35 Kobanêli’den 5’i kurtulabildi!

Dünya Haberleri —

.

.

  • Yunanistan açıklarında batan göçmen teknesinde yaklaşık 750 kişi bulunuyordu, bunların 35’i Kobanêliydi. Tekne faciasından sadece 5 Kobanêli kurtulabildi. Resmi rakamlarsa hayatını kaybeden 82 kişiden 11’inin Kobanêli olduğunu söylüyor. 
  • Mahkemece kaçakçılık iddiasıyla tutuklu yargılanmalarına karar verilen 9 Mısırlının polis ve savcılık ifadeleri, Yunan Sahil Güvenliğin geminin batmasındaki rolüne işaret ederken, Yunan kamuoyunda suçun örtbas edilmesine yönelik kaygılar artıyor. 

VEDAT YELER/ATİNA

Yunanistan’ın Pylos açıklarında geçtiğimiz hafta yüzlerce mülteciyi taşıyan teknenin batmasına ilişkin yetkili makamların sorumluluk ve pozisyonları açığa çıkan detaylarla derinleşirken, hayatta kalanların sağlık durumları, iltica süreçleri ve kimlikleri de netleşmeye başlıyor. Yüzlerce mülteci deniz üstünde, Titanik ziyaretçisi denizaltı ise okyanus dibinde aranıyor!
Yaklaşık 750 mülteci-göçmeni taşıyan teknenin batmasından sonra resmi rakamlara göre şimdiye kadar 82 kişinin cesedi bulunabildi. Kayıp olan yüzlerce mülteciye ilişkin ‘arama-kurtarma’ kapsamında batıkta yürütülen çalışmaların devam ettiğini bildiren Yunan makamları, 4 km derinlikte gemi enkazına ulaşamayacaklarını bildiriyor. 

İki vaka ve iki yüzlülük
Durumdan “üzüntü” duyan uluslararası yetkili makamlar ve devletler kayıtsızlıklarını sürdürürken; bu hafta biletleri 250 bin dolar olan Titanik'in enkazına turist taşıyan denizaltının 3.8 kilometrede kaybolmasına yönelik yürütülen arama-kurtarma operasyonlarına olağanüstü bir katılım ve destek sunuluyor. Son teknoloji seferber ediliyor. Uluslararası basın ise Titanik'e ilişkin her ayrıntıyı anlık servis ediyor. Aynı süreçte meydana gelen bu iki vaka ve bu vakalara yaklaşım mülteci hayatına verilen değere bir kez daha dikkat çekerken, uluslararası makam ve yetkililerin iki yüzlülüklerini de ortaya koyuyor.

Onlarca Kobanêliden 5’i kurtuldu
Kurtulan 104 mültecinin sağlık ve iltica kayıt süreçleri devam ederken, kimlik bilgileri de netleşmeye başladı. İlk etapta kurtulan mültecilerin transfer edildikleri Kalamata şehrinde mültecilerle temas ettiğini bildiren AFP muhabiri Marina Rafenberg, Kobanêli kurtulan bir aile ile görüştüğünü ve 35 Kobanêli mültecinin gemide olduğunu bildirdiklerini söyledi. Ardından mültecilerin çoğunluğunun nakledildiği Malakasa Kampı’na yaptığımız ziyaretlerde, kurtulan 104 kişiden 47’sinin Suriyeli ve bunlardan 5 kişinin Kobanêli Kürt olduğunu öğrendik. Diğer kurtulan 43 kişi Mısırlı, 12 kişi Pakistanlı ve 2 ise kişi Filistinli.
Kayıp olan yüzlerce mülteci arasında 6 kişinin Kobanêlî Kürt olduğunu, resmi rakamlara göre hayatını kaybeden 82 kişiden ise 11'nin Kobanêlî Kürt olduğu elde ettiğimiz bilgiler arasında.

4 kuzenini kaybetti
Malaksa Kampı’na yaptığımız ziyaretler esnasında kayıt işlemi tamamlanan ve serbest bırakılan Suriyeli Muhammed, “Nereye gittiğimizi bilmiyorduk; kuzey mi güney mi, doğu mu batı mı tamamen kaybolmuştuk. Yardım istedik” dedi. Altı gün gemide kaldıklarını söyleyen Muhammed, gemide 750 kişi olduklarını ve 4 kuzenini kaybettiğini bildirdi. Gemi battıktan sonra 3 saat denizde kaldıklarını kaydeden Muhammed, 3 saat sonra Yunan Sahil Güvenlik tarafından denizden çıkarıldıklarını aktardı.

100 üzerinde kadın ve çocuk
Çocuklarıyla birlikte Suriyeli 5-6 ailenin olduğunu da ifade eden Muhammed, gemide “aileleri olmayan yalnız çocuklar vardı” dedi. 100’ün üzerinde çocuk ve kadının gemi ambarında kilitli olduğu söylemine ilişkin sorulan soruya, “Açıktı ama içerisi insan doluydu, içeri giremiyordunuz ve dışarı çıkamıyordunuz. Su ve yiyecek yoktu. 4 kuzenimi kaybettim ve buradan kurtulmak için zamanımız vardı” diye konuştu.

Tutuklananlar Yunan Sahil Güvenliğini işaret etti
Gemi kazası ardından kurtulanlar arasında bulunan ve çıkarıldıkları mahkemece kaçakçılık iddiasıyla tutuklu yargılanmalarına karar verilen 9 Mısırlının polis ve savcılık ifadeleri, sahil güvenliğin geminin batmasındaki rolüne işaret ederken, Yunan kamuoyunda suçun örtbas edilmesine yönelik kaygıları arttırdı.
Ön soruşturmada alınan ve kopyala-yapıştır görünen 6 Suriyeli ile tutuklanan Mısırlıların ilk ifadeleri şöyle: "Akşam saatlerinde bir Sahil Güvenlik botu yardıma geldi ve aniden tekne alabora oldu ve biz suyun içinde kaldık. Sonra bizi bir şişme botla kurtardılar. Gecenin ilerleyen saatlerinde iki ya da üç tekne daha geldi ve yardım etti. Şafak vakti onlardan birine aktarıldık ve şu anda bulunduğumuz limana getirildik. Bize su da verdiler."

Savcılıkta ifadeler değişti
Ardından çıkarıldıkları savcılıkta ifadelerini değiştiren Mısırlılar, ifadelerinde sahil güvenliğin tekneye müdahale etmesiyle teknenin battığını söylediler. Daha önce kamuoyuna yansıyan ve geminin batmasına yönelik diğer kurtulanların sahil güvenliği sorumlu tutan ifadeleriyle örtüşen tutuklu Mısırlılardan iki kişinin savcılık ifadeleri şöyle: "Son günün akşamı Yunan gemisi bize yaklaştı ve kaptan yardımı kabul etti çünkü insanlar kızmaya başlamıştı. Gemimiz durmuştu, motoru çalışmıyordu. Yunan gemisi bir halat attı ve onu bağladık ama bizi hareket ettirecek zamanı yoktu, tüm insanlar gürültü yapıyordu, bazıları yardım istiyordu ve bazıları İtalya'ya gitmek istiyordu. Teknemiz daha sonra güçlü çekişten dolayı önce bir, sonra ikinci kez yan yattı ve suya gömüldü."
"Yunan gemisi bizi çekmeye geldi, gemimiz insanların nereye gittiğine bağlı olarak bir eğim yaptı. Sola yattı insanlar sağa gitti, sağa yattı insanlar sola gitti, bir daha yattı gemi sola gitti. Yüksek olmayan dalgalar vardı ama gemi aşırı yüklü olduğu için sola yattı ve alabora oldu. Yunan gemisi halatları bağlayınca insanlar sakinleşti. Sanırım daha hızlı çektiler ve hareket etti. Geminin altında denize düştüm ve yüzeye çıkmaya çalıştım. Gemi ters döndü ve yukarı aşağı oldu. Hayatta kalanların yüzde 95'i güvertedeydi. Sonra 90 kişi gemiye çıktı, geminin bir metrekaresi suyun üzerinde kalmıştı. Yardım için çığlık atıyorduk."

Deliller sahil güvenliğin aksini söylüyor
İlk günden beri raporlarında teknedekilerin kurtarma yardımını reddettiklerini, teknenin rutin seyir halinde olduğunu, tekneye müdahalede bulunmadıklarını iddia eden sahil güvenlik, kendisine yönlendirilen suçlamaları reddetmekle beraber çelişkili raporlara da imza atmakta. Bütün tanık ifadeleri, yapılan medya sorgulamaları ve kamuoyuna yansıyan deliller sahil güvenlik ile Frontex’i sorumlu kılmakla beraber, sahil güvenliğin çelişkili raporlarını yalanlamakta.
İlk etapta teknenin bağlanan halat ile çekildiğini reddeden sahil güvenlik, kurtulan tanıkların ifadelerinden sonra gemiye kısa bir süre için bir halat bağlandığını kabul etti ama geminin bu müdahale esansında batması yönündeki tanık ifadelerinin aksine raporlar sunmaya devam etti.
Öte taraftan teknenin rutin seyir halinde olduğunu kayda geçen sahil güvenlik raporları ise, News 24/7’nin tarafından yapılan araştırmalar sonucu yalanlandı. Teknenin 11 saat boyunca Pylos açıklarında neredeyse aynı noktada kaldığı, akıntıya kapıldığı, dolayısıyla açıkça tehlikede olduğu, harita verilerinin sahil güvenliğin resmi versiyonunda olduğu gibi İtalya'ya doğru 'sabit bir rota ve hızda' olmadığını ortaya koyduğunu bildiren medya araştırmaları, ilk sinyalin verildiği Salı günü saat 15:00'ten battığı gece yarısından sonra saat 02:00'ye kadar sadece 3.3 deniz mili ilerlediğini kaydetti.
Ayrıca adının açıklanmasını istemeyen üst düzey bir Sahil Güvenlik yetkilisi tvxs'e yaptığı açıklamada "Sahil Güvenlik'in mülteci balıkçı teknesinin tespit edilmesinin ardından gerçekleştirdiği operasyon 920 numaralı devriye botunun kayıt kamerası tarafından yüzde 100 kaydedilmiştir" dedi.
Bu açıklama da, yaptığı açıklamalarda "gündüz ve gece kullanılan kameraların, bu olayda, görebilmek için operasyonel olarak kullanıldığını ve olayı kaydetmediğini" söyleyen Sahil Güvenlik Sözcüsü Nikos Alexiou ile çelişmekte.

Frontex batan mülteci teknesinin ilk seyircisi!
Teknenin il seyircisi konumunda olan Avrupa Sınır ve Sahil Güvenlik Ajansı Frontex ise ara ara Yunanistan Sahil Güvenlik’i işaret eden veriler sunarak kendi sorumluluğunu göz ardı etmeye çalışmakta. Kendisini sadece bilgilendirmekle yükümlü olduğunu ifaden eden küçük veriler sunan Frontex, 19 Haziran tarihinde GPS verileri silik-saklı bir video yayımladı. Kayda alınan videoda teknenin görüntülerinin kaydedildiği zaman dilimi, geminin batmadan 13 saat önce Frontex gözetimi altında olduğunu gösteriyor. Genel geri itme vakalarında aktif rol oynayan Frontex, ‘kurtarma’ operasyonundaki rolünü salt bilgilendirmeye indirgemekte. Hakkındaki sorulara kayıtsız kalan Frontex’in yayınladığı videoda 'pikseller' ile örtülen-gizlenen GPS koordinatları olan araçsal veriler, Frontex’e yöneltilen sorular arasında.

800 milyon Euro’nun 0,07’si ayrıldı
Bu süreçte önemli bir analize imza atan Solomon gazetesi ise Avrupa Komisyonu tarafından sınır yönetimi için Yunanistan'a tahsis edilen 800 milyonun eurodan sadece 600 bin euronun (yüzde 0,07) arama ve kurtarmaya tahsis edildiğini ortaya çıkarttı. Komisyonun cılız tepkiler göstermesine vurgular yapan ilgili makale, göç caydırıcılığı üzerinden Avrupa Komisyonu'nun 2021-2027 döneminde sınır gözetimi için Yunan makamlarına 800 milyon euronun üzerinde bir kaynak aktarma kararıyla tutarlı göründüğünü ve bu miktarın bir önceki AB bütçe dönemine (2014-2020) kıyasla iki katına çıkarıldığının altını çizdi.

Kurtulan bir mülteci geri dönecek
Kamp ziyaretimizde kurtulan mültecilere ilişkin bilgi vermeyi kapın önündeki protestodan kaynaklı 4 saat erteleyen ve protestocular gittikten sonra bilgi veren Sığınmacı Kabul Genel Sekreter Manos Logothetis, kurtulan 6 mültecinin sağlık durumlarından kaynaklı hastanede tedavilerinin sürdüğü söyledi. Kampta bulunan 79 mülteci arasında Pakistanlı bir mültecinin geri dönmeye dönük karar verdiğini bildiren Logothetis, 41 mültecinin kayıtlarının yapıldığını, 37 kişinin devam ettiğini ve kayıtları tamamlanan mültecilerin 6 aylık geçici oturumla serbest bırakıldığını belirtti.

‘Unutmadığımız Cinayetleri Affetmeyiz’
Yunanistan genelinde başlayan protestolar Atina ve Selanik başta olmak üzer birçok yerde çeşitli eylemlerle sürmekte. Sabah saatlerinde Malakasa Kampı’nın önüne gelen ve çeşitli Yunan topluluklarından oluşan bir grup, “Unutmadığımız Cinayetleri Affetmeyiz” yazılı pankart açarak, sorumluların hesap vermesini istedi. Yaklaşık 4 saat protestolarını sürdüren grup ile kamp yetkilileri, polis ve güvenlikler arasında zaman zaman gerginlikler yaşandı. Yeklilerin basın açıklamaları esnasında “No Borders, No Nations, Stop Deportation” sloganlarıyla müdahale eden protestocular, mültecilerle dayanışma çağrıları yaptı.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2023 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.