Kuvveden fiile geçme zamanı

Sezai TEMELLİ yazdı —

25 Ocak 2022 Salı - 23:30

  • ‘Kürt Meselesinin geri dönüşü’ AKP-MHP ittifakının kesin yenilgisi olarak kendi başına kıymetli olsa da, bugün Kürt Meselesinde toplumu esas almayan çözümler üzerinden tartışmak, tekrar baskılanma tehdidini yaratmaya adaydır. Kürt Meselesinde tüm siyasi partiler kendi yaklaşımlarını tekrar gözden geçirmeli; sınıfsal farklılıkları, kültürel ve kimliğe dair özgünlükleri, inanç farklılığına dayanan toplumsal gerçekliği sahici bir anlayışla yeniden düzenlemelidir.

Bugün siyasetin Kürt meselesinde artık yok sayamayacağı gerçeklik, Türkiye’de Kürt halkının iradesini ve hakikatini dikkate almayan, çözümün adresini tecritte ısrarcı olan bütün siyasi aktörlerin kaybetmeye mahkûm olmaları gerçekliğidir. Kısa geçmişe baktığımızda AKP-MHP faşist ittifakının yaratmış oldukları çoklu kriz ikliminin ve nihayetinde çöküş sürecinin başat nedeni meseleye dair ısrarla sürdürdükleri inkâr ve ret politikalarıdır. Bugün siyaseten tükenmiş birer yapıya dönüşmelerinin temelinde çözümsüzlüğe dayalı siyasetin belirleyici olduğunu söyleyebiliriz.

Bu uğursuz ittifakın başlattığı son, halkların yeni bir başlangıç eşiğine işaret ediyor.

Aradan geçen yedi yıllık zamanda gerek Türkiye’de gerek Ortadoğu’da gerekse de dünyada Kürt meselesi çeperinde yaşanan gelişmeler her şeyden önce Kürt Meselesini yeniden tanımlamayı, çehresini yeniden belirlemeyi ve sınırlarını yeniden çizmeyi gerekli kılıyor.

Kürt Meselesinin tarihsel hakikatini de kapsayacak şekilde yeniden tartışılması ve tanımlanması, bugün hiç olmadığı kadar yeni dönem adına zaruridir. Çünkü Kürtler aradan geçen bu zaman zarfında hakikatlerini ellerine almış ve emekle büyüttükleri mücadelelerinde tarihte görülmemiş eşikleri aşarak güçlü bir noktaya varmıştır. Kürt meselesinin düşünüldüğü sınırlar, mekân ve jeo-stratejik çerçevesi dönüşmüş; Kürtlerin ezildiği ama direnerek kazandığı bambaşka bir çehreye ulaşmıştır.

Dolayısıyla, artık devletin veya ulusalcı-milliyetçi çevrelerin gramerleri ile anlaşılamayacak ölçüde genişlemiş bir mesele ortada durmaktadır. Bu yönüyle Kürt Meselesi sadece 'kültürel hakların iadesi' veya 'hukukun üstünlüğü' gibi liberal anlayışa işaret eden sıfır noktasına teslim edilemez.

Kürt Meselesinin çözümünü salt Türkiye ekonomisinin düzelmesine veya demokrasi ile ekonomi arasında kurulmak istenen ilişkiye bağlamak eksik bir yaklaşım olacaktır. Liberal demokrasi esintili her bir çözüm önerisi HDP’nin en önemli düsturlarından olan radikal demokratik çözüm potansiyelini kaçırdığı için politika dışına itilmek ve çözümden uzaklaşmak riskiyle karşı karşıyadır.

Demokrasiye prosedürel yaklaşan bu "hayali demokrasi" iddialarına karşı direnişi, eylemi çağıran ve örgütleyen radikal demokratik potansiyeli mümkün kılmak bugün için kaçınılmazdır. Liberal demokratik anlayışa sıkışmış siyasetin eylemi dışlayan, düzenin içine yerleşerek kartel hale gelen anlayışlara karşı demokrasinin dilini daha güçlü şekilde söze ve iddiaya dönüştürmek radikal demokratik çözümün yegâne asabiyetidir.

Radikal demokratik dilin grameri Demokratik Cumhuriyettir. Bir yaşam formu ve yönetim yapısı olarak Demokratik Cumhuriyet, Kürt Meselesini hem kimlik hem de sınıf açısından kesen, çoklukları bir arada düşünmeyi mümkün kılan, eşit ve adil bir yaşamı toplumun kılcal damarlarına kadar örgütleyen mutlak demokrasinin adresidir. Demokratik Cumhuriyet iddiası tekçi ulusalcılığa ve faşist milliyetçi-muhafazakarlığa, ulusal kodlardan kurtulamayan sol’a karşı üçüncü yol’un mümkün kılınmasıdır. Üçüncü yol aynılığı değil farklılıkları; tekliği değil çokluğu; merkezileşmeyi değil yerel demokrasiyi; eşitsizlikleri değil adaleti; burjuvanın makyajlı politikliğini değil devrimci politikayı örgütlemektir.

‘Kürt Meselesinin geri dönüşü’ AKP-MHP ittifakının kesin yenilgisi olarak kendi başına kıymetli olsa da, bugün Kürt Meselesinde toplumu esas almayan çözümler üzerinden tartışmak, tekrar baskılanma tehdidini yaratmaya adaydır. Kürt Meselesinde tüm siyasi partiler kendi yaklaşımlarını tekrar gözden geçirmeli; sınıfsal farklılıkları, kültürel ve kimliğe dair özgünlükleri, inanç farklılığına dayanan toplumsal gerçekliği sahici bir anlayışla yeniden düzenlemelidir.

Not: Sezen Aksu kendisine yönelik saldırıya yanıt verirken kim hancı kim yolcu diye güzel bir hiciv sergilemiş. Diyarbakır’ın da hanları meşhurdur, çok yolcu gördü ama mesele hala orta yerde. Siyasetin Kürt halkıyla imtihanı sürüyor…

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.