Agitleşmek

Selahattin ERDEM yazdı —

19 Ekim 2020 Pazartesi - 22:47

  • Öğrendik ki, Agit Garzan bir Serhat çocuğuymuş. Garzan gerillasına katılım yaptığı ve en çok Garzan alanında savaştığı için ‘Garzan’ soyadını almış. Agit Civyan ise Gever’in Civyan Köyünde doğup büyümüş. PKK’nin ölümsüz gerilla komutanı Agid’i(Mahsum Korkmaz’ı) örnek aldıkları için her ikisi de adını Agit koymuş. Gerçekten de izinden yürümeyi ve Mahsum Korkmaz gibi Agitleşmeyi bilmişler.

Güney Kürdistan’ın Bradost alanında 11 Ağustos günü TC uçaklarının alçakça bir saldırısı sonucu HPG Xakurkê Eyalet Komutanı Agit Garzan’ın iki Iraklı generalle birlikte şehit düşmesi ardından, şimdi de Botan’ın Masiro alanında 11 Eylül günü TC güçleriyle girdiği bir çatışmada HPG Botan Saha Komutanı Agit Civyan’ın şehit düştüğü açıklandı. İnsanlık Komutan Agit Civyan’ı 3 Ağustos 2014 tarihinde başlayan DAİŞ çetelerinin Şengal’e yönelik soykırım saldırılarına karşı geliştirilen direnişte ve Êzîdî Kürt halkının DAİŞ soykırımından kurtarılması mücadelesinde tanımıştı.
Bu temelde, öncelikle Xakurkê’den Şengal’e kadar Kürdistan’ı işgale ve soykırıma karşı savunan kahraman gerilla güçlerini selamlıyoruz. Önder Abdullah Öcalan’ın özgürlük çizgisinde Agitleşen Kürt çocuklarını tarihi başarılarından ötürü kutluyoruz. Kürdistan özgürlük mücadelesinin tüm kahraman şehitlerini, fedai özgürlük militanları Agit Garzan ve Agit Civyan şahsında saygıyla anıyoruz. Bu yiğit ve fedakâr insanları tarihin her zaman onore edeceğine yürekten inanıyoruz.
Öğrendik ki, Agit Garzan bir Serhat çocuğuymuş. Garzan gerillasına katılım yaptığı ve en çok Garzan alanında savaştığı için ‘Garzan’ soyadını almış. Agit Civyan ise Gever’in Civyan Köyünde doğup büyümüş. PKK’nin ölümsüz gerilla komutanı Agid’i(Mahsum Korkmaz’ı) örnek aldıkları için her ikisi de adını Agit koymuş. Gerçekten de izinden yürümeyi ve Mahsum Korkmaz gibi Agitleşmeyi bilmişler.
Belli ki her iki Agit de mevcut ABD Yönetiminin “PKK’ye karşı birlikte mücadele edin” direktifi doğrultusunda daha sıkı ittifak yapan TC-Irak-KDP üçlüsü tarafından katledilmiş oluyorlar. Ortaya çıkan bilgilere göre, Xakurkê Eyalet Komutanı Agit Garzan, bu üçlü ya da onlar içindeki bazı güçler tarafından Iraklı General Zübeyir Hali’nin makam arabasına önceden yerleştirilen verici marifetiyle TC keşif uçağı tarafından katlediliyor.
Öyle kirli bir olay ki, Iraklı generaller kendi ordularının verdiği makam arabası içinde TC uçakları tarafından vuruluyorlar fakat bu olay iki devleti karşı karşıya getirmiyor, tersine daha da yakınlaştırıyor. Agit Garzan ve Iraklı generallerin vurulduğu Kürdistan toprağını şimdi katil TC askerleri işgal ediyor. Kendisinin ‘Kürdistan Hükümeti’ olduğunu söyleyen KDP ile söz konusu toprakları ‘Irak yurdu’ sayan Irak Yönetimi de bu işgale destek veriyor. ABD direktifinin gerekleri bu üçlü tarafından işte böyle vahşi ve kirli katliamlar temelinde yerine getiriliyor.
Söz konusu üçlü, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a karşı yürütülen uluslararası komplonun başlangıç günü olan 9 Ekim’in yirmi ikinci yıldönümünde de Şengal’e yönelik yeni bir işgal planında anlaştıklarını ilan etmiş bulunuyor. Son hafta içinde Kürt kamuoyunda en çok tartışılan konu bu oluyor. Yani DAİŞ soykırımından PKK’nin kurtardığı Êzîdî Kürt toplumu, şimdi “PKK’ye karşı mücadele ittifakı” olan söz konusu üçlü tarafından yeniden kölelik altına alınmak isteniyor. PKK’nin DAİŞ’ten kurtardığı ve Êzîdî Kürt toplumu için özgür yaşam toprağı olan Şengal’i şimdi söz konusu üçlü Êzîdî Kürt toplumundan almayı hedefliyor. Zagros ve Botan’ın kahraman özgürlük savaşçısı Agit Civyan’ın adı işte bu temelde böyle yaygın gündeme geliyor.
Yaşanan amansız savaşın bir gereği olmalı ki, ABD direktifi doğrultusunda TC, Irak ve KDP yönetimleri birlikte Şengal’i Êzîdî Kürt toplumundan almaya hazırlanırlarken, 2014 yazında Şengal’i DAİŞ istilasından kurtaran PKK gerillasının komutanı Agit Civyan Botan’da TC ordusuyla girdiği bir çatışmada şehit düşüyor. HPG Merkez Karargahı tarafından kamuoyuna duyurulan bu şehadet bir yandan Şengal tartışmalarını daha da alevlendirirken, diğer yandan da söz konusu üçlünün Şengal’i işgal planını biraz zora sokmuş gibi görünüyor.
Belli ki Xakurkê ve Haftanin işgali ardından benzer bir biçimde Şengal’i de işgal etmek isteyen güçlerin işi gerçekten de biraz zordur. Çünkü başta Şengal Êzidi Kürt toplumu ve onun demokratik özerk yönetim kurumları olmak üzere tüm devrimci ve demokratik güçler söz konusu işgal planını yoğunca tartışmakta ve karşı çıkmaktadır. Bu temelde de en güçlü argüman Şehit Agit Civyan gerçeği ve Şengal sorununun demokratik özerk çözümü için ortaya koyduğu siyasi proje olmaktadır.
Çünkü Şengal’in işgali için 9 Ekim’de açıklanan anlaşma her ne kadar “Yabancı ve yerel teröristlerin alandan temizlenmesi” ibaresini kullansa da bununla kast edilenin PKK olduğunu herkes bilmektedir. Zira söz konusu ittifakın “PKK karşıtı” bir ittifak olduğu bilinmektedir. Her ne kadar Irak Yönetimi gibi bazı güçler bu konuda muğlaklaştırma çabası içinde olsa da ABD, TC ve KDP yönetimleri esas hedefin PKK olduğunu gizlememektedirler. Kendilerinin “PKK” dedikleri Şengal halkı tarafından oluşturulan YBŞ, Özerk Meclis gibi kurumları dağıtmak istemektedirler.
Handikap da işte bu noktada ortaya çıkmaktadır. Çünkü DAİŞ Şengal’e saldırır ve Êzîdî Kürt toplumunu soykırımdan geçirirken, buna müdahale eden ve DAİŞ’e karşı Şengal’i ve Êzîdî Kürt toplumunu savunan sadece PKK gerillası oldu. Söz konusu güçler ya ortada yoktular (çünkü gizlenmişlerdi), ya KDP gibi DAİŞ’in önünden kaçıyorlardı, ya da TC Devleti gibi DAİŞ’i açıktan (Musul olayı) destekliyorlardı. İkinci olarak, PKK gerillası Şengal’e yerleşmedi; tersine bir yandan Şengal’in güvenliğini sağlarken, diğer yandan da Şengal halkının ve gençliğinin kendi öz savunma güçlerini ve demokratik özerk kurumlarını oluşturmasına destek verdi. Böylece üç yıllık yorucu bir çalışma sonucunda Şengal demokratik özerk yönetimi oluştu. Üçüncü olarak da, Şengal’deki görevi esas olarak tamamlanan PKK gerillası, 2018 yılı baharında Şengal’den geri çekildi ve bunu kamuoyuna açık bir biçimde yaptı. İşte bütün bu çalışmaları öncü düzeyde yürütenlerin başında Mam Zeki Şengali ve Agit Civyan geliyordu ve her ikisini de TC Devleti alçakça katletti.
Açık ki PKK’nin Şengal müdahalesi bu biçimdedir ve bu gerçeği herkes bilmektedir. PKK Şengal’i DAİŞ’ten kurtarmış ve Êzîdî Kürt toplumunun soykırıma uğratılmasını önlemiştir. PKK Şengal halkının ve Êzîdî Kürt toplumunun kendi demokratik özerk yönetimini oluşturmasına öncülük etmiştir. PKK fazla görevi kalmayınca da alandan çekilip başka yerlere gitmiştir. Şimdi somut gerçekliğin böyle olduğu bir ortamda elbette PKK’yi bahane ederek Şengal’i işgale yönelmek zor olmaktadır.
Bu konuda ABD, TC ve KDP için aslında fazla bir şey söylenemez. Çünkü ABD’nin dini-imanı petrol ve kendi çıkarıdır. Mevcut TC Yönetimi zaten yeminli bir Kürt ve Êzîdî düşmanıdır, defalarca Şengal’i uçaklarla bombalamıştır. KDP ise, belli ki bütün itibar ve onurunu Şengal’de kaybetmiştir çünkü DAİŞ önünde kaçarak Êzîdî Kürt toplumunu DAİŞ soykırımına terk etmiştir. Kendisinin bitiş yeri olan Şengal’i ve söz konusu kaçış anını adeta tarihten silmek istemektedir.
Fakat Irak Yönetimi için durum böyle değildir. Çünkü Irak Yönetimi Şengal’de DAİŞ’e karşı yürütülen mücadeleyi desteklediğini ve PKK’nin yaptıklarıyla insanlığın onurunu kurtardığını resmen açıklamıştır. Musul ve çevresinde kendisi de DAİŞ’e karşı bir biçimde mücadele etmiştir. Şimdi mevcut Irak Yönetiminin bunları unutması ve ABD direktifi önünde bu denli boyun eğerek TC-KDP cephesine geçmesi anlaşılacak ve kabul edilecek bir durum değildir. Hala bundan vaz geçileceğini ummak herhalde hatalı olmaz.
Şengal’i işgal hazırlıklarına karşı Şengal halkının, Êzîdî Kürt toplumunun ve demokratik özerk kurumların tutumları önemli ve yiğitçe olmuştur. Dört parça Kürdistan’dan ve dünyanın dört bir yanından da bu direnişçi ve özgürlükçü tutum destek bulmuştur. Kürdistan Özgürlük Hareketinin her zaman desteğinin Şengal halkından yana olduğu da açıktır. Bu nedenle çok fazla telaşlanmaya gerek yoktur. Bir kere daha müdahale gerekirse herhalde PKK ve tüm devrimci-demokratik güçler üzerine düşeni yapmaktan geri durmazlar. Kürdistan’da Agit çoktur, nasıl ki DAİŞ soykırımına karşı bir Agit yürümüşse, şimdi TC ve KDP işgal saldırısına karşı da yürüyecek yüzlerce Agit ortaya çıkar. Çünkü yaşanan olaylar, nerede olursa olsun Kürt toplumuna, gençlerine ve kadınlarına Agitleşmek gerektiğini iyi öğretmiştir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.