Hayatımız MED TV ile değişti

Haberleri —

VHS bantlarını ileri geri götürüp izlerdik. Bir keresinde bir aileye misafir olduğumuzda, MED TV açıktı; aileye ‘biraz ileri alalım mı’ dedik. Ev sahibi, “yok dur lütfen, ileri alma” demiş, hep beraber gülmüştük. MED TV hasret gidermekti, moraldi, şenlikti, halaydı.

Hunermend AMELE

 

Tiyatro yapıyorduk ve hep oyuncuyduk, başkası bizi izlerdi. MED TV ile ilk kez seyirci olup, kendimizi izlemeye başladık. Hatalarımızı izlerken, nasıl da kahkaha atardık.

Yıl 1995… Bizim tarihimizde ilk Kürtçe televizyon; MED TV. Kürdistani bir mozaik, Kürtçe ders başı yapan bir okul. İnsanları bilgilendiren, bilinçlendiren canlı bir kitap. Halkın düşüncelerini ekrana taşıyan, asimilasyona dur diyen, unutulan dengbêjleri anımsatan… Kürdistan’ın o cennet manzaralarını, doğasını ekrana taşırken duygu seline kapılırdık.

Hele Ulusal Önderi ve gerillanın canlı canlı gösterildiği anlar… Tüm Kürt dünyasını heyecana boğduğunu nasıl unutabilirim ki!

MED TV ulusal birliğin merkeziydi. Dört parça Kürdistan, herkes oradaydı.

Alışmıştık. Kocaman VHS bantlarına ileri geri götürüp izlerdik. Bir keresinde bir aileye misafir olduğumuzda, MED TV açıktı; aileye ‘’biraz ileri alalım mı’’ dedik. Ev sahibi, “ya yok dur, lütfen ileri alma” deyip, hep beraber gülmüştük. Damda sateliti düzelten oğlu ile aşağıda tv ekranını izleyen baba, “aha çıktı aha giti…’’, ‘’te disa xirakir ker kurê kera“ diyen aileler arasında geçen konuşmaları bile tiyatrolaştırmıştık.

Komiklik değil, güzellik

Kürtçe ‘modern kelime’ aramaya koyulmuşuz. Aborî, paşeroj, pêşeroj, nisbendi, takekesi, amur uhw… Ailelere gittiğimizde de “ya, bu Fransızca kelimeleri niye katıyorsunuz” diyeni mi, ekranda gözünü ayırmayan ve çayları misafirin üstüne dökeni mi dersin. Ekmeğini ocağa koyup MED TV’yi izleyerek, “oğlum sizlere baka baka akşam yemeğimizi de yaktık…” Ardından eşi, “Keşke sadece yemek olsaydı, tencereyi de yaktı bizim hanım…” Bunlar komiklik değil, güzelliklerimizdi.

Makyaj, kravat, takım elbise, saçlara jel vurma, beyaz saçları siyahlaştırma vs… Derken popülizm… Heveslerimizi gıdıklanırdı. Sadece sanatçılarda popülizmin olduğunu bilirdim, oysa siyasetçiler de daha ağır olduğunu gördük.

Herkes ekranda çıkmak için MED TV’ye akın etmeye başladı. Emek verme boyutundan ziyade popülist duyguları olan birçok kişiyi de yanımıza çekti.

Halk saatlerce, sadece ekranda gösterilen MED TV logosuna bakarak güzel yorumlar yapardı. Başka kanalları izlemez oldular. Avrupa’da doğan çocuklarımız Avrupa TV’lerini izlemek için kanal değiştirdiklerinde aile içinde kavgalar çıkardı. Bunun için gençlere ve çocuklara yönelik programlar yapmaya başladık.

Stüdyoda üç grup biçiminde masalar vardı; her masaya bir isim verilmişti. Çiya, Berivan, Roj… Ve yarışma başlardı. Yekşem, duşem, seşem, çarşem, pençşem. Ondan sonraki gün, grup seşem derdi; “Navê diya Eminê Perixanê çiye…” Hepsi ‘tanımıyoruz’ derdi.

MED TV hasret gidermekti, moraldi, şenlikti, halaydı. Ekmek su gibi, Kürt’ün kendisi, Kürdistanlıların da aynası idi…

Tabii o zamanlar herkesin sateliti yoktu. Birbirine yakın Kürtler, bir evde toplanıp MED TV izlerlerdi. Daha sonraları Kürtler satelit almaya koştu. Maalesef en çok da Türk dükkanları bundan kazançlı çıktı.

Alman kanalı RTL’in bölgesel yayın yeri Gutersloch’ta depoya benzeyen bir yeri kiraladık. Tüm teknik elemanlarımız Almanlardan oluşuyordu. Ben hem değişik programlarda yer alıyordum; hem tiyatro oynuyor, hem de çocuk programı olan bir yarışma yapıyordum. Sanatçılar ile söyleyişler yapıp şarkılar söylenen programı sunuyor ve ev ev dolaşıp, ‘Kameramız evinizde’, programı ile halkın düşüncelerini ekrana taşıyorduk. Bir ara Ermenistan’a gidip oradaki Êzîdîlerin ve dengbêjlerini yaşamlarını MED TV için kayıt altına almaya başladık.

Karê Bê Karan

Daha sonra Koma Êhmedê Xanî Tiyatro Grubu olarak her hafta MED TV ekranında tiyatro gösteriminin yanı sıra, “Karê Bê Karan” dizisini ekrana taşıdık. Nerdeyse 24 saatimizi veren bir çalışma ile oradan oraya, programdan programa koşuyorduk.

Ne paramız, ne zamanımız ne de karnımızı doyuracak ekmeğimiz vardı. Hatta bazen karnımızı doyurmak için, ‘heval bu tiyatromuzda yemek sofrası olması gerekir’ derdik. Arkadaşlar da ‘siz de yemeksiz tiyatro yapın’ derlerdi. Aslında aç olduğumuzu bilirlerdi. Paramız ya yoktu ya da çok az olurdu. Öyle ki bir şehirden başka bir şehre gidip gelirken tren bileti dahi alamazdık. Tabii bu durumda trenin tuvaletlerinde saatlerce saklandığımız da olurdu. Yine kostümlerimizi halktan alırdık.

   

Şimdi bu söylediklerimi okuyanlar, “Avrupa’da böyle şeyler var mı” diyebilir. Var var… Bunu yaşayan birçok insan hala hayatta. MED TV’ye büyük emeği geçen Heci Osman hala sağdır, gidip sorabilirsiniz.

Ekmeğimizi ve yatma yerimizi çoğu kez Koma Êhmedê Xanî elemanı Remocan ve Bielefeld çevresinde yaşayan akrabalarımız sağlardı.

O dönemde benim gibi birçok arkadaş, hiçbir karşılık beklemeksizin yıllarca MED TV’ye emek verdi. O dönemde yaptığımız programlar bugün hala kitle içinde konuşulur. Seyirciyi bazen kızdırırdık, bazen ağlatırdık; bazen de kahkahalardan dolayı 32 dişinin görünmesine vesile olduğumuz için mutluyduk. Bazı zamanlar iğneyi, bazen de çuvaldızı incitmeden batırırdık.

MED TV çalışanları amatör ruhla çalışan bir ekipti. Tabii Önderliğin bizi izlediğini bildiğimizden her şeyin güzelini yapmaya çalışıp, hata yapmamaya özen gösterirdik.

MED TV birçok yetenekleri ortaya çıkaran, gerçeği yansıtan, yıllardır inkar edilen ve yok sayılan bir halkın kimliğini, varlığını ispatlayan ve düşmana vurulan bir sille idi. Kürt’ün direnişçi ruhunu ve birlikteliğini ekranda yansıtan dost ve düşmanların görmesine vesile olan bir aynaydı.

Ben ilk Kürt televizyonu MED TV’ye yıllarca emek verdiğim için gurur ve mutluluk duyuyorum.

paylaş

Haberler


   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.