Jugendamt korkulu rüya mı?


Almanya’da Jugendamt (Gençlik Dairesi) kelimesi duyduğunda, gençler ve aileleri farklı bir duyguya kapılıyor. İlk kafada canlanan kurgu „Çocukları aileden koparan kurum“ şeklindedir. Öyle mi yoksa kurumun daha farklı bir misyonu mu var?
Êzîdî Kürt kadını sosyal pedagog olan Dilan Özden, 9 yıldır Bielefeld’de çalıştığı Jugendamt’ı gazetemiz için değerlendirdi.
Jugendamt Dairesi ne iş yapar? Görevleri nelerdir? Ailelerin yasal yardım hakkı olan Familienhilfe (Aile yardımı) nedir? Hangi şartlarda Jugendamt devreye giriyor? Anne babalar ne yapmalı? Kurum ailelere nasıl yardım ediyor? Özden bu ve benzeri sorularımızı cevapladı. Özden ailelere ise „Çocuklarınızla ilgilenin, onlara sevgi ve güven verin“ diyor.
Kısaca biraz Jugendamt’ı (Gençlik Dairesi) tanıtabilir misiniz? Ne iş yapar? Sorumlulukları nelerdir?
Jugendamt daha çok ana okulları, okullar, aileler ile çalışan bir çatı kurumudur diyebiliriz. Aileler, çocuklar ve gençler en önemli hedef gruplardır. Nerede çocuk, genç varsa Jugendamt bu alanlara talep doğrultusunda müdahale edebiliyor. Bu gruplardan sorunlu olanlara yardım eder. Örneğin kimsesiz çocukları koruma altına alır. Sorunlu gençlerle ilgilenerek sorunlarını çözüp onları tekrar aile, okul ve toplum ortamına kazandırır. Jugendamt’ın birçok yardım grupları vardır. Mesela aile bakımı, bireysel bakım, grup bakımı gibi. Bir aileye yardım edildiğinde gerekiyorsa her birey için ayrı ayrı bakıcı (betreuung) verilebiliyor.
Uzun süredir Gençlik Dairesi ile çalışıyorsunuz. Sizin sorumluluğunuz nedir? Ne tür bir fonksiyonunuz var Gençlik Dairesi‘nde?
Ben 9 yıldır Bielefeld Jugendamt Dairesi (Gençlik Dairesi) ile çalışıyorum. 5 kişilik bir grubumuz var. Daha çok sorunlu aileler ve 18 yaş altı çocuklarla ilgileniyorum. Aile içinde problem varsa biz devreye giriyoruz. Örneğin çocukların okullarda sorunları veya anne babaları ile sorunları oluyor. Yine anaokuluna giden çocuklarla ilgileniyoruz. Bu çocukların yeme içmelerinden tutun doktor sorunlarına kadar her konuda sorumluluk içindeyiz. Aile içinde yaşanan bu tür sorunlar Gençlik Dairesi’ne intikal ettiğinde hemen biz görev alarak devreye giriyoruz.
Halk arasında bilinen bir deyim var ‘’Aman çocuğuna tokat bile atma Jugendamt hemen elinden alır“ diye. Doğru mu? Hemen çocuklar ailelerinden koparılıyor mu?
Hayır. Bu doğru değil. Jugendamt’ın ilk hedefi şiddet gören çocuğu aileden almadan sorunları çözmektir. Bir çocuğu büyütmek, devlete çok pahalıya mal oluyor. Bu nedenle hedef, varolan sorunu aile içinde çözmek ve aileye yeniden şans vermektir. Bir ailede sorun çıktığında Jugendamt devreye giriyor. Aile içinde çocuk varsa aile ile birlikte oturup konuşuyoruz. Sorunun giderilmesi için 6 ay ya da 1 yıl sürekli görüşülür. İlgilenilir. Bir daha tekrar etmemesi için sorun çözülmeye çalışılır. Fakat aile içinde şiddet gören çocuğa yardım talebinin aile tarafından kabul edilmemesi durumunda Jugendamt yalnız başına karar verme yetkisine sahip değildir. Yani çocuğun aileden alınması, en son Aile Mahkemesi’nin vereceği kararla olur.
Peki hangi durumlarda Jugendamt devreye giriyor? Madde madde sayarsak nedir bu başlıklar?
Jugendamt’ın devreye girmesini gerektiren başlıca konu başlıkları vardır. Önce sorun dinlenir. Yerinde incelenir. Eğer sorun aile yardımı (Familienhilfe) denilen yardım grubuna giriyorsa bu yönlü ailenin yardım alması önerilir. Eğer başka sorunlar varsa ki bunların başında fiziki şiddet gelmektedir. Çocuklara ve anneye karşı şiddet olduğu tespit edildiğinde Jugendamt devreye giriyor. Uygulanan şiddet çok üst seviyede ise anneye öneriler sunuyor. Örneğin eşinden ayrılması, sığınma evlerine yerleşmesi gibi. Bu şekilde hem annenin hem de çocukların korunması sağlanıyor. Diğer noktaları ise şöyle açıklayabilirim. Çocuğun beslenme koşulları, yaşadığı evin durumu, psikolojik yapısı dikkat edilen ve başta okul olmak üzere ilgililer tarafından takip edilen noktalardır. Siz bir çocuğu kışın ince elbise ile okula gönderirseniz, 3 yaşındaki çocuğunuzun dişleri çürümüşse, okula moralsiz gidiyorsa, kahvaltı sofrasına patates kızartması koyarsanız bunlar dikkat çeker ve iyi sonuçlar vermez. Kurum, çocukların kendilerinin de başvurduğu durumlarda devreye giriyor. Çocukların kendilerini geliştirmeleri yönünde müdahale ediyor. Çocuğun iyi koşullarda büyümeye hakkı vardır. Okulunda başarılı olması için gerekirse aileye yol gösterici telkinlerde bulunur.
Ailelere yardım edilirken kültürel özellikleri dikkate alınıyor mu?
Bielefeld’de yaşayan çok farklı halklar ve kültürler var. Tabi ki, ailelere yardım eli uzatıldığında kültürel özellikleri dikkate alınıyor. Başta dil konusuna dikkat edilir. Örneğin ben Kürt’üm, bir Türk ailesine gidebilmem için Jugendamt önce o aileye „bir Kürt‘ün yardımcı olarak gelmesinde sizin için sakınca var mı?“ şeklinde sorar. Aile onay verirse biz gidebiliyoruz. Aynı şekilde bir Kürt ailesine sorulur. Ama şu yapılmıyor. Bir aile „Çocuğa tokat atmak bizde kültürdür“ derse, kimse buna müsade etmez. Fakat çocuk evde çorapsız gezmiş, başörtü takmış, domuz eti yememiş bunlar önemli değildir. Kimse bunlara karşı çıkmıyor.
Aileler nasıl yardım talebinde bulunabilir? Bunu da biraz açabilir misiniz?
Bu konuda toplumda bir korku var. Özellikle bizim Kürdistanlı ailelerde bu korku var. Devlet kurumlarına gidip yardım talebinde bulunmaktan çekiniyorlar. Hele hele Jugendamt’a başvurduklarında sanki çocukları hemen ellerinden alınacakmış gibi düşünüyorlar. Oysa öyle değil. Ailelerin yasal olarak yardım talebinde bulunma hakkı var. Son zamanlarda görülen bir gerçek var. Aileler artık gençleri ile baş edemiyor. Özellikle sorunlu gençlerin sayısında artış var. Bu durum ailelerin Jugendamt’dan yardım istemesi ile sonuçlanıyor. 13-14 yaşındaki çocuklar artık ailede kötü alışkanlıklardan dolayı sorun olmaya başlıyor. Bu durumda aileler kendileri Jugendamt’la ilişkiye geçip yardım isteyebiliyor. Bize yol gösterin diyorlar. Bu noktadan sonra biz gidip o gençlerle ilgileniyoruz.
Biz gidip o gençlerin okulları, öğretmenleri, anne-babaları ile konuşuyoruz. Genç ile konuşuyoruz. Onu tanımaya çalışıyoruz. Ne yapabiliriz? Dolayısıyla ile sorunlu bir gençle en fazla 18 ay ilgilenebiliyoruz.
Aileler ne gibi eksiklik yaşıyor?
Mesela anne babaları bize gelip çocuklarının sorunları var diyorlar ama çocuklarını yeterince anlayamıyorlar. Çocuğun psikolojik, ruhsal, moral açılardan anlayamıyorlar. Anlayamayınca cevap olamıyorlar. Kendi çocuklarını tanımıyorlar. Çocukların sevgiye, şefkate ihtiyacı var. Ben çok tanık oldum. Gençler şunu söylüyor, „Öğretmenlerimiz bize çok başarılısın seninle gurur duyuyorum diyor. Ama aynı cümleyi ben anne-babamdan da duymak istiyorum.“
Çocuklarımız Avrupa’da büyüyor. Diğer çocukları görüyorlar. Anne babalarını görüyorlar. Aynı sevgi ve şefkati kendi ailesinden de bekliyor. Bu eksiklik onların psikolojilerini olumsuz etkiliyor. Bu sevgiyi çocuklarımızdan esirgememeliyiz. Bu çocuğun gelişimi için çok önemlidir.
Bir aile yardım talep etmek isterse ilk önce neler yapmalı? Nasıl başvurmalı Jugendamt’a?
Başta aileler şahsen başvuru yapmalıdır. Başvuru esnasında kendi kültürel hassasiyetlerini dile getirebilirler. Örneğin aile Kürtçe bilen bir bakıcının, kendi kültürlerini tanıyan birisinin gönderilmesini talep edebilir. Jugendamt bunları dikkate alıyor. Daire, en iyi kiminle, nasıl sonuç alınabilirin hesabını yapıyor.
Birçok Kürt ailesi ve gençleri ile çalışıyorsunuz? Neler gördünüz? Neler söyleyebilirsiniz?
Benim en çok yaşadığım sorunların başında şiddet geliyor. Şiddet derken hem fiziki hem ruhi anlamda söylüyorum. Bizimle konuşan gençler her şeyi anlatıyorlar. Aileden sevgi, şefkat, ilgi beklediklerini söylüyorlar. Mesela çocuk okuldan geldikten sonra ya da akşam eve geldiğinde anne babası çocuğunu karşısına alıp, “Oğlum-kızım bugün neler yaptın? Nasıl geçti?“ diye sormalıdır. Yine anne babalar çocuklarının bakımında, aile içi eğitimde yetersiz kalıyorlar. Bir örnek vereyim, bir çocuk günde en fazla yarım saat televizyon izlemesi gerekirken, bizim Kürt ailelerinde bu saatleri buluyor. Yine küçük bir çocuğun 10-12 saat uyuması gerekirken, bizim ailelerde bu zaman azalıyor. Yine 3-4 yaşındaki bir çocuk, anne babasını dövüyor. Küfür ediyor ama anne baba buna karşı gülüyor. Olmaz böyle. Çocuğa hemen yaptığı davranışın yanlış olduğu anlatılmalı. Bu konularda maalesef Kürdistanlı ailelerimizde sorunlar var. Çocuklarımıza değer vermiyoruz. Kural koymuyoruz. Yetiştirme tarzımız çocuklarımızın kişiliğine dolayısı ile gelecek yaşamına etki ediyor. Sorunlu yetişen bir insan toplum içinde tabı ki sorun teşkil ediyor. Bunlara dikkat etmeliyiz.
Çocuklara sevgi verilmeli
Ailelere önerileriniz nedir? Yukarıda saydığınız problemlerin aza indirilebilmesi için aileler ne yapmalı?
* Aileler Jugendamt’ın sunduğu, aile yardımını (Familienhilfe) almaktan kaçınmamalıdır. Bu yardımı almaları çocuklarının ellerinden alınacağı anlamına gelmiyor. Bu yardımların kesinlikle avantajları vardır. Bu yardım ücretsizdir. Bu yardımlarda sınıf farkı gözetilmez.
* Anne ya da baba her gün çocuğunun karşısına oturup 15-20 dakika ilgilenmesi, onunla konuşması, derslerini sorması çocuğa güven duygusu vermekte ve kendisine değer verildiği duygusunu vermektedir.
* Çocuklarına sevgi ve güven vermeliler.
* Çocuklarının yanında kesinlikle tartışılmamalı. Aile içinde yaşanan şiddet ve kavga ortamı çocukları olumsuz yönde etkiliyor.
* Anne- baba aldıkları bir kararı birlikte uygulamalılar. Örneğin çocuk TV izlemek istiyor, anne evet baba hayır dediği zaman olmaz. Kararları aynı olmalıdır.
* Anne ve baba her biri kendi görevini bilmelidir. Görevlerini karıştırmamalılar.
* Ailede çocuklarına kural koyabilmeliler. Örneğin zamanında uyumaları, sus dediğinde susmasını bilmeleri gibi.
* Özellikle bizim Kürt ailelerimiz çocuklarının gelişimi ile ilgilenmiyorlar. Doğal haline bırakıyorlar.
MURAT MANG/BIELEFELD
