Heval Andok’u anmak

Haberleri —

Hala birçok anımız gözümün önünden akıyor, hatırladıkça da bir ayrı reaksiyon gösteriyor duygularım. Bana kendi ellerinle bir harbiye* yapmıştın ya hani, yazlık kampımızda, odunlu ocağın üstünde; o da burada hala parlıyor. Baktıkça seni anıyorum...

Beni bilirsin, isim koyma yeteneğinde değilim. Verdiğin harbiyeye bir hediye mi diyeyim, gereksinimimin karşılanması için bir ihtiyaç mı diyeyim, yaşam boyu bir eğitim gereci mi diyeyim, hala bir tanımlama özelliğim netleşmedi, aslında böyle net tanımlamalara gereksinimim de olmadı. Ama harbiyen yeleğimin sol, dış cebinde bir mermiyle beraber duruyordu. Tabi resmini televizyonlarda, internet sitelerinde, her zamanki havanda görünceye kadar. Gene gülümsemen kaplamış tüm yüzünü, fotoğrafında o an kim bilir ne hatırladın, ne espiri yapacaksın diye dakikalarca daldım bir kaç kez güzel yüzüne, gözlerine. Bu öyle televizyonlarla, internet sitelerinde olmaz dedim; sürekli görebileceğim bir yere çıkardım fotoğrafını. Belli olmaz hani, her an söyleyeceğin sözlerini kaçırırsam kötü hissederim kendimi... Söylüyordun ya sözlerini, içi mesaj dolu, tabi bir o kadar da espirili; o anda kopardı kahkahalar, tabi alınırdı da mesajlar...

İlk düzenlemem ‘Yeni Savaşçılar Eğitim devresi’nden sonra Çirav Taburuna olmuştu. Aynı taburdaydık ama seni görememiştim, ta ki ilk aylık değerlendirme toplantımıza kadar... Bir baktım toplantıda uzun boylu, kalıbıyla göze hitap eden, vücudu uyumlu, el-kol harekleri de vücuduyla tam bir ahenk tutturmuş, birlik sağlamış biri konuşuyor. Pür dikkat dinliyoruz... Seni o toplantıda tanıdım, süreci değerlendirme ve süreçte bize düşen görevlerin ne olduğunu anlatırken... Tanışmamız ise, toplantıya verilen kısa arada oldu... Ama ben seni daha önce çok duymuştum taburdayken, çok da merak ediyordum, aslında seni uzaktan da olsa tanıyordum. Çünkü sen Çirav Taburuna bağlı tepede birliğine komutanlık yapıyordun ve oradaki hünerlerin taburda sürekli anlatılıyordu, yokluğunda...


Seni takip ediyorlar 

Bilmiyorum duydun mu ya da gördün mü; eğittiğin insanlar Kürdistan’ın dört bir yanında komutanlık yapıyorlar. Senin vesile olduğun Önderlik eğitimiyle savaşıyorlar. En kritik hamlelerde çok önemli roller üstlendiler. Seni takip ediyorlar seni. Silah tutuşlarını bir görsen, birden “İşte heval Andok’un savaşçıları” diyor insan kendi kendine... Gerçekten de eğitimler mıh gibi oturmuş kafalara; ne DAİŞ ne de başka düşman dinliyorlar, ezip geçiyorlar. Bir de kurtarma operasyonlarında savaşta başı çekmek yetmezmiş gibi halay başlarını da çekiyorlar. En son bir arkadaşı gördüm, nasılsın iyi misinden sonra sohbetimizin ilk konusu sen oldun. Son görüşmemizi anlattım, harbiyeyi gösterdim, eline aldı. Biraz baktı gülümsedi, gülümserken gözleri parlıyordu, hem de bir kristalin kıskanacağı biçimde...

Harbiyen (Silah temizleyici) hala cebimde, ama bu sefer gömleğimin cebinde, kalbimin hemen üzerinde... Baktıkça tüm konuşmalarımızı, eğitimlerimizi tek tek geçiriyorum aklımdan. Her bir anının üzerine düşünüyor hem bilinçaltımda hem de bilincimde tutuyorum. Ve hepsine söz veriyorum... Senin komutanda yetişen taburlar da söz veriyorlar. Geçen karşılaştığım arkadaş sana olan sevgisinin düşmana karşı olan intikam duygularını daha da yüksek bir seviyeye taşıdığını ifade etti. Senin savaştığın alanda, büyük bir aşkla intikamını almaya kararlı olduğunu üzerine basa basa dile getirdi...

Barış Tekçe (Andok Hakkari), 11 Ağustos 2015 tarihinde Colemêrg’te yaşmını yitirdi.


ŞERVAN XEBAT

paylaş

Haberler


   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.