Ünivesiteli Kürt gençleri çoğalıyor ama...


Kürdistan’dan Almanya’ya göç etmek zorunda kalan ailelerin çocukları, birçok soruna rağmen üniversitelerde çoğalmaya devam ediyor. Göçmenlikten kaynaklı sorunların yanı sıra aile ve kuşaklar arası sorunları da yaşayan gençler, eğitimin önemine vurgu yaptılar.
Yazı dizimizin bugünkü bölümünde de; gençlerin hedeflerini etkileyen faktörler nelerdir? Üniversiteyi veya daha yüksek akademik kariyeri hedefleyenlerin önündeki engeller ve dilin önemi üzerinde duracağız. Görüşlerine başvurduğumuz gençler, üniversitede okuyan Kürtlerin her yıl çoğaldığını belirterek, “kendimize, ailemize, çevremize, halkımıza faydalı olmak istiyoruz” vurgusu yaptılar.
‘Önyargıları kırdım’
Cizreli Suzan Güzel’in ailesi 1987 yılından Almanya’ya gelmiş. Ailenin 4 çocuğundan biri olan Suzan Güzel, 1988 yılında Almanya’da doğuyor. Ailesi tarafından “Biz okumadık bari siz okuyun” diye sürekli okumaya teşvik edilmiş. Kendisininde sürekli okumaya yönelik heves olduğunu söyleyen Suzan Güzel, toplumun “Kızlar okuyamaz, başaramaz” önyargısını azimli duruşu ile kırdığını belirtiyor ve çevresinin ona karşı olan tutumunu şöyle anlatıyor:
“Çevrem ilk başlarda başaramayacağımı düşünüyordu, yani okuyabileceğime inanmıyorlardı. Kendileri okuyamadığı için o özgüveni yitirmişlerdi. Şimdi başardığım için bana saygı duyuyorlar. Almanlar da öyle değil, bir Almana göre benim okumam gayet doğaldır.”
Anadilli iyi bilmemek sorundur
Suzan Güzel kararlı duruşu sonrası şu an Bielefeld Üniversitesi’nde Hukuk Bölümü 3. sınıf öğrencisi. Eğitim kariyerinin kendisi için çok daha önemli olduğunu söyleyen Güzel, “Benim için eğitimle bir kariyer yapmak daha önemli, yani mesleğimde iyi bir yere gelmek için çabam olacak. Fakat bunun yanında ekonomik gelirin de olması gerekiyor. Maalesef para olmadan da olmuyor” sözleriyle hedeflerini sayıyor.
Çevresinde üniversite okuyan Kürdistanlı, Türkiyeli gençlerin pek fazla olmadığından, gençlerin eğitim hedeflerinin küçük olduğundan duyduğu rahatsızlığı dile getiren hukuk öğrencisi Güzel, sorunun temel kaynağının aile ve çocukların ilk başlarda anadillerini iyi öğrenememelerinden kaynaklı olduğunu düşünüyor.
Çevrenin etkisi çok önemli
Gençlerin eğitimlerini yarıda bırakmalarının en önemli etkenin aileler olduğunu dile getiren Güzel, “Bizim insanlarımız okumaya olması gereken kadar önem vermiyor. Mesela benim akrabalarım ve köylülerim Avrupa’da çoktur. İçlerinden okuyan 4-5 kişi ancak var. Anne babalar çocukları ile ilgilenmiyor. Örneğin; ödevlerine yardımcı olmuyorlar, veli toplantılarına gitmiyorlar, çocuklarının okulda yaşadıkları sorunları takip etmiyorlar, dil sorunları var. Çocuklarımız ana dillerini iyi öğrenemiyor. Bu nedenle Almancayı ve diğer dilleride öğrenemiyorlar. Bunların hepsi çocukların başarısını olumsuz etkileyen nedenlerdir” diyor.
Başarıyı yakalamasında en büyük rolü ailesinin teşvik etmesi ve derslerine disiplinli bir şekilde çalışmasıyla elde ettiğini vurgulayan Suzan Güzel, başarısının sırrını şöyle açıklıyor: “İlk okul yıllarımda ailemin disiplinli bir şekilde üzerimde durmalarının büyük etkisi oldu. Bir de ben 4. sınıfa kadar okul sonrasi ek ders yardımı verilen okula gittim. Kimse bana yardım etmedi kendi çabamla başardım, çok da özel bir yöntem falan uygulamadım.”
Ailenin yanı sıra arkadaş çevresinin de çok önemli olduğunun altını çizen Güzel, “Arkadaş çevresi çok önemli; hem okulda hem de yaşadığın semtte. Dersleri de etkiliyor. Mesela benim arkadaşlarım ilk başlarda derslerine önem vermeyen kişilerdendi. Sonra onlardan uzak durdum, başarılı 2-3 arkadaş edindim ve derslerim çok iyi olmaya başladı” diyor. Son olarak yaşıtlarına çağrıda bulunan Güzel, “Gençlerimiz okullarına derslerine önem versinler. Burada imkanlar çok. Hiçbir şeyimiz eksik değil. Kendimizi her konuda geliştirmeliyiz. Bu şekilde başka insanlarda bize saygı duyuyor. Bulundukları ülkenin dilini çok iyi öğrenmeliler” şeklinde konuştu.
‘Üniversiteyi okumakla herşey bitmiyor’
Kürdistan’ın Mardin şehrinde dünyaya gelen Nurullah Candan, 15 yıl önce Almanya’ya sığınan bir ailenin çocuğu. Candan, Bielefeld Üniversitesi’nde şu an matematik ve spor öğretmenliği bölümlerini birlikte okuyan Kürdistanlı bir genç. Ailede ilk üniversite okuyanın kendisi olmadığını söyleyen Nurullah, “Benden büyük abim ve kardeşim de üniversite okuduğundan ailem mutluydu. Ben de başlayınca doğrusu ailede fazla bir heyecan yaratmadı. Çünkü o heyecanı abim ve kardeşim aileye tattırmıştı zaten. Fakat arkadaş ve akraba çevresinde bana karşı da bir saygı gösterilmeye başlandı“ sözleriyle kendi durumunu dile getiriyor.
Nurullah Candan üniversite okumanın kendisi için önemini şu cümlelerle açıklıyor: “Eğitim bir insan için çok önemlidir. Bir insan başta kendisi bunu kavramalıdır. Üniversite okumakla tabii ki herşey bitmiyor veya adam olunmuyor. Bazı insanlar sadece popülizm adına üniversite okuyor. Bilinçli bir şekilde okuduğu alanda kendini geliştirme düşüncesi yok. Sağdan soldan duydukları ile yetiniyor. Bu da insanı geliştirmiyor. Ben insanın okuduğu alanda kendini geliştirmesi gerektiğini düşünüyorum.”
‘Fazla okumanıza gerek yok’ diyorlar
Sadece diploma için okumaktansa bir meslek sahibi olmanın daha doğru olduğuna inandığını belirten Candan, başarısına kaynaklık eden faktörlerin başında ailenin geldiğini dile getirerek şu noktaların altını çiziyor: “Ailelerimiz Kürdistan’da zor koşullarda yaşamışlar. Okuma imkanları olmamış. Dolayısıyla ailelerimiz başta kendim için söylüyorum burada bu imkanlar içinde bizi teşvik etmeye çalışıyorlar. ‘Biz okuyamadık bari siz okuyun’ diyorlar. Bir diyer faktör buradaki öğretmenlerdir. Benim okuduğum dönemlerde bizzat duydum ve diğer arkadaşlardan duyuyordum Grunschule, Realschule, Hauptschule okullarında bazı öğretmenler “Fazla okumanıza gerek yok, 9. - 10. sınıfa kadar okuyun yeter. Almanca fazla bilmediğinizden size zor geliyor“ falan diyorlardı. Bu söylem beni okumaya daha da yönlendirdi. Yani inadına okumayı hedefledim.
Nurullah Candan’a göre özellikle yakın çevresinde ve genelde Almanya’da, Avrupa’da gençlerimizin eğitim kariyerlerini küçük hedeflerle noktalamalarının sebebi, çevre ve örnek alacakları okuyan insan sayısının çok az olmasından kaynaklandığını söylüyor.
“Bir genç çevresine baktığında üniversite okuyan bir arkadaşını veya akademik ünvan sahibi bir yabancıyı gördüğünde onu kendisine örnek alabiliyor” diyen Candan, sözlerine şöyle devam ediyor: “Böyle okuyan insan sayısı az. Yani çevreye bakın öğretmenlerin hemen hemen hepsi Alman. Yabancı öğretmen sayısı çok az. Bu durum “ben yapamam, çok zor” anlayışı geliştiriyor. Bu da gençlerimizde özgüveni sarsıyor. Dolayısı ile çevremizde tamirci, işçi, fabrikada çalışan meslek grupları vs. sayısı fazla olduğundan gençlerimiz bunları örnek alıyor. Bir diğer noktada tabii ki, aile, çevre, arkadaş çevresidir. Bunlarda olumsuz etkileyen nedenler arasında sayılabilir. Bazı ailelerimiz gençlerine okuyun diyor ama öte yandan da onları çalışmaya zorluyorlar. İkisi bir arada olmuyor tabi ki. Bu durumda aile ve genç arasında ki bağlar kopmaya başlıyor.”
Sayımızda artış var
Kürdistan Öğrenciler Birliği (YXK) ve Üniveriste Parlamentosu olan ASTA çalışmaları içinde de yer alan ve aynı zamanda matematik öğretmenliği 4. sınıf öğrencisi olan Candan, okuldaki matematik öğretmeninin kendisini çok etkilediğini söylüyor. Matematik bölümünü bu nedenle seçtiğini belirten Candan, rakamları çok sevdiğini ve son yıllarda üniversite okuyan başta Kürt gençleri olmak üzere diğer yabancı gençlerin sayısında artış görüldüğünü dile getiriyor.
Candan konuşmasına şöyle devam etti: “Özellikle üniversitede okuyan Kürt gençlerinde her yıl artış yaşandığını söyleyebilirim. İlk yıllarda kendini saklayanlar vardı, yani kimliğini açıklamayanlar vardı. Fakat son yıllarda bu artık aşılmış, kendilerini açık bir dille ifade ediyorlar.”
Gençlere çağrıda da bulunan Candan “Biz gençler Avrupa’da çok imkan ve olanaklara sahibiz. Bazen güzel düşünce ve projelerimiz oluyor ama bunları hayata geçiremiyoruz. Bunları hayata geçirebilmek için kendimizi geliştirmeli ve önemli mevkilere ulaşmalıyız. İşte o zaman düşüncelerimizi, projelerimizi hayata geçirebiliriz. Ancak bu şekilde kendimize, ailemize, çevremize halkımıza faydamız olabilir” dedi.
Başarmak için yola çıktım
Almanya’ya 10 yaşında geldiğini söyleyen Erzurumlu Mazlum Tarlan, Avrupa’da bir kariyer sahibi olunmadığı zaman insanın her anlamda sürekli sömürüldüğünü vurguluyor. Üniversiteyi neden kendine hedef seçtiğini şu sözlerle açıklıyor: “Biz Kürtler bir meslek kariyer sahibi olmadığımız zaman ne kendimize ne de halkımıza bir faydamız olur. Ben bu amaçla yola çıktım. Mutlaka başaracağım. Üniveristeye başlamam, çevremde de olumlu etki yarattı. Ailem mutlu oldu. Her zaman bu konuda benim yanımda olduklarını belirtiyorlar.“
Gençlerimizin kendine güveni yok
Salzgitter FH Wolfenbüttel Üniversitesi Makine Mühendisliği 1. sınıf öğrencisi Mazlum Tarlan, Avrupa geneline bakıldığında gençlerimizin küçük hedeflerle yola çıktıklarını söyleyerek bunun çok yanlış olduğunu dile getirdi ve yaşıtlarına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: “Gençlerimizin kendilerine güveni yok. Büyüklerimiz yapamamış, okuyamamış; biz nasıl yapacağız şeklinde düşünüyorlar. Önceden teslim olmuş gibi bir şey. Örneğin çevremde de var gidip imbisslerde çalışıyorlar. Küçük işlerde çalışıyorlar. Bu nedenle üniversite okuyan gençlerimizin sayısı çok az. Bu da çok yanlış tabi ki. Kısaca gençlerimiz okumalı diyorum.”
Avrupa’da eğitimli insanlara ihtiyaç var
Ailesinin sürekli kendisini okumaya teşvik ettiğini söyleyen Tarlan, Almanca’yi çabuk öğrenmesinin de kendisi için büyük avantaj sağladığını söyledi. Tarlan, son olarak şunları söyledi: “Geleceğimiz için Avrupa’da eğitimli insanlarımızın olması şart. Bizim için her meslekte kariyer yapmış akademisyenlere ihtiyacımız var. Bu nedenle gençlerimizi okumaya teşvik edelim. Bu konuda ailelerimizi de sorumluluk düşüyor. Çocukları ile ilgilensinler. Boş bırakmasınlar.”
‘Gençlerimiz kültür çatışması yaşıyor’
Iğdır doğumlu olan Mazlum Tiltay, 8 yıldır Fransa’nın başkenti Paris’te yaşıyor. Avrupa’ya 14 yaşında gelmesine rağmen şu an üniversite okuması birçok gence örnek olsa gerek. 13. Paris Üniversitesi’nde elektronik bölümü 1. sınıf öğrencisi olan Mazlum ile folklör kampında karşılaştık ve kendisi ile Avrupa’da gençlerimizin eğitim durumuna ilişkin sohbet ettik. Avrupa’da yaşayan gençlerimizin neden eğitime ciddi yaklaşmadıklarını ve yüksek kariyer yapan gençlerimizin sayıca düşük bir orana tekabül etmesini bakın Tiltay nasıl değerlendiriyor: “Gençlerimizin üniversiteye fazla reğbet göstermemelerinin birinci nedeni bana göre ailedir. Ailelerimiz yeteri kadar çocuklarına destek olmuyor. Mesela bazı aileler halen kız çocuklarını okutmak istemiyorlar. Erkek çocukları da babaları tarafından kendi işlerinde çalıştırılmak isteniyor.”
Gençlerimizin kültür çatışması yaşadıklarını söyleyen Mazlum Tiltay, dolayısı ile sokak kültürü etkisine girmekten kurtulamayan gençlerimizin sayısının artışına dikkat çekerek şöyle devam etti:
“Az önce saydıklarımın yanında gençlerimizde de sorunlar var. Kültür çatışması yaşıyorlar. Avrupa’da birçok kültürün arasında yaşıyorlar. Bu durum gençlerin sokak kültürüne alışmasına da zemin sunuyor. Kendilerinde isteksizlik, kısa yoldan para kazanma gibi duygular gelişiyor ve üniversite, eğitim gibi geleceğini etkileyecek şeyleri düşünmüyorlar. Fakat gençlerimiz başta kendilerini sonra aile ve çevresini, halkını düşünerek karar vermeleri gerekiyor. Kendini düşünmeyen bir bireyin hiç kimseye faydası olmaz.”
‘Maxmur’a ilaç gönderen bir doktor olabiliriz’
Kariyer sahibi insanlarımıza ihtiyacımız olduğunu söyleyen Tiltay, Maxmur Kampı’nı örnek vererek konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bizim de kariyer sahibi doktorlara, avukatlara, mühendislere ihtiyacımız var. Düşünsenize bir doktorun Maxmur Kampı’na ilaç yardımı yapması böyle bir çalışma yürütmesi ne demektir. Bizim de artık kendi sektörümüzü oluşturmamız gerekiyor. Burada tüm imkanlar var. Biz bunlardan ne kadar faydalanıyoruz. Bu tartışılır.”
Yetkin bir insan ve diploma sahibi olmak böylece faydalı bir birey olmak amacı ile üniversiteye başladığını söyleyen Mazlum Tiltay, “Ben üniversiteyi bir diploma sahibi olmak, kendi dalında daha yetkin bir birey olmak, bu şekilde daha faydalı bir insan olmak amacı ile okuyorum. Bu diploma ile önümün açılacağına inanıyorum.”
‘Gel inşaatta yanımda çalış diyenler oldu’
Üniversiteye başlamasından sonra çevresinde iki farklı tepkinin meydana geldiğini söyleyen Mazlum Tiltay, tepkileri şöyle değerlendirdi: “Ben üniversiteye başladıktan sonra çevremde iki çeşit tepki oluştu. Birincisi; bana “Okuma, gel inşaatta yanımda çalış iyi para kazanırsın, okuyup ne yapacaksın? Bak okuyanlar ne yaptı ki, sende ne yapasın” tarzında oldu. Bir diğer tepki ise, “Burada imkanlar var. Okuyacaksan oku. Biz okuyamadık bari sen oku. Sakın pes etme” diyenler de oldu. Benim başarılı olmamda ailemin çok büyük rolü vardı. Bana her türlü imkanı sağladılar. Ayrıca çevremin de etkisi de oldu. Okuyan insanlarla arkadaşlık yaptım. Bunların etkisi okumamda etkisi oldu.”
En son olarak gençlere seslenen Tiltay, “Gençlerimiz ne yapacaklarını çok iyi bilmeliler. Okuyor desinler diye okumasınlar. Okumaya istekli ve kararlı olsunlar. Pes etmesinler. Azim göstersinler” dedi. BİTTİ
MURAT MANG / BİELFELD
