Nisêbîn’de 400. gün


Nusaybin yakıldı, yıkılıyor - 1. Bölüm
Sokağa çıkma yasağının 269. gününe girdiği Nusaybin’in yüzde 30’u tamamen yıkıldı. Şehrin yüzde 60’ına denk gelen kısmı ise halen yıkılıyor. Şehir harabeye çevrilirken uygulanan abluka ve siyasi soykırım da devam ediyor. İçişleri Bakanlığı’nın 11 Eylül’de Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kayyum atadığı belediye faaliyetleri de durmuş durumda.
KHK ile görevden alınan Nusaybin Belediyesi Eşbaşkanı Sara Kaya, “Söyleyecek bir şeyimiz yok. Bütün arkadaşlarımız yakalanmış. Fakat bilmeliler ki biz yılmayacağız” diyor. 120 bin nüfuslu ilçe merkezini on binlerce ailenin evlerinin yıkılmasından dolayı terk ermek zorunda kaldığına dikkat çeken Kaya, ”Halkımız göçertiliyor. Şehri tamamen yıkmayı planlıyorlar” dedi.
“Yıkımdan sonra devletin ne yapacağını kimsenin bilmediği kentte dedikodular almış başını gidiyor” diyen Nusaybin HDP ilçe yöneticileri, “Yıkılan alanları kamulaştırıp TOKİ’ye vererek kentin mimarisini değiştirecekler. Ayrıca ekonomik yardım vaatleriyle bizi kendilerine muhtaç edip kontrol altında tutmaya amaçlıyorlar” şeklinde konuştu.
Nusaybin’in bir ticaret merkezi olduğunu ve yasağın başlamasının ardından ticari anlamda bir hayalet kent olduklarını söyleyen Nusaybin Esnaf ve Sanatkarlar Odası çalışanlarından biri, binlerce işyerinin yasakta yağmalandığını ve binden fazla dükkanın ise tamamen yıkıldığını belirtirken, “Şu anda durum çok kötü, siftah dahi yapamıyoruz” diye kaydetti.
Nusaybin’deki eğitim hakkında konuşan Nusaybin Eğitim-Sen Temsilcisi Salim Kaplan, “Şehrimizdeki onlarca okul, çatışmalı süreçte yakıldı, yıkıldı. Ardından 265 öğretmen açığa alındı. Hal böyleyken eğitimden bahsetmek akıl karı değil” dedi.
Nusaybin’de 14 Mart günü uygulamaya konulan ve 25 Temmuz’da kısmen kaldırılan sokağa çıkma yasağı ilçenin çeşitli mahallerinde halen devam ediyor. Abdülkadirpaşa Mahallesi, Fırat Mahallesi, Dicle Mahallesi, Yenişehir Mahallesi’nde ve Zeynelabidin Mahallesi ile Kışla Mahallesi’nin tellerle çevrili alanı içerisinde kalan cadde ve sokaklarda sokağa çıkma yasağı tam zamanlı devam ederken Yenituran Mahallesi, Yeşilkent Mahallesi, Mor Yakup Mahallesi, 8 Mart Mahallesi, Gırnavas Mahallesi, Devrim Mahallesi, Selahaddin Eyyubi Mahallesi, Çatalözü Mahallesi, İpekyolu Mahallesi, Barış Mahallesi’nde ve Kışla Mahallesi ile Zeynelabidin Mahallesi’nin tellerle çevrilmiş alanı dışında kalan cadde ve sokaklarda ise sokağa çıkma yasağı 24 Kasım Perşembe gününden itibaren 30 gün süre ile 24.00 - 05:00 saatleri arasında devam ettiriliyor.
Tekrar cezalandırılıyorlar
90’lı yıllarda köyleri yakılan ve Nusaybin’e göç etmek zorunda kalan yoğunlukla Botanlı ailelerin yaşadığı Dicle ve Yenişehir mahallerinde yasak halen tam zamanlı devam ediyor. Bu mahallelerin yüzde 70’inin yıkıldığını belirten HDP Nusaybin ilçe yöneticileri, “Yüzde 95’i yurtsever ailelerin yaşadığı mahalleler. Neredeyse her evden ya bir şehit var ya da halen şavaşan gerilla. Devlet bu halkı cezalandırmak için bu mahallelerde büyük bir yıkım yaptı. Dikili ağaçları dahi kepçelerle söküyorlar” dedi.
Mahalleler kısmen açıyor
HDP ilçe yöneticileri, ilçede yaşananları aktarmaya şu sözlerle devam etti: “Yasağın tam zamanlı devam ettiği Dicle ve Yenişehir mahallelerinin de yüzde 70’i yıkıldı. Dicle Mahallesi’nin İpek Yolu bölümünde kalan bölgede teller kaldırıldı, birkaç mahalle aşağıdaki Can Sokak’a çekildi. Tellerin çekildiği yerlerde çok az çatışma olmuştu. Ancak buralarda bile birçok bina yıkılmış.
Teller ağlama duvarına döndü
Teller aşağı mahallere çekilince insanlar evlerine bakmak için buraya koştu. Gördükleri manzara karşısında telleri öfkeyle sallayan, tellere tutunup ağlayanlar oldu. Ağlama duvarı gibi olmuştu burası. Çünkü karşılarında moloz yığınları ve sağlam kalan tek tük bina gördüler.
Koçer Mahallesi halen yıkılıyor
Bu mahallenin de yüzde 70’i yıkıldı. Dış sokaklar ve İpek Yolu’na yakın yerlerde çok büyük bir yıkım yok. Ancak bu mahalledeki Bülent Pekdemir Okulu ile çevresindeki sokaklardaki evlerin tamamı yıkıldı. Burada yıkım halen devam ediyor.
Muhtaç olmamızı istiyorlar
Az hasarlı evleri dahi yıkarak bizleri kendilerine muhtaç hale getirmek istiyorlar. Yıkılan alanları kamulaştırıp TOKİ’ye verip kentin mimarisini değiştirecekler. Ayrıca ekonomik yardım vaatleriyle bizi kendilerine muhtaç edip kontrol altında tutmayı amaçlıyorlar.
Yıkımla direnişin izleri siliniyor
Çatışmaların yaşandığı Kanîka Mahallesi’ndeki yıkım bitmiş. Burada taş üstünde taş bırakılmamış. Yıkmadıkları sadece cami var. Direnişçilerin kaldığı, kullandığı tüm evleri yıkmışlar. Onlardan geriye bir yazı dahi bırakmamışlar. Böyle yaparak direnişçilerin izlerini silmeyi amaçlıyorlar. Yavaş yavaş açılan Dicle, Fırat, Yenişehir mahallelerinde de durum böyle.
Halk Nusaybin’e dönmekte ısrarlı
Konut yetersizliğinden dolayı Nusaybin’e hala gelmeyen çok sayıda aile var. Bunların büyük çoğunluğu çevre köylerde, Kızıltepe, Mardin ve Midyat’ta. Ayrıca Türk illerine giden aileler de var ancak bunlar çok değil. Mahallerin kısmen de olsa açılmasıyla aileler dönüyor. Son birkaç haftada 1000-1500 aile Nusaybin’e döndü. Mahalleler açıldıkça aileler geri dönecektir. Çünkü yüzlerce aile ilçe binamıza gelip ev bulunması için yardım istiyor. Bizler de bu yönlü çalışmalar yürütüyoruz. Aileler ‘Çadır kurar yaşarız, tek bir oda olsa dahi gelip kalmaya razıyız, yeter ki Nusaybin’e dönelim’ diyor.”
Tek bir kişi kalsak da direneceğiz
2014 Yerel Seçimleri’nde yüzde 78.8’lik oy oranıyla Nusaybin Belediye Başkanlığına seçilen ve 11 Eylül’de yayınlanan KHK ile görevden alınan Sara Kaya ise belediyenin abluka olduğunu belirterek şunları söyledi: “On binlerce ailenin yaşadığı evlerden geriye moloz yığınları kaldı. Bu yetmez gibi halkımızın seçilmişleri cezaevlerine atılıyor. Ama bilsinler ki tek bir kişi kalsak dahi direceğiz. Halkımız göçertiliyor. Şehri tamamen yıkmayı planlıyorlar.”
Belediye halkın olmaktan çıktı
“Belediyeye gidemiyoruz” diyen HDP ilçe yöneticileri ise, 20 yıldır emek veren 133 çalışanın işinden atıldığını aktararak devam etti: “Geçen Salı günü de 74 işçi daha KHK ile işten atıldı. Halk belediyeye gitmiyor. Fiili bir protesto olmasa da halk orada onlardan olmayan birilerinin olduğunu biliyor. Bu yüzden belediyeye mecburi olmadıkça kimse gitmiyor. Halbuki eskiden hiç böyle değildi. Her gün yüzlerce Nusaybinli, bir sorunu için ya da sırf ziyaret olsun diye gelip gidiyordu. Ancak şu an böyle bir durum yok. Belediye halkın belediyesi olmaktan çıktı.
Arkadaşımızın tedavisi yarım kaldı
İşten atılan arkadaşlarımız arasında kanser hastası olan biri vardı. Ancak işten atıldığı için sigortası durdu. Bu yüzden tedavisi de kesildi.
Kayyum belki de burada değil!
Atanan kayyumun yaptığı tek iş, bizim yıllarca emek vererek döşediğimiz parke taşlarını sökmek ve mahalleleri kalitesiz bir asfalta boğmak. Bunu da belediye değil Karayolları’na bağlı ekipler yapıyor. Kayyumun Nusaybin’de olup olmadığını bilmiyoruz. Çünkü insan içine çıkmıyor.
Yoğun bir baskı var
Fahiş bir baskı altındayız. Bir adım dahi atamıyoruz desek yeridir. Kimse kimin ne zaman, nerede gözaltına alınacağını bilemiyor. Her an herkes gözaltına alınabilir. Böylesi bir baskı kurulmuş. Zaten DBP’nin her iki eşbaşkanı ile iki belediye meclis üyemiz tutuklandı. Ayrıca eski belediye başkan yardımcısı Ahmet Dinç ve Selahaddin Eyyubi Mahallesi Muhtarı Hayrettin Çakır’ın da aralarında olduğu 4 kişi, 12 gündür gözaltında. Halk üzerinde de büyük bir korku yaratılmış durumda. Seçilmişler bile gözaltına alınıp tutuklanıyor. Böyle bir durumda insanlar korkuyor. Herkes derin bir sessizliğe gömülmüş durumda.
Yardım da engelleniyor
İnsani yardım çalışmalarımız dahi engelleniyor. Belediyemize el konulduktan sonra çalışmalarımızı Mardin Büyükşehir Belediyesi ile yapıyorduk. Burada hazırladığımız ‘Her Aileye Yardım Çeki’ kampanyası ile ilk etapta 3 bin aileye ayda 150 TL’lik yardım çekleri hazırladık. Bu kampanya yarım kaldı. Çünkü yardım çeklerimize el konuldu. Belediye depomuzda kalan yardım eşyalarımıza el konuldu. Yardımları dolaştırmamız dahi engelleniyor. Öyle ki kendi başlarına kampanya yürütmek isteyenleri dahi engelleyip gözaltına alıyorlar.
Çocuklar okula gidemiyor
Evleri yıkıldığı için yüzlerce çocuk, genç okula gidemiyor. Aileler dağılmış durumda halen. ‘Yasak kaldırıldı‘ diyorlar. Kısmen kaldırılmış durumda ancak yasağın kaldırıldığı yerlerde ne ev var ne okul var; dikili bir ağaç dahi bırakılmamış. Hal böyle olunca eğitim derdi de çok önemsenmiyor. Kalan okullarda da eğitim yapmak için olanak yok; bazı sınıflarda 50, bazılarında 40 kişi var.
1000 işyeri yıkıldı
Nusaybin Esnaf ve Sanatkarlar Odası Yürütme Komisyonu Üyesi (O da isminin yazılmasını istemedi.) “Durum kötü” diye başlıyor ve şöyle devam ediyor sözlerine: “Çarşı merkezinde dükkanını kapatan yüzlerce esnaf var. Somut olarak kaç esnafın işyerini kapattığını bilmiyoruz. Ancak Nusaybin Otobüs Terminali’nden başlayan ve Çağ Çağ Caddesi’nde karşılıklı konumlanan işyerlerinin tamamı yıkıldı. Bu cadde üzerinde nereden baksak 500 esnafın dükkanı vardı. Ayrıca yıkılan mahallelerde olan yüzlerce esnafı da düşünürsek bu rakam 1000’i bulacaktır. Özellikle Nusaybin’in en işlek yerlerinden olan Şirin Bulvarı’ndaki tüm evlerle beraber iş yerleri de yıkılmış durumda; sadece bu bulvar üzerinde yüzlerce iş yeri vardı.
Siftah dahi yapılmıyor
Ayrıca Lozan Caddesi üzerinde kalan çarşı kısmında da yüzlerce esnaf kepenk kapatmış durumda. Bu caddede iş yeri olan yüzlerce Nusaybinli şehirden göç ettiği için işyerlerini de kapatmış. Bunların yanında açık olan dükkanların da pek bir iş yaptığı söylenemez. Kimi esnaf siftah yapmadan gününü bitiriyor. Çünkü şehrin yüzde 60’ı yıkıldı ve nüfusun yüzde 70’i göç etmek zorunda kaldı. Ticaret kenti olan o eski Nusaybin’den şu anda eser yok. Bu durumun uzun bir süre daha devam edeceğinden kuşkumuz yok.
Ödenek yok deniliyor
Zararların giderileceği konusu da ağızlarda sakız olmanın ötesine geçmiyor. Sadece dedikodular dolaşıyor. Şu ana kadar somut bir adım atılmış değil. Yapılan tek çalışma esnafa verilen 30 bin TL’lik kredi. Ki bu kredinin de 1 buçuk yıl sonra geri ödenmesi şartı var. Nusaybin’in durumu böyleyken bırakın 1 buçuk yılı, insanlar 10 yıl sonra bile toparlanamaz. Bu krediden ise sadece küçük esnaflar yararlanabiliyor. Kurum olarak yasaklar başladığından beri Nusaybin Kaymakamlığı, Mardin Valiliği nezdinde esnafların zararlarının karşılanması için başvurularda bulunduk. Hiç olmazsa iş yerlerinin kira, enerji, vergi giderlerinin karşılanmasını istedik ancak çoğu zaman cevap almamakla beraber ödenek yok denilerek taleplerimiz reddedildi. Bu durumda insanlar ne yapsın? Kimi başka şehre göç etti. Kimi işinde ustayken şu an mecburiyetten çırak olarak başka yerde çalışıyor. Esnaflar birikimlerini yiyerek yaşıyor. Bu da bir yere kadar götürür insanları. Şu ana kadar atılmayan adımların atılmasını istiyoruz.
Evi ve dükkanı yıkıldı
Nusaybin’de 20 yılı aşkın bir süredir esnaf olan ancak isminin verilmemesinin istemeyen H.A. da şehirde şu anda yaşananları şöyle anlatıyor: “Ben esnaftım. Şu anda ticaret adına herhangi bir şeyden bahsedemeyiz. Çünkü herhangi bir alışveriş yapılmıyor. Kahve, çay gibi genelde içecek maddeleri satıyordum. Şu anda her şey için bizden fatura isteniyor. Ancak herkesin bildiği gibi Nusaybin’de devlet görevlileri bile faturasız alışveriş yapıyor. Durum böyle olunca herhangi bir alım satım yapmak zorlaşıyor. Yasak süresinde tüm esnaf zarara uğradı. Şu anda da kısmen yasak devam ediyor. Çok sayıda esnaf işyerini açmıyor. Gıda malzemeleri dışında herhangi bir eşya alan kimse yok. Zaten nüfusun büyük kısmı nereye gitti, kimse bilmiyor. Evim ve işyerim yıkıldı. Bu yüzden Mardin’de yaşıyorum şu an. Ancak sık sık Nusaybin’e gidiyorum.
Yaşadığım yer yok edildi
Mağduriyetlerimizin giderilmesi konusuna ilişkin de kimse bir şey söylemiyor. Dedikodular almış başını gidiyor sadece. Kanîka Mahallesi’nde oturuyordum. 20 yıldır esnafım. Nusaybin’e dönmek istiyorum ancak nasıl döneyim? Nereye döneyim? Benim yaşadığım Nusaybin yok ki artık.”
YARIN:
*Yıkıntılar arasında eğitim
* Cenazeler molozların altında
ARGEŞ KAYA
