Özgürlük düşlerinden doğdu MKM


Uzun bir süre asimilasyon politikalarına ulusal düzeyde ve sistemli cevap veremeyen Kürtler, 70’li yılların sonuna doğru bir silkiniş içine girdi. Bu silkiniş aynı zamanda kendi gerçekliğini tanıma eylemine dönüşerek kendi örgütlülüğünü de yarattı. 70’li yıllardan 90’lı yılların başına doğru gelindiğinde ise, asimilasyon politikalarına karşı güçlü bir Kürt halk gerçekliği oluşmuştu. Kürt kültüründe bir milat olarak değerlendirilen Mezopotamya Kültür Merkezi’nin kuruluşu da, tam bu yıllara denk gelir. 1991 yılında İstanbul’da Yukarı Mezopotamya Kültür Merkezi olarak kurulan MKM, bir grup aydın işçi ve öğrencinin yürüttüğü çalışmalarla başladı. Kuruluşunda Musa Anter’den İsmail Beşikçi’ye Feqî Hüseyin Sağnıç’tan Ali Temel’e kadar ismini sayamayacağımız birçok tanınmış isim yer aldı. Kürt dili, kültürü çalışmalarında Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da öncü kuruluş olan MKM, yürüttüğü çalışmalarla giderek büyüyen bir yapıya dönüştü. Şu anda müzik, sinema, tiyatro, dans vb. birçok kültür sanat alanında çalışmalarını sürdürüyor.
90’lı yıllarda yaşanan Rönesans
MKM’nin kuruluş yıllarından beri kurumun içinde çalışmalarını yürüten Koma Çiya’nın kurucu üyesi Genim, o döneme ait önemli bilgiler veriyor. 80’li yılların sonları ve 90’lı yılların başlarına doğru Kürt mücadelesinin nitel ve nicel bir sıçrama yaptığını ifade eden Genim, bu sıçramanın toplumdaki dinamikleri devrimsel bir süreçle değiştirmeye başladığını kaydediyor. Kurumsallaşmanın gelişmesiyle Kürt kültür, sanat, edebiyat ve basınında adeta bir Rönesans yaşandığını belirten Genim, daha önce amatör olarak yürütülen kültürel çalışmaların 90’lı yıllarla birlikte daha derinlikli ve profesyonel bir mecraya kaydığını vurguluyor. Genim, „Biz deneyerek ve pratikten öğrenerek kurumları oluşturduk. Bir taraftan bu işin öğrencisi ve öğretmeni olarak süreci yaşadık“ diyor.
İlk albüm Rozerin
O yıllarda ilk kurulan grupların birçoğunun kurumun dışında oluşturulmuş olduğuna değinen Genim, kurumla birlikte bütün bu grupların MKM çatısı altında toplanmaya başladığını anlatıyor. Bu gruplar arasında Koma Azad, Koma Amed, Koma Çiya, Koma Agire Jiyan’ın olduğunu satır arasına ekliyor. Genim, kurum olarak ilk çıkartılan eserin Koma Çiya’nın „Rozerin“ albümü olduğunu da hatırlatıyor. Ardından sırasıyla Rotinda’nın çalışmalarını sürdürdüğü Koma Mezrabotan, Koma Azad, Gulen Mezrabotan ve Xanemır’in albümleri geliyor.
Ulusal tiyatroya ilk adım
Kürt Özgürlük Hareketi’nin toprağa ektiği tohum filizleniyor, filiz gün geçtikçe büyüyor ve dallara ayrılıyordu. Bu dallardan bir tanesi de yaygın bir seyirci ağına sahip olan tiyatroydu. Kürtler kuzeyde ilk defa bir kurum kimliği içinde kendi tiyatroları olan Teatra Jiyana Nû’yu kurdu. Tiyatronun kuruluşu içinde yer alan yazar/yönetmen Kemal Orgun, MKM’de bir grup genç Kürt tiyatrocunun kendi tiyatrolarını oluşturmak için bir araya geldiğini ifade ediyor. 8 Haziran 1992’de Akdeniz turnesinin ilk durağı olan Adana’ya kadar adlarının MKM Tiyatro Grubu olduğunu, bu turne ile birlikte kuliste adlarını Teatra Jiyana Nû (TJN) olarak belirleyerek sahneye çıktıklarını açıklıyor.
Orgun, tiyatrolarının amacının sadece teatral bir bilinç yaratmak olmadığını bundan daha yakıcı olanın kazanılması gereken ulusal-demokratik bir bilinç olduğuna dikkatleri çekiyor. Orgun, „Bu okulda herkes hem öğrenci, hem de öğretmendi. Amaç birbirilerine öğretmenlik yapmak değil, bilgiyi paylaşmaktı“ diyerek, okulun toplumsal işlevini belirtiyor. Orgun, son olarak Ajit Prop teatral çalışmalarla meydanlarda, alanlarda sürecinin nabzını tutarken, estetik kaygılardan hareketle de Ulusal Tiyatro’nun inşa çalışmalarını yürüttüklerine işaret ediyor.
ÖNDER ELALDI
