MUHALEFETSİZLİK

Sezai TEMELLİ yazdı —

1 Aralık 2020 Salı - 22:22

  • İktidarı almak iktidarı dönüştürmeyi şart koşar. Yeni bir muhalefet anlayışıyla yabancılaşmaları aşarak işyerlerinde, mahallelerde, her yerde faşizme karşı örgütlenmeliyiz, toplumu örgütlemeliyiz, çünkü gücümüzün tümüne ihtiyacımız var.

 

Türkiye’de rejim son üç yılda faşizme hızlı bir biçimde evrilmiştir. Bugün iktidar kendi dehlizlerinde sistemi şiddet ve savaş ekseninde yeniden üretirken, bu yeniden üretimin toplumsal izdüşümünde ise topyekûn bir yıkım söz konusu. Devletin tarihsel rasyonalitesini bile artık zorlayan bir sürüklenme halini izliyoruz. Bunda devletin kurumsal yapıların çözülüşünün ve iktidara içkin güçler arası ilişkilerin çatışmalı bir hale dönüşmesinin payı çok büyük. Bugüne kadar iktidar bloğunu oluşturan güçler arası ilişkileri ve kurumsal/yapısal karakterini her derin kriz ikliminde koruyarak yol alan devlet aklı, bugün bocalıyor. Bu çözülme hali aslında bizlere iktidarı almanın ve dönüştürmenin büyük fırsatını sunuyor...

İktidarı almak istiyor muyuz? Bu siyasi muhalefetin kendisine öncelikle sorması gereken bir soru ama yeterli değil, bundan öte nasıl bir iktidar istiyoruz sorusunun yanıtının da birlikte üretilmesi gerekiyor. Bugün iktidarı nasıl alacağımızı konuşmak kadar önemli olan iktidarı neye dönüştüreceğimiz meselesini de konuşmamız gerekiyor. İktidarın el değiştirmesi iktidarın dönüşümünü beraberinde getirecekse toplum için, Kürtler için, emekçiler için, o zaman bir anlam taşıyacaktır.

Kendisinin dönüştüremeyen bir muhalefetin iktidarı aritmetiksel olarak nasıl alacağına kilitlenmiş halinin toplumsal zeminde bir karşılığı olabilir mi? Araştırmalar olmadığını söylüyor. Muhalefetin tüm bu çöküşe, faşizmin tüm yıkıcılığına rağmen bir seçenek haline dönüşememesi iktidarın ‘istisna halini olağanlaştırma stratejisi’nin etkisini gösteriyor. Kuvvetler birliğinin getirdiği demokratik temsiliyetten radikal kopuş muhalefet cephesinde de toplumsal olandan kopuşu diyalektik olarak beraberinde getirmekte. Muhalefet bu iktidar haline ‘rıza’ gösteriyor. Toplumsal muhalefetin zayıflığının da önemli etkisini göz ardı etmeden, siyasi muhalefetin üzerinde yükseleceği dinamiklere yabancılaşarak adeta ‘kontrollü demokrasi’ ile yetinmesi muhalefetsizliğin başlıca nedenlerindendir diyebiliriz.

Türkiye’de en belirgin çatışma alanı Kürt meselesi ve yoksulluk dinamikleri üzerinde gelişiyor. Kürt meselesinin siyasi çözümüne dair konuşmadan, meseleyi, toplumsal ve ekonomik boyutlarıyla, hadi biraz daha ötesi sivil haklar özelinde elen alan yaklaşımlar dönüştürücü bir muhalefet oluşturmak için yeterli olamaz. Mesele siyasi bir meseledir ve siyaseten başka bir iktidarı hedefleyenlerin söyleyeceği yeni, radikal sözler olmalı. Başta Yerel Demokrasi başlığında meseleyi en geniş haliyle ele almak, sadece Türkiye açısından değil, Ortadoğu çeperinde de önemli bir çözüm dinamiği ortaya çıkaracaktır. Demokratik ulus ve demokratik cumhuriyet ekseninde bir açılımı ve bunun nedensel bağını oluşturacak bir yönetselliği konuşmaksızın salt burjuva liberal demokratik haklarla Kürt mahallesinde dolaşmaya kalkmak ya mahalleye yabancılıktır ya da mahalleye yabancılaşmaktır. Her ikisini de tüm siyasi muhalefet içinde görmekteyiz.

Yoksulluk bir sınıf meselesidir ve bu meseleye sınıfsal mücadele ve çözüm dışında yaklaşım aslında yoksulluğun yönetilmesine talip olmaktan başka bir şey ifade etmez. Bugün yoksulların politik kararsızlığı aslında muhalefetin sınıfa olan uzaklığıyla yakından alakalıdır. Yoksulluğun bunca yakıcılığı karşısında kapitalizmin yoksulluğu yönetme ve yoksulları şiddet ile baskılayan iktidar pratikleriyle barışık bir muhalefet anlayışı Kürt mahallesine ne kadar yabancılaşmışsa sınıfa da o denli yabancılaşmış duruyor. İşçi sınıfının, yoksuların hareketlerini, eylemliliklerini görmek yerine onlara bariyer oluşturan bir zihniyet aslında kapitalist modernitenin egemenliğini yeniden üretmekten öte bir anlam ifade etmiyor. Bugün yoksul, kadın ve ekoloji hareketleriyle ilişkilenmemiş veya yeterince ilişkilenemeyen muhalefet dar siyasetin kısır hesaplarıyla faşizmin gevezeliğine eşlik etmeyi sürdürüyor.

İktidarı almak iktidarı dönüştürmeyi şart koşar. Yeni bir muhalefet anlayışıyla yabancılaşmaları aşarak işyerlerinde, mahallelerde, her yerde faşizme karşı örgütlenmeliyiz, toplumu örgütlemeliyiz, çünkü gücümüzün tümüne ihtiyacımız var…

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.