97 yıldır bitmeyen korku

28 Haziran 2022 Salı - 19:45

.

.

  • Torunu ve vasisi Muhammed Kasım Fırat, Şêx Saîd'in bir ruh oluşturduğunu ve o ruhun takipçisi olacaklarını kaydederek, "97 sene zaman geçti. Mezar yerini istiyoruz" dedi. Fırat, Şêx Saîd'in vasiyetini hatırlatarak, şöyle konuştu: “Vasiyetinde, 'Bir de benim mezarımı yapsınlar’ diyor. Bu vasiyet bizim için görevdir.”

YILMAZ KAYA / AMED

Muhammed Kasım Fırat, kayıtlarda Amed’de 46 kişinin idam edildiğinin belirtildiğini, oysa nahiye ve kazalarla birlikte sayının 400’ü bulduğunu söyleyerek, "Hiçbirinin mezarı belli değil” dedi. 

Şêx Saîd ve 46 arkadaşının İstiklal Mahkemesi’nin verdiği kararla 29 Haziran 1925’te Amed'deki Dağkapı Meydanı’nda idam edilişlerinin üzerinden 97 yıl geçti. Türk devletinin provokasyonu sonucu 5 Şubat 1925’te erken başlamak zorunda kalan Şêx Saîd öncülüğündeki isyan, Mayıs'ta kanlı bir şekilde bastırıldı. Şêx Saîd ve 46 arkadaşı hakkında İstiklal Mahkemesi’nin aldığı idam kararı, 28 Haziran’da açıklandı. Karar alelacele bir gün sonra Dağkapı Meydanı’nda infaz edildi. İdam edilişlerinin üzerinden 97 yıl geçmesine rağmen Şêx Saîd ve arkadaşlarının mezar yeri hala bilinmiyor. 47 kişinin yıkılan eski Orduevi bitişiğindeki alana gömüldüğü iddia ediliyor. Ailesinin, 1979’dan beri Şêx Saîd ve arkadaşlarının mezar yerlerinin bulunması için resmi kurumlar nezdinde yaptığı girişimlerden bir sonuç alınamadı. 
 
Yeniden girişimler
 
Şêx Saîd ailesinin, 2010 yılında İçişleri Bakanlığı’na yaptığı başvuruya uzun yıllar yanıt verilmezken, Diyarbakır Barosu, Şêx Saîd Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneği ile Şêx Saîd'in torunu ve vasisi Mehmet Kasım Fırat, Şêx Saîd ve 46 kişinin mezar yerlerinin açıklanması istemiyle 15 Şubat’ta tekrar İçişleri Bakanlığına başvuru yaptı. Başvurucular, yanıt verilmemesi üzerine bu kez 15 Nisan’da Ankara 5. İdare Mahkemesi’ne dava açtı. Bunun üzerine İçişleri Bakanlığı, 5 Haziran 2022'de Şêx Saîd ve 46 arkadaşının mezarının açılması için açılan davada, muhatap olmadığını ileri sürerek, talebin reddini istedi. 
Buna karşı Ankara 5. İdare Mahkemesi’ne İçişleri Bakanlığının ret kararının yürütülmesinin durdurulması istemiyle başvuru yapıldı. İçişleri Bakanlığının başvurucuların talebinin “hukuki dayanaktan yoksun” bularak reddedilmesini istemesini değerlendiren Ankara 5. İdare Mahkemesi, başvuruyu esastan reddetti. Ankara 5. İdare Mahkemesi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesinin 2. fıkrasında idari mahkemelerin, idari işlemlerin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilecekleri hükmüne bağlandığına işaret etti. 
Mahkeme, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesinin 2. fıkrasında idari mahkemelerin, idari işlemlerin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmediğini kanaat getirerek, kararın yürütülmesinin durdurulması istemini esastan reddetti. 
 
Esastan görüşme sürüyor
 
Yürütmeyi durdurma kararını reddeden Ankara 5. İdare Mahkemesi, Şêx Saîd ve 46 arkadaşının mezar yerinin açılması istemiyle aynı mahkemede açılan davayı ise esastan görüşmeye devam edecek. 

Dedemin vasiyeti var

"Dedemin cenazesini istiyorum. 97 sene zaman geçti. Bu benim en doğal insani hakkım" diyen Fırat, Şêx Saîd'in vasiyetini hatırlatarak şöyle konuştu: “Dedemin vasiyeti var. Vasiyetinde, kendisi hakkında idam kararı veren savcı Ahmet Süreyya Ergenören'e, 'Benim vasiyetim var, çocuklarıma iletin. Üzerimdeki parayı devlet aldı, gözlüğüm var. Tespihim var. Bunları varislerime, çocuklarıma teslim ediniz. Bir de benim mezarımı yapsınlar’ diyor. Bu vasiyet bizim için görevdir.”

Mezarını istiyoruz

Şêx Saîd ile ilgili devletin kalın çizgisi olduğunun altını çizen Fırat, “Sağ, sol, liberaller iktidara geldi. Hiçbir şekilde konuyu açmak istemiyorlar. Sonuçta devlet idam etmiş. Hukuksuz bir şekilde, hakimi, savcısı olmayan kişilerin vasıtasıyla idam kararı verdiniz. Ne avukatı vardı ne savunması vardı. Nereye koyduysanız sizden mezarını istiyoruz" şeklinde konuştu. 

O ruhun takipçisiyiz

Muhammed Kasım Fırat, dedesi Şêx Saîd'in bir ruh oluşturduğunu ve o ruhun takipçisi olacaklarını kaydederek, şunları ifade etti: "Kanlarıyla verdikleri bedelle bir değer oluşturdular. Ezilen bir ulusun özgürlük mücadelesiydi. Kürtlerin bütün dünya insanları gibi yaşaması gerektiğine inanıyordu. Ondan dolayı da varlığını, her şeyini ulusal kimliğini kurtarmak için feda etti." 
Fırat, Kürt ve Kürdistan tarihinde Şêx Saîd ve arkadaşlarının beraber başlattığı halk hareketinin Kürdistan’ın dört parçasında değerli görüldüğünü belirterek, şunları dile getirdi: “Şêx Saîd ve arkadaşları vazgeçilmez değerlerimizdir. Biz onlara dün, bugün ve yarın olduğu gibi hep sahip çıkacağız. Kürt ulusal meselesini dile getiren ve zulme karşı cephe oluşturan bir halk hareketidir. Devlet Kürt halkı için değerli kılınan, önemli rol ve misyonu olan isimlerin ölüm yıl dönümlerinden dahi anılmaması için Kürt değerlerini imha ediyor. İmha, inkâr ve zulüm üzerine kurulan Cumhuriyet’in bir özelliği de; tarihi değerleri yok etmesidir. Şêx Saîd Efendi ve onun arkadaşlarının, onlar yolunda direniş sergileyen Kürt şahsiyetlerinin hepsinin mezarlarını devlet saklıyor ve el koyuyor. Ölüm tarihlerini bile kendilerine göre hazırlayıp topluma sunuyor. Bunu da kurdukları ve yaptıkları kurmaca oyunlarla geçiştirmeye çalışıyorlar. Bizler Şêx Saîd ve arkadaşlarının direnişine sahip çıkıyoruz. Gerçeklerin peşinden koşmaya da devam edeceğiz.” 

400 kişi idam edildi

Kayıtlarda Amed'de 46 kişinin idamedildiğinin belirtildiğini, oysa isyanın yaşandığı nahiye ve kazalarda da idamların olduğunu, bu sayının 400'ü bulduğunu ifade eden Fırat, "Hiçbirinin mezarı belli değil. Devlet mezar yerlerini açıklamaya korkuyor, mezar yerlerinin ortaya çıkarılmasının geleceğe bir mesaj olacağına inanıyor" dedi. 

Mezalimi paylaşacağız

Devletin Seyîd Riza, Şêx Saîd ve Saîdî Kurdî'nin mezar yerlerini bildiğini söyleyen Fırat, şöyle devam etti: "Bu sistem, inkârcı, imhacı, ceberut bir sistemdir. Bu olayın peşini bırakmayacağız ve sonuna kadar gideceğiz. Eğer en sonunda kimseden cevap alamazsak halkımıza bunu anlatacağız. Türkiye'de 100 yıl önce yaşanan mezalimin çirkinliklerini insanlarla paylaşacağız. Kamuoyu oluşturup mücadelemizi sürdüreceğiz." 

Uluslararası yargıya gideriz

Fırat, Şêx Saîd'in mezar yerinin tespiti için dava açacaklarını belirterek, “İç hukuk yolları tüketilirse mezar yerinin tespiti için uluslararası yargıya başvuracağız. Bu adaletsizliğin, hukuksuzluğun sonuna kadar takipçisi olacağız. Bu bir şahsın meselesi değil, tarihi bir değerin meselesidir” dedi. Dernek olarak böyle bir girişim başlattıklarını kaydeden Fırat, yaşanan tüm gelişmeleri ve sonucu kamuoyuyla paylaşacaklarını belirterek, duyarlı olunmasını istedi. 

 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.