Minik hevallere!

Haberleri —

Sevgili can yoldaşlarım Argeş, Şîmal, Agir, Şiyar merhabalar...
Sizlere bu satırlar aracılığıyla ulaşmaya çalışırken çok zorlandığımı, mahcubiyetimi saklama çabası olduğumu itiraf etmeliyim. Bu konuda geciktiğimin farkındayım ama ilerleyen satırlarda belki bana hak verirsiniz. Çünkü aramızda oldukça derin farklılık yani kuşak farkı düşündürüyordu. Size arkadaş derken sanki yaşamsal yükümüzü paylaşmaya zorluyordum. Çünkü adı üzerinde çocuktunuz. Ancak çok geçmeden zoraki zorunluluktan kaynaklı bu arkadaşlığın gereğine inandım. Ayrı yerlerden de olsak, aramızda kuşak farkı da olsa, yazgıda ortaklığımız, arkadaşlığımız söz konusu.
Dün tarihimizi karartan bugünün uygulayıcılarının bizlere reva gördüğü kelepçenin etkisi, sizlere de büyük bedeller ödettiriyor. Çocukluğunuzu atlatarak-yaşattırmadan size ağır gelebilecek bedeller ödettiriliyor. Bu küçük yaşta sabretmeyi, sevgiyi doğal mecrasından yaşayamamayı, içinizden geldiğince davranamamayı dayatıyor, kısacası hak edilmedik bir kısıtlılık girdabında yaşamak zorunda bırakılıyorsunuz. Bizlerin ayrı ayrı hikayeleri olsa da tüm farklılıklarımıza rağmen, ortaklaşmak zorunda olduğumuz, yazgılı olduğumuz onurlu yaşamın inşasındandır, özgürlüğe olan tutkumuz, kendimiz olmadaki ısrarımız, inadımız, inancımız ve kazanmaya kilitlenmiş irademizden ve yine cehenneme çevrilmek istenen yaşamımızda, cennet havası yaratmadaki ısrardandır.

Yürek yükümüz ortaktır
Canlarım şu an itibariyle birbirimizden haberdar ya da habersiz farklı mekanlardayız. Ama yürek yükümüz ağır ve de ortaktır. Agir arkadaşım, Riha Pirsus’tan, Argeç Elbaq’tan, Şîmal Bilîs’ten ve Şiyar arkadaş Îdîr’den. Amacım bu yazıyla hem size ulaşarak hasret gidermek hem de yaşamımızdan kesitler sunarak sizi birbirinize daha da yakınlaştırmak, tanıştırmaktır. Aslında birbirimizi görmesek de, bizler birbirimizi tanıyoruz. Hem de çok derinliği olan bir tanışıklıktır bizimkisi...
Yaşam öykülerine tutsaklardan başlarsak, sevgili Argeş ve Şîmal, sizler Bilîs zindanında iken ilişkilendik; mektuplarla fotoğraflarla arkadaşlığımızı pekiştirdik. Argeş’in daha önce bana göndermiş olduğun fotoğrafta „sağ elin şakağında“ henüz çocukluğa yeni adım atmıştın. En son Şîmal’le ortak gönderdiğiniz fotoğrafta artık ayakları üzerine dikilebilmiş, çocuktunuz, büyümüştünüz, karakaşlarınla „biz büyüdük“ diyen bakışların vardı.
Ben de Nazlı arkadaşa ve sizlere üç tane fotoğraf gönderdim. Paylaşmış olduğunuz bilgisine ulaştım. Gelen mektupta, senin Şîmal arkadaşa karşı sert ‘erîl’ olduğun yazılıydı. Sana o yönlü eleştiri geliştirecekken, üzüntü ve sevincin ortaklaştırdığı bir mektup aldım. Ruken başkan ve sen tahliye olmuştunuz. Geride bıraktıklarınız, üç ay iletişim cezası almışlar, ilişkiler koptu. Şîmal tutsak kaldı annesiyle, eminim aranıza ayrılık girince karşılıklı özlemişsinizdir, eminim o senin tüm sertliklerini unutmuş, annenin ziyaretine geleceği günü iple çekiyordur.
İletişim cezası olmasa, annenden önce sana yaş gününü kutlayan bir mesaj göndererek sürpriz yapacaktım. Ama eline yüreğine sağlık, annen 6 Kasım’da yaş gününü kutlamıştı, gazetede okudum. Sevgili Argeş‘im annenin söylediklerine harfiyen uyman, ilk görevin Elbaq’ta olabildiğince (annenden ayrı olsa da) buruk özgür çocukluğunun tadını çıkarmak. Kendini soğuktan koruyarak, hastalanmadan güneşten aldığın sağlıklı olmanın tonlarını minnacık kızıl yanaklarınla Bîlis’e taşımak, biraz daha büyümüş halinle, güleç yüzünle kendini annenin sıcak kollarına teslim etmelisin. Şîmal’le ilişkilerini ihmal etmeden (senden hak edilmedik beklenti olsa da) koşulları zorlamalısın...
Hikayemize devam edersek, Agir, Riha Pirsus’tan Ethem başkanın oğludur. Babası şu an Amed’de, annesi Riha’da tutukludur. Agir arkadaş sizden biraz büyük, belki şimdi anaokuluna gidiyordur. Her sabah onu okula yolcu edenler arasında bir anne öpücüğünden yoksun, büyüklük rolleriyle okulun yolunu tutar; „beklentilerini içine gömerek...“ Agir arkadaş hem annesine hem babasına gitmek zorunda. Yani sizin çektiğinizin iki katı dert çekmekte. Bir süre önce kendi durumuna isyan ederek, dozerlerle kepçelerle tüm zindanları yıkacağını, karşısına çıkacak bütün kötülüklerini söküp atacağını söylemişti.
Çok anlamlıydı. Bir çocuğun büyükçe çıkışlarıydı, etkilenmiştim. Tahliye beklentilerinin yoğun olduğu o dönemde, tahliye olduğumda Şiyar’la birlikte Agir’e misafir olacak, Pirsus’un narlarından yiyecektik. Ne yazık ki, ceza alınca, tıpkı diğer ertelediklerimiz gibi o ziyareti de erteledik. İptal etmeden. Bir gün mutlaka inadına gerçekleştirmek kaydıyla...

Kin yerine sevgi
Çocukları, sizleri çok sevdiğimi belirtmeliyim. Şiyar’la ilişkilenmemizde bir parolamız var: Avans, öpücüğün adıdır. Her görüşe geldiğinde birikmiş avansımı toptan alıyorum. Sizlerden yana hayli birikmiş avansım var. Zindanlara ziyarete gittiğinizde söyleyin benim yerime de öpsünler. Sürekli birikmiş avansımı sınırsızca kullanabilirler...
Bize dayatılan zorluklara rağmen, bizler kin yerine sevgi derinliğine yoğunlaşacağız. Güneşli günleri inadına bekleyeceğiz. Özgürlük ışınlarını içimize alacağız. Yarınlar yakın ve ışıltılı sevgi ve özgürlük paylaşımlarına gebedir. En büyük özlemim siz çocuklarımızın, çocuklarını atlatmak zorunda kalmadan yaşayarak büyümeniz. Onurlu yaşama kendiniz olarak sarılmanızdır. Özgür bir dünya, ülke ve ortamlarda buluşmak ümidiyle, sizleri hasretle kucaklıyor ve öpüyorum...

M.NURİ GÜNEŞ / Iğdır Belediye Başkanı, Erzurum H Tipi Cezaevi

paylaş

Haberler


   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.