Altıncı yılında öz yönetim direniş gerçeği

Selahattin ERDEM yazdı —

6 Aralık 2020 Pazar - 23:00

  • Özgürlük Zamanı direniş hamlesi tamamen demokratik öz yönetim direniş çizgisinde ve onun yarattığı birikim üzerinde gelişmektedir. Direnişin ruhu, çizgisi, cesareti, fedakârlığı, amaçları tamamen demokratik öz yönetim direnişi tarafından belirlenmiştir.

Bilindiği gibi, 2015-16 kışında Cizre ve Sur öncülüğünde tarihi öneme sahip bir demokratik öz yönetim direniş deneyimi yaşandı. Şimdi aralık ayı itibariyle söz konusu bu direnişin beşinci yıldönümü yaşanıyor ve büyük şehir direnişinin altıncı yılına giriliyor. Bu vesileyle demokratik öz yönetim direniş gerçeğine yeniden toplu olarak bakmak ve AKP-MHP faşizmine karşı yürütülen ‘Özgürlük Zamanı’ direniş hamlesi açısından öğretici derslerini çıkarmaya çalışmak önemli ve anlamlı oluyor.

Kuşkusuz ilk adımları 2015 Ağustosu’nda atılan ve aralık ayından itibaren iyice yoğunlaşarak altı ay gibi bir süreye yayılan, örneğin Sur’da kesintisiz olarak yüz günü aşan bir şehir savaşı biçiminde süren demokratik öz yönetim direnişleri gerçeğine çok yönlü yaklaşılabilir ve birçok açıdan ele alınarak değerlendirilebilir. Bu düzeyde değerlendirme yapmak ve ders çıkarmak açısından yeterli bir tecrübe birikimini ihtiva etmektedir. Fakat biz, burada sadece iki açıdan ele alıp değerlendirmeye çalışacağız. Birincisi ‘Çöktürme eylem planına’ ve AKP-MHP faşist diktatörlüğüne karşı mücadelede demokratik öz yönetim direnişlerinin yeri ve rolünün neler olduğu konusudur. İkincisi ise güncel olarak yürütülen ‘Özgürlük zamanı’ hamlesi açısından çıkartılacak dersler konusudur.

Birinci noktada ele aldığımızda, öncelikle demokratik öz yönetim direnişlerinin kahraman şehitlerini ölümsüz komutanlar Çiyager ve Zeryan şahsında saygı ve minnetle anmak, kahraman şehitlerimizin geliştirdiği direniş çizgisinde ciddi, bütünlüklü ve tutarlı bir özeleştiri vermek gerekir. Bu özeleştiri sadece devrimci ve sosyalist militanlar açısından değil, kendine yurtsever ve demokrat diyen herkes açısından gereklidir. Çünkü ‘Çöktürme eylem planı’ ve ABD, MHP ve KDP ile anlaşan Tayyip Erdoğan faşist diktatörlüğü karşısında ilk ve doğru tutumu koyan Cizre ve Sur öncülüğündeki demokratik öz yönetim direnişleri ve bu direnişlerin kahraman şehitleri olmuştur. Yani bu direnişler ve onları gerçekleştiren kahraman şehitler AKP faşizmi karşısında doğru yolu göstermiş, doğru antifaşist, yurtsever ve demokratik çizgiyi temsil etmiştir. Bunun dışındakilerin hatalı veya yetersiz oldukları geçen beş yıllık pratik süreç tarafından fazlasıyla doğrulanmıştır.

Geriye dönüp bu beş yılda yaşananlara baktığımızda bu gerçekleri tüm ayrıntılarıyla ve net bir biçimde görebiliriz. Çok açık ki, son beş yılda yaşananları daha sürecin başında, yani 2015 yılında demokratik öz yönetim direnişçileri tüm açıklığıyla öngörmüştür. ABD, MHP, KDP ve ‘Ergenekon’ ile anlaşan Tayyip Erdoğan ve AKP’nin Türkiye ve Kürdistan toplumları açısından nasıl büyük bir tehlike haline geldiğini ve halkları nasıl bir felâkete sürükleyeceğini net bir biçimde öngörmüş ve buna karşı tek doğru yurtsever ve demokratik duruşun da seferberlik düzeyinde antifaşist direnişi geliştirmek olduğunun derin bilincine ulaşmışlardır. Düşünelim bir kere, eğer böyle bir bilinç ve öngörü olmasaydı hiç öyle kahramanca mücadele edebilirler miydi?

Peki böyle bir doğru direniş çizgisi ve yaşanan beş yıllık gerçeklik karşısında ne söylenebilir? Çok açık ki, ancak tüm yurtsever ve demokrat güçlerin aynı bilinçte olmaları ve aynı çizgide mücadele etmeleri gerektiği ifade edilebilir. Eğer tüm yurtsever ve demokrat güçler süreci demokratik öz yönetim direnişçileri gibi anlasaydı, ABD, MHP, KDP ve ‘Ergenekon’ ile ittifak yapan AKP’nin nasıl bir tehlike haline geldiğini görebilseydi ve AKP-MHP faşist diktatörlüğüne karşı demokratik öz yönetim direnişçileri gibi mücadele edebilseydi, hiç kuşkusuz süreç böyle ilerlemeyecek, faşizm bu kadar kurumsallaşıp etkili olmayacak, tersine erkenden darbelenip yıkılacaktı. Demek ki son beş yılda yaşanan faşist zulme demokratik öz yönetim direnişleri değil, tersine o çizgide mücadele edemeyen yaklaşımlar fırsat verdi ve zemin sundu.

Şimdi bu geçen beş yılı faşist saldırganlık, baskı, zulüm, terör ve katliam açısından ele alıp değerlendirmeli ve AKP-MHP faşist diktatörlüğünün insanlık karşıtı gerçeğini ortaya koyarak teşhir etmeliyiz. Fakat söz konusu bu beş yılı antifaşist mücadele açısından da doğru ve yeterli bir düzeyde analiz ederek herkese hakkını vermeliyiz. Yani Sezar’ın hakkını Sezar’a verme misali Demokratik öz yönetim direnişlerinin ve direnişçilerinin hakkını verirken, antifaşist mücadelede hatalı ve yetersiz kalanları da eleştirip ciddi bir özeleştiri geliştirilmesini sağlamalıyız. Ancak böyle bir eleştiri ve özeleştiriyle geçmiş pratiği doğru değerlendirip gereken dersleri çıkartabilir ve bundan sonraki antifaşist mücadeleyi başarıya götürebiliriz.

Çünkü geçmiş süreçte ve özellikle öz yönetim direnişleri verildiği dönemde bunlara karşı her şey söylenmiştir. Yani sadece aynı düzeyde mücadele etmeyip mücadeleyi zayıf kılan bir tutum değil, yürütülen mücadeleyi doğru bulmayarak çekiştiren tutumlar sergilenmiştir. Örneğin ‘Nerden çıktı bu direnişler’ denmiştir. Kürt şehirlerinde yaşanan AKP zulmünün nedeni olarak söz konusu direnişler gösterilmiştir! Gençler ve halk söz konusu direnişlere katılmamaya çağrılmıştır. Asgari demokratik görevlere sahip çıkılmamıştır. Çeşitli biçimlerde özel savaşın oyununa gelinmiştir. Hatta neredeyse faşist zulümden PKK sorumlu tutularak, yurtseverlik ve demokratlık adına adeta PKK’ye karşı her türlü karalayıcı propaganda yürütülmüştür. Tüm bunlara gösterilen gerekçe de “PKK direnmese AKP böyle saldırmazdı” olmuştur. Yani günümüzde KDP Yönetiminin ileri sürdüğü görüşler beş yıl önce de Bakûrê Kurdistan’da ileri sürülmüştür. Peki gerçekler böyle midir? Bu tür düşünce ve tutumların hiç özeleştirisi olmayacak mıdır?

İkinci konuya, yani ‘Özgürlük zamanı’ direniş hamlesi açısından öz yönetim direnişlerinin öğrettiklerine gelince, kuşkusuz bu direnişleri olduğu gibi aynılaştırmak veya birbirinden tamamen koparmak doğru değildir. Aynılaştırılamazlar; çünkü demokratik öz yönetim direnişleri AKP-MHP faşist saldırganlığının örgütlenip başladığı süreçte ve esas olarak faşist saldırganlığa karşı direnip onu darbeleme ve zayıflatma temelinde ortaya çıkar ve gelişirken, Özgürlük Zamanı direniş hamlesi AKP-MHP faşizminin iyice yıpranıp çökmekte olduğu bir süreçte ve faşizmi yıkma temelinde ortaya çıkmakta ve gelişmektedir. Dolayısıyla hedefleri, yöntemleri, araçları farklılıklar içerir. Bunları birbirine karıştırmamak ve söz konusu farklılıkları görmek gerekir. Örneğin 2020 bahar ve yazında gerillanın geliştirdiği ‘Cenga Haftanin Devrimci Hamlesi’ biraz öz yönetim direnişlerine benzemektedir. Çünkü esas olarak ABD, TC ve KDP’nin planlı imha saldırısına karşı direnmeyi ve söz konusu planı bozmayı içermiştir. 2015-16 kışındaki demokratik öz yönetim direnişinin de benzer bir karakteri vardır.

Kuşkusuz her iki direniş aynılaştırılamayacağı gibi, birbirinden tamamen koparılamaz da. Çünkü ‘Özgürlük Zamanı’ direniş hamlesi tamamen demokratik öz yönetim direnişlerine dayalı olarak ve o direnişin yarattığı birikim üzerinde gerçekleşmektedir. Şu husus net olarak belirtilebilir: Eğer AKP’nin 24 Temmuz 2015 topyekûn faşist-soykırımcı saldırganlığına karşı demokratik öz yönetim direnişleri temelinde mücadele edilmeseydi, bugün Özgürlük Zamanı Direniş hamlesi örgütlenemez ve geliştirilemezdi. Özgürlük Zamanı direniş hamlesi tamamen demokratik öz yönetim direniş çizgisinde ve onun yarattığı birikim üzerinde gelişmektedir. Direnişin ruhu, çizgisi, cesareti, fedakârlığı, amaçları tamamen demokratik öz yönetim direnişi tarafından belirlenmiştir. Yani Özgürlük Zamanı direniş hamlesine de Komutan Çiyager ve Komutan Zeryan komuta etmektedir. O da 14 Temmuz’dur, 15 Ağustos’tur, 30 Haziran’dır. Önder Abdullah Öcalan öncülüğünde Kürt gençlerinin ve kadınlarının geliştirdiği PKK direnişçiliğidir. 43’üncü yılda bu direnişçilik daha da örgütlü ve planlı gelişecek, İmralı işkence ve tecrit duvarlarını parçalayarak AKP-MHP faşizmini yıkıma götürecektir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.