‘Terör’ kavramının asıl muhatabı muhalifler değil devlettir

6 Eylül 2021 Pazartesi - 05:31

  • “Terör” lafzının kamusal alandaki ilk yansımaları, Fransız Devrimi’nin hemen akabindeki yıllara rastlar. Devrim sonrasında bu kavram, 1793-94 yıllarındaki devlet şiddetini tanımlamak için kullanılmıştır.
Dr. Ayhan Işık

BARIŞ BALSEÇER

 

Hollanda’nın Utrecht Üniversitesi’nde araştırma görevlisi olarak çalışan Dr. Ayhan Işık’ın ağırlıklı çalışma alanı, Kuzey Kürdistan’daki paramiliter yapılanmalar.

Dr. Işık’ın çalışması, devletin ve kendisine yedeklemeye çalıştığı toplumsal söylemin imgelemindeki Kürt imajına da uzanıyor.
Bu imgelemin son yıllarda giderek daha fazla “yatırım yapılan” sözcüklerinden ikisi ise “terör” ve “terörist”.

Işık ile kapsamı da, şiddetinin etkisi de giderek daha da büyüyen/keskinleşen bu iki sözcüğün kullanımını konuştuk. 

Terör kavramı ilk olarak ne zaman, kimler tarafından hangi amaçla kullanılmıştır?

Spesifik olarak terör kavramı oldukça geniş bir bağlama sahip olduğu için akademik olarak uzmanlık gerektiren bir konu. Araştırma konularım ve siyasal şiddet çalışmam itibariyle kavrama aşina olduğumu fakat bir bütün olarak terör ve terörizm tartışmalarına hakim olmadığımı belirtmeliyim. 
Kavramın, kullanımı açısından, siyasaldan toplumsala, ardından tekrar siyasala evrilen birkaç yüz yıllık bir geçmişe sahip olduğunu söyleyebiliriz. Anlam olarak ise uluslararası ve akademik camiada üzerinde uzlaşıya varılmış bir kavram değil. Kimin terörist olarak tanımlanacağı ve hangi eylemlerin terörizm kapsamında ele alınacağı oldukça muğlak. Her devletin ya da uluslararası birliğin kendi terör tanımı ya da terör  listesi olduğundan, özellikle akademik literatürde bu kavram, mesafeli yaklaşılan bir kavram. Fakat genel olarak; devletler de dahil olmak üzere belli grupların ya da kişilerin, kimi amaçlar doğrultusunda hedefledikleri grupları ya da kişileri şiddet eylemleriyle korkutması, sindirmesi, terör olarak tanımlanmaktadır. 

“Terör” lafzının kamusal alandaki ilk yansımaları, Fransız Devrimi’nin hemen akabindeki yıllara rastlar. Devrim sonrasında bu kavram, 1793-94 yıllarındaki devlet şiddetini tanımlamak için kullanılmıştır. Günümüzde ise terör, genel itibariyle “küçük ya da büyük ölçekte olan ve devletlere karşı savaşan örgütleri ya da bireysel şiddet eylemlerini” tanımlamak için kullanılsa da literatürde devlet terörü ifadesi oldukça önemli bir yer kaplıyor. 

Yani aslında terör, devlet şiddetini tanımlamakla ilişkili bir kavram mı?

Evet, terör kavramının ortaya çıkışı “devlet şiddeti” ile ilişkilidir. Yani kavram, devletin karşısındaki bir grubun değil de, devletin uyguladığı şiddeti tanımlamak için kullanılmıştır. Yirminci yüzyıl başlarından itibaren ise kavram, devletin karşısında konumlanan “bireysel ya da örgütsel şiddet eylemleri” için kullanılmaya başlanmıştır. 

Şiddet kullanma tekeli ile ulus-devlet tanımı arasındaki bağıntı nedir?

Günümüz “modern ulus-devlet” tanımında “şiddet”, çok belirleyici bir kavram. Max Weber de devleti “şiddeti kullanma meşruiyetine ve tekeline sahip grup” olarak tanımlar. Weber’e göre “şiddet kullanma tekeli”, devlet tanımının çerçevesini belirleyen temel kriterdir. Dolayısıyla devlet ya da egemen, ülke içinde kendisine rağmen şiddet kullanan hiçbir yapıyı bu anlamda meşru görmüyor ve yasalarını da buna göre hazırlıyor. 

Devlet, böylelikle, şiddeti sadece kendisinin uygulayabileceğini ve kullanabileceğini söylemiş oluyor. Bu iddiasını da kendi oluşturduğu anayasa ve kanunlara dayandırıyor. Kanunlar çerçevesinde şiddeti kullanan grupları da ordu, polis vb. olarak tanımlıyor.

Dolayısıyla devletin yetki vermediği herhangi bir birey ya da grup şiddet kullandığında “yasalara” karşı gelmiş oluyor. Kişi veya grup devletin yasalarına karşı geldiği anda da devlet tarafından tanımlanmış çeşitli suç isnatlarıyla karşılaşıyor. 

Öte yandan bu tanıma dair önemli eleştiriler de yapılıyor. Modern devlet tanımı yasalarda böyle olsa da, hakikatin böyle olmadığını, gri alanların çok fazla olduğunu, devletlerin yeri geldiğinde bu şiddet kullanma tekelini belli dönemlerde ve belli sürelerle kimi gruplara devrettiğini biliyoruz.