Ben araçsal değil, stratejik bir önderliğim

Abdullah ÖCALAN yazdı —

26 Eylül 2021 Pazar - 23:00

  • CHP bir çıkmazı yaşıyor. Ben de varım dediği noktada adım atamıyor ya da ne dediğini bilmiyor. Bu iş öncelikle parlamentonun bir karar almasıyla başlar. 

İmralı’da en önemli konu Parlamento çağrısı:

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Kürt sorununun çözümü ve muhatabına dair açıklamaları, tartışmalara neden olurken, konunun en önemli muhattabı olan Kürt halk önderi Öcalan’ın, muhattaplık, parlamento, tarafların pozisyonu hakkında daha önce yapmış olduğu değerlendirmelerini, konunun öneminden dolayı okurlarımız için derledik:

Mart 2013

“Bütün bu anayasal-yasal boyut, yani parlamento boyutu sizin (İmralı Heyeti) işinizdir. AKP’nin de CHP’nin de bütün bunları kendi içinde tartışması lazım. Sizin de onlarla görüşüp tartışmanız gerekir. Hatta canı isterse MHP bile katılır, katılmasa da kendisi bilir. CHP bir çıkmazı yaşıyor. Ben de varım dediği noktada adım atamıyor ya da ne dediğini bilmiyor. Bu iş öncelikle parlamentonun bir karar almasıyla başlar. Bu bir tezkere mi olur, karar mı olur, onu bilemem artık. Komisyonların kurulması gerekecek. Bunlardan birincisi parlamenterlerden oluşan bir komisyondur, diğeri ise toplum adına Akil İnsanlardan oluşur. Parlamenterlerden oluşanı işte bir kararla falan olması lazım…

Mart 2013

Mesela 1921’de Koçgiri’de benzer bir şey var. Parlamento bunları çağırıyor, bir karar alıyor, isyanı bitirin diyor. Gerçi onların süreci biraz farklı devam ediyor, ama bizimki de biraz böyledir. Bir isyanı bitireceğiz. Parlamento karar almadan nasıl olacak? Bizimki de kırk-elli yıllık bir meseledir…
Sanki bazıları çaktırmadan çıkıp gitsinler diyor. Çaktırmadan geri çekilme olur mu? Ben de çalışmak istiyorum, ama ellerim bağlı, nasıl çalışayım. Ellerim işte bu yasayla açılacak. Bu parlamento kararı kilittir. Yasal çözümü bulacağız, bu komplo baş aşağı olacak.”
 
3 Nisan 2013

“En önemli konu parlamento; bu konuya dair çok tartışma yürüttük… Nasıl olabilir mesela? Son kırk yılı, hatta belki son yüz yılı alın. Şöyle denilebilir: ‘Tüm yurttaşlarımızı ağır çatışma ortamından (İç savaş ortamından da denebilir) hızla arınıp yasal demokratik siyasete katılmaya ve üzerine düşen görevi yerine getirmeye çağırıyoruz’ gibi bir çağrı, bir karar olur. Bu aşama yasal-anayasal sürecin öne çıktığı bir aşamadır…
Ayrıca parlamentoda Çözüm Sürecini Değerlendirme Komisyonu kuracaklar, bu da önemlidir. İsimle ilgili sıkıntı çıkarmayacağız. Ama Hakikat Komisyonu gibi çalışır, ya da onun ön hazırlığı gibi...Bunların hepsi bu komisyonun gündeme alacağı konulardır.”

17 Ağustos 2013

“Benim için basit bir araç olarak kullanma iradesi olmasın. Ben araçsal değil, stratejik bir önderliğim. Mezara girsem bile bu böyledir. Yasaları bile ben yararlanmayayım diye bana göre düzenliyorlar. Türkler ‘Apo’yla olmaz’, Kürtler de ‘Apo’suz olmaz’ diyor. İşte bu savaştır, bunu paralel devlet yapıyor…Paralel devlet devrede, ama boşa çıkarabiliriz. Tek taraflı uyduruk demokrasi paketi yerine üzerinde birlikte çalışılmış, düzenlenmiş bir paket olmalı…”

BDP’nin rolü

“…Burada BDP’nin rolü çok önemlidir. Birlikte tartışarak uzlaşıp karar alarak cansiperane savunulur, TBMM’de birlikte çıkarılır. İmralı ruhu ve inisiyatifi de budur. Dış güçleri karıştırmadan, biz bize, öz irademizle büyük bir sorumluluk ve ciddiyetle tartışıp kararlaştırıyoruz. Tek taraflı yapmak, paralel devletin tarzıdır.
 
Demokratik sözleşme paketi

“…Kırk yıllık bir savaşın onurlu bir barışı nasıl olacak? Bunları tartışın işte. Ardından bunların demokratik sözleşmeye dair paketi olacak. Tartışma olanakları artmıştır. Bunu stratejik tarafı da benim…Ben karanlık dehlizlerin kilitlerini açarak yürüyorum…Tek taraflı paket kesinlikle olmaz…İzleme Komitesi'nin parlamento ayağı da olabilir.
Af demeyeceğim, bu hatalı cezalardan nasıl dönülür? Bunun dışında da geri dönüş yasası olabilir. Daha önceki iki komisyon benimle görüşmedi, hata yaptılar, stratejik yaklaşmadılar, uyduruk kaldılar…Tartışın bunları, ben sadece öneriyorum.”
 
8 Şubat 2014

“…Bundan sonra her şeyi çerçeve anlaşmalarla yapacağız… Ne zaman olacak, nasıl olacak? Çerçeve anlaşması yapacağız. Bunların müzakeresi yapılacak. Gelirlerse ben hazırım. Burada müzakere çerçevesini konuşacağız. Meclis'e götürüp yasalaştıracaklar. Güvenlik, köye dönüş, köyleri inşa etme, tüm bunları müzakere edeceğiz. Tek taraflı olmaz. Öyle af falan demek de yanlış. Karşılıklı sözleşme yapacağız. Sözleşme hukuku geçerli olacak. Tek taraflı ihale kanunları çıkarmakla olmaz. Tek taraflı paket dayatması provokasyondur. Çözüm getirmez, çözümsüzlük üretir. Sözleşme hukuku ile, muhatapların karşılıklı bir araya gelerek yasal veya tüzüksel bir metniyle olur. Altında imzalar olur. Son dört yüzyıllık tüm benzer sorunlar böyle çözülmüştür…
 
27 Şubat 2015

“…Şimdi bizim yaptığımız niyet beyanıdır… Benim imzam var altında. Devlet de imzalayabilir ya da imzalamaz. Kendileri bilir. İmzası olursa daha ciddi olur. Bu birinci aşamadır, yani niyet aşamasıdır. İkinci aşama onama aşamasıdır. Parlamento ve İzleme Kurulu huzurunda uygun görülecek, Anayasa Mahkemesi’ni de dahil edeceğiz. Devletin huzurunda, parlamento huzurunda yapacağız. Anayasa Mahkemesi’nden gelene de yaptığımız iş anayasaya uygun mudur diye soracağız” 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.