse 1959’da Musa Anter’in Harbiye Askeri Cezaevi’ndeki hücresinde yazdığı ‘Birîna Reş’ piyesi ilk Kürtçe oyunu teşkil ediyor. Yine 1970’li yıllarda Sovyetler’de, başta Erivan ve Tiblis olmak üzere, profesyonel anlamda Kürtçe tiyatronun geliştirildiğini biliyoruz.
Kürt tiyatrosu, tek bir dosya altında işlenemeyecek kadar geniş bir konuyu oluşturuyor. Daha önce de PolitikART’ta konuyla ilgili dosyalar sunmuştuk. Bundan sonra da Kürt tiyatrosunu belli başlıklar altında ele almaya devam edeceğiz. Bu sayımızda ise Kuzey Kürdistan’daki çağdaş Kürt tiyatrosunu ele almak istedik.
Buradaki çağdaş Kürt tiyatrosu esasında henüz 20 yıllık bir geçmişe sahiptir. Mezopotamya Kültür Merkezi kapsamında 1992 yılında kurulan Teatra Jiyana Nû bu alanda bir ilki oluşturuyor. Aradan geçen bu kısa süre içinde hem Kuzey Kürdistan’da hem de Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Türkiye metropollerinde onlarca profesyonel ve amatör grup kuruldu, hem Kürtlerin kolektif kültürel belleğinde yer edinmiş destanlar hem de modern oyunlar sahnelendi.
İlginç olansa; özellikle Batı toplumlarında tiyatro giderek giriş ücreti yüksek salonlara sığdırılırken, çağdaş Kürt tiyatrosunun kuzeyde toplumun bütün kesimlerine açık olup, halk ile daha yakından bir temas kurabilmesi. Dolayısıyla Kürt tiyatrosu açısından bir elitizmden söz etmek sanırız mümkün değil.
Bu sayımızda Kürt tiyatrocuları Kemal Orgun, Ramazan İlten ve Berfin Zenderlioğlu tarafından, Kürt tiyatrosunun gelmiş olduğu düzey, grupların çalışmaları ve karşılaşılan sorunlarla ilgili kaleme alınmış yazıları bulacaksınız. İlgiyle okumanızı dileriz.
Bugün aynı zamanda, Azadî örgütünün liderlerinden Cibranlı Halit Bey’in idamının yıldönümü. Sedat Ulugana, Halit Bey’in yaşam öyküsünü PolitikART okurları için kaleme aldı. Bugünlerde ayrıca gazeteci arkadaşımız Evrim Alataş’ın 2. ölüm yıldönümü. Elif Kaya’nın Evrim’in anısına yazmış olduğu yazıyı sunarken, onsuz geçen 2 yılda yokluğunu çok hissettiğimiz Evrim’i sevgiyle ve özlemle anarız.
Mehmet Bayrak’ın kaleminden Ayşe Şan ile ilgili yazısı vesilesiyle bu büyük sanatçımızı da anarken, Dilzar Dîlok’un Baba Tahîrê Uryan’dan Heme Tozi’ye uzanan makalesini beğeniyle okuyacağınızı tahmin ediyoruz. Nihat Gültekin ise, Ağrı’da Mırtıv adıyla anılan Romanları yazdı. Kırıkkale F Tipi Cezaevi’nden Tevfik Kalkan da yazısında, 20 yıl önce yaşamını yitiren Zinnet Karaaslan’ı anıyor, hatırlatıyor. Ayrıca ‘İçeri’den’ isimli sayfamızda bu kez Bolu F Tipi Cezaevi’nden Ahmet Akkurt’un denemesine yer verdik. 17 Mart’ta Siyasi Tutsaklarla Dayanışma Günü vesilesiyle hazırladığımız özel sayıyı, yazı ve şiirleri yayınlanan bütün tutsaklara ulaştırdık. Bir kısmından mektuplar aldık, teşekkürlerini iletiyorlar. Biz de bütün siyasi tutsaklara özgürlük dileklerimizi burada yineliyoruz. Son olarak yıldönümü yaklaşmakta olan İrlanda Paskalya Ayaklanması’nın hikayesini Meral Çiçek’in kaleminden okurlarımıza sunarken, iyi okumalar diliyoruz.
