Avrupa’da iki kıskaca karşı mücadele

Ziya ULUSOY yazdı —

  • Burjuvazinin geleneksel iki ana akımının politik iflası, işçi hareketinin devrimci gelişiminin zayıflığı, komünist hareketin çok güçsüz olması nedeniyle, tek uca doğru gelişmeye yol açıyor.
  • Avrupa halklarında faşist hareketin gelişmesiyle iç içe göçmen halklarda milliyetçi ve dinsel ideolojiler yükseliyor.

Avrupa’da faşist partilerin -önlenebilir- kitle desteği gelişiyor. İtalya’nın Kardeşleri Partisi hükümeti ele geçirip devlet kurumlarında örgütlenmesini geliştirmenin aracı yaparken, Hollanda’da Valders’in PVV’si birinci parti oldu. Fransa’da Le Pen’in partisi birinci parti olmak için yarışıyor.

Son olarak AfD’ın ikinci parti konumuna yükselecek kadar destek toplaması, Almanya’da kitle protestolarına yolaçtı. Daha doğrusu AfD ile parlamento dışı faşist örgütlerin ve Alman sermaye temsilcilerinin katıldıkları “göçmenleri geri gönderme ve faşist örgütlere para yardımı" toplantısının deşifre edilmesi alarm zillerini çaldırdı. Hanau katliamının yakın tarihte gerçekleşmesi bu alarm zilinin gerçekçi olduğunu gösteren diğer bir örnek.

Neofaşizmin Batı Avrupa’da da yeniden kitleler arasında güç toplaması, ABD’de Trump’ın parlamenter liderliği şemsiyesinde toplanarak güçlenme eğilimi, kapitalizmin çoklu bunalımını burjuvazi lehine çözme girişimleriyle bağlantılı.

90’lı yıllardaki gericilik dönemi çıplak kapitalist hegemonyayı kurabilmesine yolaçtı ve kapitalist ideologlara “tarihin sonu kapitalizmdir” şiarını yükselttirdi.

Kapitalizm, ‘90 yıkımından sonra elde ettiği ekonomik avantajlara rağmen krizsel süreçten çıkamayınca, kapitalist merkezlerde de, işçi sınıfı yoksullaşmaya ve işsizlik sorunuyla karşılaşmaya başladı.

Burjuvazi, Avrupa ve ABD’de yeni faşist hareketleri, esasen kitlelerin hoşnutsuzluğunun antikapitalizme akışını önleyecek dalgakıran ve kısmen vurucu güç olarak kullandı.

Bunalımın derinleşeceği ve işçi sınıfının devrimci mücadelesinin olası yükselişi koşullarında vurucu güç ve hükümet gücü olarak kullanmak üzere el altında tutmak anlamına tabii ki geliyordu.

Tekelci burjuvazi için siyasi ve ideolojik hakimiyet tehlikesi de güncelde başgösterdi. Uzun onyıllar, “merkez sağ” ile “merkez sol” partilerin tahtarevallisiyle geniş kitlelerden destek alarak yönetmek nispeten kolay oldu. Fakat güncelde kapitalizmin bu iki siyasi enstrümanla yönetebilmesi de krize girdi.

Her şeyden önce burjuvazi kapitalizmin krizsel sürecinin yükünü kitlelerin sırtına yıkarken, muhafazakarlar ile sosyal demokratların (ve yakınındaki Yeşillerin) aralarındaki görece farklar da ortadan kalktı. Bu partiler kapitalizmin neoliberal saldırılarında, aralarındaki kısmi farklılıkları da kaldırarak, tam birleştiler. Emperyalist yayılmacılıkta, Yugoslavya, Irak, Afganistan, Suriye gerici iç savaşı, son olarak Ukrayna savaşında görüldüğü gibi, emperyalist savaş politikasında birbirlerinin kopyası politikalar izlediler. Burjuva demokrasisini de polis saldırganlığını artırma yasalarıyla daha da gericileştirmede birleştiler.

Eski iyi ücretli işlerini kaybetmekte olan kitleler, ikili burjuva politikasının tekleşmesine karşı tepkiyle ve neofaşist partilerin göçmen düşmanlığını yükseltmelerine ve “ulusalcı ekonomi”ye geri dönüş vaadine kanarak faşist partilere parlamenter alanda akıyorlar.

Burjuvazinin geleneksel iki ana akımının politik iflası, işçi hareketinin devrimci gelişiminin zayıflığı, komünist hareketin çok güçsüz olması nedeniyle, tek uca doğru gelişmeye yol açıyor.

Almanya’da Cumhurbaşkanı dahil sosyal demokratların, faşist hareketin yükselişine karşı kitlesel protestolara katılımı, elbette sosyal demokrtaların antifaşist potansiyeli kendi barajına akıtıp devrimcileşmesini önleme politikasından kaynaklanıyor. Ayrıca AB emperyalist odağının hakim gücü Almanya’da AfD’ın olası hükümete gelmesi, diğer AB üyesi ülkeler halklarının, yakın Nazi işgallerini hatırlaması, Alman burjuvazisine tepkilerini yükseltmelerine yol açabilir. Sosyal demokratlar bu riski de burjuvazi adına hesaba katarak hareket ediyorlar.

Yine de kitlesel antifaşist gösterilerin büyümesi devrimci gelişmeye zemin hazırlayabilir.

Kitlelerin faşizme desteğe akışına karşı elbette Avrupa’da komünist ve antifaşist hareketlerin, işçi sınıfını temel alan ve faşizme karşı eylemselliği büyüten mücadelesi asıl rolü oynayacak.

Avrupa halklarında faşist hareketin gelişmesiyle iç içe göçmen halklarda milliyetçi ve dinsel ideolojiler yükseliyor. Bu iki faşist yükseliş kıskacı, işçi sınıfı hareketinin güçsüzlüğü zemininde keskinleşen bu kıskaç, Türkiye ve Kurdistanlı göçmenlere hitap eden komünist ve devrimci hareketin kitle desteğini çoktan zayıflatmış durumda.

İşçi sınıfı hareketinin büyütülmesine ve faşizme karşı mücadelenin yükseltilmesine göçmen kitleleri seferber ederek bu kıskaç kırılabilir, kırılmalıdır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2024 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.