Kardeşim Yakup’la gurur duyuyorum

Haberleri —

“O doğru olanı yaptı. Kardeşimle gurur duyuyorum. Kötü yola gitmedi ki! Kimse onu zorlamadı da. Kendisi yolunu seçti. Canı gönülden gitti. Biz buna şahit olduk. Gitmeden bana ‘şehit olursam ağlama’ dediği için de ağlamıyorum!” MURAT MANG BIELEFELD Bir tabak yaprak sarması ve yanında yoğurt tabağını önüme koyarak, “Bugün Yakup’un en çok sevdiği yemeği yaptım. Her yıl şehit düştüğü gün yaparım” dedi Nazlı. O anda bugünün 7 Mart, Yakup Alcalı’nın şehit düştüğü gün olduğunu fark ettim. 7 Mart günü, farkında olmadan Yakup Alcalı’nın Almanya’nın Herford kentinde yaşayan ablası Nazlı ve eniştesi Deniz Yasa’nın evine misafir olmuştum. HPG gerillası Yakup Alcalı (Agit Gabar) 7 Mart 2007’de 3 arkadaşı ile birlikte İran pastarları ile girdikleri çatışmada Urmiye’de (Hecî Beg Alanı) şehit düşmüştü. 1999 yılında özgürlük saflarına katılan Yakup Alcalı’nın Kürdistan-Avrupa, Avrupa-Kürdistan arasında gidip gelen özgürlük yolculuğunu, ablası ve eniştesinden dinliyorum. Maraş’ın Pazarcık ilçesinde, 1981 yılında doğan Yakup Alcalı 14 yaşında geldiği Almanya kendi deyimi ile “Kürtlüğüm ile tanıştığım yer” olmuştu. Başarılı ve zeki olan Alcalı, Almanya’da elde ettiği tüm imkanları reddederek geldiği vatan topraklarına bu kez özgürlük savaşçısı olarak geri dönme kararı almıştı. ‘Mezarını bile göremedik’ Ablası Nazlı Yasa, kardeşinin naaşının halen İran’da olduğunu ve tüm çabalarına rağmen getiremediklerini belirterek söze başladı ve gözleri uzaklara dalmış şekilde, “Yakup 2007 yılında Urmîye’de şehit düştü. Cenazesi İran pastarlarının eline geçmiş. O çatışmada bir İran generali ve çok İran askeri ölmüştü. Cenazesini getirmek için 4 ay uğraştık. 3 arkadaşı ile birlikte şehit düştü. O zamanlar ben, babam, kardeşim, mühendis bir akrabamız toplam 7 kişi Wan’a gittik. O dönem Van Baro Başkanı Bekir Kaya ile görüştük. Ortam çok kötüydü. Avukat bize, ‘7 kişi İran’a giderseniz sizi içeri atabilirler, çıkmanıza izin vermeyebilirler’ deyince geri dönmek zorunda kaldık. Babam Ankara’daki İran Konsolosluğuna gitti yine olmadı. Cenazeyi getiremedik. Mezarını bile göremedik” derken sözler boğazında kilitlendi. Durdu, konuşmadı, ağlayamadı. Ağlamadı çünkü sonradan öğreniyoruz ki ağlamamak için kardeşine söz vermişti Nazlı… ‘Urmiye’deki askeri mezarlığa gömmüşüz!’ Kısa sessizlik ardından eşi Deniz söze girerek devam etmek istedi. Fakat Nazlı Yasa kararlı ve öfke ile kaldığı yerden sözüne devam etmeye başladı: “Avrupa’dan da birçok dilekçe ve başvuru yaptık. Almanya, Türkiye, İran konsolosluklarına ve insan hakları kuruluşlarına ama hiçbir cevap alamadık.” Kardeşinin cenazesini getirmek için mücadeleye devam ettiklerini söyleyen Nazlı Yasa, son olarak komşuları olan İranlı bir aileyi devreye koyarak sonuç almaya çalıştıklarını paylaşıyor bizimle: “İranlı komşumuzu devreye koyduk. Kadın komşumuz İran’da avukat olan kardeşi ile konuştu. Avukat kardeşinin Urmiye’de subay bir arkadaşı aracalığı ile bir cevap aldık. İranlı subay ‘hiç uğraşmasınlar, biz Urmiye’deki askeri mezarlığa gömmüşüz. Dini inançlarımız gereği kesinlikle cenazeleri çıkarmayız. Ölmüşler artık. Bizim de çok askerimiz ölmüş’ şeklinde cevap vermiş. Artık yapacağımız bir şey kalmamıştı.” ‘Tercümanlık yapıyordu’ Hem Kürdistan’da hem de Avrupa da yanlarında kaldığı için onu iyi tanıyan eniştesi Deniz Yasa ise, Yakup’u şöyle anlatıyor: “14 yaşında Avrupa’ya geldi. Ülkedeyken okulunda hep başarılıydı. Hep takdirname alırdı. Ortaokulu bitirdikten sonra geldi. İlk yıllar yaşından dolayı Gençlik Evi’nde (Jugendheimde) kaldı. 6 ay içinde Almancayı öğrendi. Leverkusen’de tercümanlık yapıyordu. Biz ondan iki sene sonra Almanya’ya geldik.” ‘Bir halk için gidiyorum’ Yakup’u anlatmaya devam eden eniştesi Alcalı’nın Kürt Özgürlük saflarına katılmasında en çok etkili olan nedenleri sıralarken Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın yakalanmasının onu dağlara götürmekte son nokta olduğunu anlatıyor ve devam ediyor: “Bir de halasının oğlu, kuzeni şehit düşmüştü. Bunların da etkisi vardı üzerinde. Kendisi bir ara bana, Mehmet Bulmuş (halasının oğlu) şehit düştüğünde karar almıştı; ‘ben gideceğim’ demişti. Avrupa’ya geldiğinde akrabalarının sahiplenmemesi onu üzmüştü. Kafası çalışan bir genç olduğu için ideolojiyi çabuk kavramıştı. Burada o yaşında Üniversiteyi dışardan okumaya başlamıştı. Sonra Başkan APO yakalanınca çok etkilendi. O dönem katılım kararı aldı. Giderken vedalaşmak için geldiğinde ablası ‘ben kendimi öldürsem sen yine gider misin?’ Diye sordu. Yakup da ‘giderim çünkü sen bir bireysin ama ben bir halk için gidiyorum’ diye cevap vermişti. Bir de espri yaparak ‘o zaman seni de şehit olarak anarız’ demişti ablasına.” ‘Kürt’üm ama Kürtlüğümü bilmiyordum’ Yakup Alcalı’nın çok kitap okuduğunu söyleyen ablası Nazlı, kardeşi şehit Yakup’un katılım kararı almasının kendisi ile paylaştığı diyaloğu anlatırken duygularını gizleyemiyordu. Gözleri dolmuştu ama ağlamıyordu. Nazlı Yasa, “Urfalı ve bizim akrabamız olan iki arkadaşı vardı. Onlar derdi bana Yakup mutlaka gidecek. Bana göre daha küçüktü. Partiye katılma kararı aldığını bana söyledi. Ben de ‘çok gençsin biraz bekle sonra katıl’ dedim. Hem kızarak hem de sitem ederek dedi ki ‘hayır genç olabilirim ama ben ne yaptığımın bilincindeyim. İyi ki gelmişim Avrupa’ya. Ben Türkiye’de partiyi böyle tanımıyordum. Kürt’üm ama Kürtlüğümü bilmiyordum. Burada daha iyi öğrendim’ şeklinde cevap verdi” diyor. ‘24 yaşında şehit düştü’ Kardeşi Yakup’un özgürlük gerillası olmasındaki en büyük etkenin ne olduğunu sorduğumuz ablası Nazlı, “Başkan Öcalan yakalandığında çocuk böyle acayip olmuştu. Oturuyordu ama sanki burada yoktu. Hemen gidip Öcalan’ı hapisten çıkarmak istiyordu. İşte o zaman tam katıldı ve gitti işte. Çok duyarlıydı. 24 yaşında şehit düştü.” Kendisi ile birlikte gitmediği için çok pişman olduğunu itiraf eden Nazlı Yasa “Keşke o zaman elini tutup onunla beraber gitseydim. Gitmediğim için çok pişmanım” derken gözleri yine doluyor. Ağlamamak için kendini çok zorluyordu. Ama sözüne sadıktı Yakup’un ablası Nazlı, oradan mektuplar gönderdiğini söylüyor. ‘O doğru olanı yaptı’ Binlerce Kürt genci ülkesinin özgürlüğü için canını feda edip şehit düşmüştü. Hepsi yazılmış tarih olan Kürt gençlerinden biri olan Yakup Alcalı belki ilk defa gazete sayfalarında yazılmış olacak. Tarih sayfasına notunu düşen şehit Yakup Alcalı ablası aracılığı ile sözüne bağlılığını tekrarlıyordu adeta. “Yakup kötü bir şey yapmadı” diyen Nazlı Yasa, şunları söylüyordu: “O doğru olanı yaptı. Kardeşimle gurur duyuyorum. Kötü yola gitmedi ki! Kimse onu zorlamadı da. Kendisi bu yolu seçti. Kendi isteğiyle canı gönülden gitti. Biz buna şahit olduk. Hep ‘ben doğru olanı yapıyorum’ derdi. Memlekette de okula gittiğinde yanımızda kalıyordu. Burada da yanımızda kaldı. Kafasına bir şey koydu mu yapardı. Diğer kardeşlerine benzemezdi. Farklıydı. İntikamları alınacak, biliyorum. Yakup bana ‘bak abla ben şehit olursam sakın sakın ağlama. Ağladığın zaman benim kemiklerim sızlar’ diyordu. O yüzden ağlamıyorum. Bana Irak’ta iken üç defa mektup yazmıştı. Yakup şehit düştükten sonra kapımızı çalan olmadı. Ama olsun. Biz elimizden geldiğince şehidimize sahip çıkacağız. Biz ölene kadar da her 7 Mart’ta gazetemiz Özgür Politika’ya anma ilanını vereceğiz.” Nazlı Yasa, sözünü bitirirken, “Heval tabağındaki sarmaları bitirmen lazım” demeyi ihmal etmiyor. Ben de Yakup Alcalı’nın hatırına ablanın söylediğini yapıyorum.
paylaş

Haberler


   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.