Türkiye siyaseti: Üç kutup ve aşınan üç merkez

Hasan KILIÇ Haberleri —

  • Üç kutbun üç merkezinde de aşınma gelişiyor. İki kutuplu siyasete eğilimli mevcut sistemde, kutupların kendi aralarındaki ilişkiler kadar kutupların kendi içlerindeki dinamikleri de okumak gerekiyor.

Dünya siyasetinde temel sütunlar olan merkezler çöküyor. Temsil krizi derinleştikçe otoriter popülist siyaset tarzı öne çıkıyor. Merkez ile aşırı sağın yakınlaşması hemen her kıtada gündemde. Neoliberalizmin ortaya çıkardığı öfkeyi sağ örgütledikçe dalga yaratıyor ve merkeze doğru yürüyor ya da merkezi belirler hale geliyor. Türkiye, küresel düzeyde seyreden bu gelişmelerden azade değil, bilakis paralellik derecesi yüksek şekilde ilerliyor.

Üç kutup-üç merkez

Birinci kutup, Türk-İslamcı ortaklıktır. Kürt-karşıtlığı üzerinden kurulmuş, devletin dili ve gramerine son derece sadık bu ortaklıkta merkez AKP, uç ise MHP, YRP, BBP gibi partilerden oluşuyor. AKP’nin merkez-sağ siyasetiyle MHP’nin aşırı sağ siyasetinin öne çıktığı bu ortaklıkta uç, merkezi birçok konuda belirleyen, sınırlarını ve çerçevesini çizen bir pozisyonda.

İkinci kutup, Türk-ulusalcı damarı temsil ediyor. Devlet merkezli bakış açısına sahip bu kutup, sosyo-ekonomik haklara da “devlet baba” zaviyesinden yaklaşıyor ve bu konuda birinci kutuptan farklılaşıyor. Bunun dışında siyasal olanı tanımlama ve konumlanmada, tarihi okuma biçimlerinde kurucu herhangi bir farklılık taşımıyor. Bu kutbun merkezinde CHP var. 2024 yılına kadarki süreçte uçta İyi Parti vardı. Şimdilerde durumlar belirsiz.

Üçüncü kutup ise, yurtsever, sol, devrimci, demokratlardan oluşuyor. Merkezinde DEM Parti var. Bileşen yapısı nedeniyle DBP’nin ve çok sayıda sol örgütün-partinin içerisinde olduğu, Türkiye’deki diğer kutuplarla ve siyasi partilerle benzeşmeyen çok sayıda dinamiğe ve yapıya sahip.

Merkez-uç ilişkileri

Her üç kutbun merkezinde yer alan siyasal güçler, kendi uçları tarafından çekiliyor, dönüştürülüyor, meyil veriliyor. Hem küresel eğilimlerin etkisi hem Türkiye siyasetinin mimarisi hem de uçlara meyilli bir toplumsal dinamizmin üremesi bu sonucu ortaya çıkarıyor. Uça bağımlılığın giderek artması, temel sorunların çözüm yollarını tıkıyor. Siyasetin hep olağanüstü bir havada, aşırı kutuplaşma stratejisi kapsamında yapılmasına neden oluyor.

Merkez-sağ AKP, küresel gelişmeleri okuyarak ve bunların etkilerini öngörerek 2013 yılından beri adım adım politikalarını dönüştürdü. MHP ve Ergenekon ile kurulan ittifak uçla ortaklaşmanın adıydı. Artık merkez-uç yakınlaşmasının ilk kutuptaki adı aşırı-milliyetçi, devletçi bir hattın örgütlenmesi oldu. Dolayısıyla merkez, uça yaklaştı. Önemli bütün siyasal kararlarda uçun ret ve kabul ölçüleri önemli etki ediyor.

Ulusalcı, cumhuriyetçi CHP, İyi Parti ile yakınlaştıkça kendi uçunu oluşturdu. Özellikle Cumhurbaşkanlığı seçimleri ikinci turunda CHP’nin uçla ilişkisi trajik bir hal aldı. İkinci tura kalan Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi Kılıçdaroğlu’nun faşist Ümit Özdağ ile protokol imzalaması ve protokol içeriği, uça karşı merkezin ellerini yukarıya kaldırıp teslim olmasıydı.

Üçüncü kutbun merkezinde DEM Parti bulunuyor. DEM Parti, Emek ve Özgürlük İttifakı kurdu. Bu ittifakla birçok sol parti ve yapıyla ortak mücadele zemini aradı. Fakat ortak mücadele zemini oluşturulamadı. Seçim ittifakı kuruldu ve “bu ittifaklarla birlikte büyümek” yerine küçülme sonucuyla karşılaştı. Seçimden sonra yeniden yapılanma sürecinde en temel meselelerden biri olan bileşen ve ittifak hukukunu yeniden örgütleme ve inşa etme gibi acil bir sorumluluğu ise erteledi. Tabanı uçla kurulan ittifakın sonuçlarını eleştirdiği için merkez sinir testlerine tabi olmaya devam ediyor.

Görüldüğü üzere, her üç kutupta da merkez-uç ilişkilerinde, uçların belirleyici veya dağıtıcı etkisi gelişiyor. Üç kutbun üç merkezinde de aşınma gelişiyor. İki kutuplu siyasete eğilimli mevcut sistemde, kutupların kendi aralarındaki ilişkiler kadar kutupların kendi içlerindeki dinamikleri de okumak gerekiyor.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.