- 30 yıllık tutsaklığın ardından tahliye olan Mehmet Emin Aslan, başarının mücadeleyle geleceğini belirterek, yaklaşımda, örgütlemede ve süreci halka anlatmada sıkıntılar olduğunu söyledi.
- Yeni bir çalışmanın gerekliliğine işaret eden Aslan, şunların altını çizdi: "Sadece inanmak değil, herkesin bu çalışmalara katılması gerekiyor. Kendisine Kürt diyen herkes, sürece sahip çıkmalı.”
Türk cezaevlerinde 30 yıl tutulan, bedenini ateşe veren tutsak Mahmut Aslan'ın da kardeşi olan; annesini, abisinin eşini ve yeğenini cezaevi dönüşündeki bir trafik kazasında yitiren Mehmet Emin Aslan, 26 Mayıs'ta tahliye edildi. İnsanı güçlü tutan şeyin davasına olan inancı olduğunu vurgulayan Aslan, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin mutlaka başarıya ulaşacağını belirterek, “Kendimizi yenilersek başarırız” dedi.
Wan’da 1989'da Kürt Özgürlük Hareketi’ne katılan ve 8 Haziran 1996'da Adana’da gözaltına alınan Mehmet Emin Aslan, 18 günlük işkencenin ardından Konya Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde (DGM) yargılandı. “Devletin birliği ve bütünlüğünü bozmak” iddiasıyla müebbet hapis cezası verilen Aslan, Adana, Konya, Mûş, Ümraniye, Silivri ve Tekirdağ'daki cezaevlerinde tutuldu.
Babasına da ağır işkenceler
Aslan tutuklandıktan sonra aileye yönelik ağır baskılar yaşandı. Baba Melek Aslan, 1997’de gözaltına alınarak ağır işkencelere maruz kaldı. Bu işkencelerin yarattığı ağır hastalık nedeniyle de yaşamını yitirdi.
Kardeşi bedenini ateşe verdi
Kardeşi Mahmut Aslan, 1999'da Wan’da bir tanık ifadesi üzerine gözaltına alındı. Yaklaşık 40 gün ağır işkenceye maruz kalan Aslan, 2018-2019 yılları arasında Rêber Apo'ya dönük mutlak tecridin kaldırılması için başlatılan açlık grevi sırasında bedenini ateşe verdi.
Aile, görüş için birbirinden uzak cezaevlerine gitmek durumunda kaldı. Aile, bazen 5-6 yıl boyunca çocuklarının görüşüne gidemedi. Konya E Tipi Cezaevi’nde tutulan Mehmet Emin Aslan’ı ziyaret eden aile, Wan’a dönerken Xarpêt-Çewlig yolunda trafik kazası geçirdi. 26 Eylül 1999’da yaşanan kazada anne Meryem Aslan, abisinin eşi Türkan Aslan ve yeğeni Serhat hayatını kaybetti.
Tutuklanırken en çok üzüldüğü
30 yıl tutukluluğun ardından 26 Mayıs’ta tahliye olan Mahmut Aslan, işkence, tutsaklık, tecrit ve direnişi, MA'ya anlattı. Adana’da siyasi çalışmalar yürüttüğü sırada gözaltına alındığını hatırlatan Aslan, şunları söyledi: “Elbette bu hapis süreci kolay değildi. Tutuklanırken en çok üzüldüm nokta, dışarıdaki çalışmaları yarım bırakmamdı. Gözaltı süreçlerini anlatmama gerek yok, çünkü herkesin yaşadıklarını yaşadık. Tutuklandığımda, Önderliğe yönelik komplonun başladığı yıllardı. (6 Mayıs 1996 bombalı suikast saldırısı) Buna paralel olarak halkın ve Hareket'in üzerinde de ağır bir baskı politikası vardı. İşkence ve cezaevi durumuna rağmen halkın çektiği işkence bizimkinden çok daha ağırdı. Tam çalışma ve örgütlenmeye en çok ihtiyaç duyulduğu bir dönemde tutuklanmamız iyi olmadı.”
30 yıl kalacağımı biliyordum
Cezaevinin tüm işkence, tecrit ve şiddet politikasına karşı güçlü bir irade sergilediklerini söyleyen Aslan, “Ceza verildiğinde 30 yıl orada kalacağımı biliyordum. Kendimi ona göre motive ettim. İnsanı güçlü tutan şey; ideolojisi ve davasına olan inancıdır. Zindanlar bazı insanlar için yıkım olabilir ama bizim için kendimizi yeniden var etme yeri oldu. Senin bir davan, paradigman olacak ki düşmana boyun eğmeyeceksin” diye konuştu.
Mücadele, halen devam ediyor
Tutuklama, işkence ve her türlü yönelime rağmen ayakta kaldıklarını anlatan Aslan, “Halen mücadelemiz devam ediyor. En önemlisi Önderliğimiz daha cezaevinde. Devletin sistemi yok etme üzerine kurulu ve bu politikasından asla vazgeçmiyor. Sadece zindan için değil, dışarda da sistem kendini sürekli bu şekilde yaşatıyor ama Kürt Hareketi de var” dedi.
Bugün yeni bir süreç var
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne değinen Aslan, şöyle devam etti: “Bugün yeni bir süreç var. Bu süreç mutlaka bir amaca ulaşacaktır. Tüm sorunların aşılması, bizim çalışmamıza bağlı. Mücadele etmek önemlidir. Mücadele edersek başarabiliriz. Bunu başarmamızın tek sıkıntısı bizim yaklaşımımızdır. Bu süreç başladığında bizim de ‘acabalarımız’ oldu ama manifestoyu okuduktan sonra buna emin olduk. Senin her alanda bu değişim ve dönüşümü sağlaman gerekiyor. Hedef ve amaç, bu sürece uygundur ve bunun için mücadele edilmelidir. Entegrasyon önce insanın şansında başlar. Biz kendimizi yenilersek başarırız. Önderliğimiz bu konuda bize inanç veriyor. Sürecin başarıya ulaşacağına inanıyorum.
Kürtler için bir kader meselesidir
Örgütlemede sıkıntı var ve sanki bu süreç halka tam olarak anlatılmamış. Halkın bu sürece ikna edilmesi gerekiyor. Bunun için yeni bir çalışma olması gerekiyor. Süreçten ve paradigmadan kuşku duyanlar rahat olsun. Önderliğinize ve Hareketinize inanın ve güvenin. Sadece inanmak değil, herkesin bu çalışmalara katılması gerekiyor. Bulunduğumuz her yerde bu siyaseti güçlendirmemiz gerekiyor. Sistemi, Kürt sorununu çözüm noktasına getirmemiz için çalışmalar güçlü olmalıdır. Sadece bedel veren aileler değil, Kürt halkının tamamı buna destek vermelidir. Kendisine Kürt diyen herkesin, bu sürece sahip çıkması gerekiyor. Bu süreç, Kürtler için bir kader meselesidir. Siyasi, ideoloji, taktik ve strateji açısından iyi bir dil kurmak ve kazanma üzerine odaklanmamız gerekiyor.” WAN