Cezaevlerinde sistematik zulüm

- MED TUHAD FED’in yaşanan hak ihlallerine ilişkin hazırladığı yıl sonu raporu; Türk cezaevlerindeki sistematik zulmü bir kez daha gözler önüne seriyor.
MED TUHAD FED, cezaevlerinde “pandemi tedbirleri” adı altında mutlak bir tecrit hali ve ceza içinde ceza politikasının yaşandığına dikkat çekti.
Türk cezaevlerindeki PKK ve PAJK’lı tutsakların, Kürt Halk Önderi Abdullah üzerindeki tecridin sonlandırılması talebiyle 27 Kasım’da başlattıkları süresiz-dönüşümlü açlık grevi, 35. gününde 7. grupla devam ediyor.
MED Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu (MED TUHAD FED), cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin yıl sonu raporunu açıkladı. Olağanüstü Hal’in (OHAL) 20 Temmuz 2016’da başlayıp 18 Temmuz 2018 yılında bitmesine rağmen uygulamalarının cezaevlerindeki etkisinin sürdüğü kaydedildiği raporda, cezaevlerinde “pandemi tedbirleri” adı altında, mutlak bir tecrit hali ve ceza içinde ceza politikası yaşatıldığına dikkat çekildi.
Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün 8 Kasım 2020 tarihli açıklamasında 368 Ceza İnfaz Kurumu’ndan 117’sinde pozitif vaka görüldüğü ve 12 tutsağın yaşamını yitirdiği bilgisinin paylaşıldığı raporda, cezaevlerinde salgının bir fırsat olarak değerlendirildiğine işaret edildi. Raporda, cezaevlerinde başlayan açlık grevlerine de dikkat çekildi.
MED TUHAD FED, cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin raporunda şu bilgilere yer verdi:
SAĞLIK
Sağlık hakkı, yaygın bir şekilde ihlal edilmektedir. Uzun zamandır sağlık hakkına erişim engelleri yaşanıyor, ancak salgınla birlikte bu durum tahammül edilmeyecek ve yaşam hakkını ciddi boyutlarda tehlikeye atacak bir hal aldı.
Sağlık durumu, cezaevlerinde kalamayacak kadar kötü durumda olan birçok hasta tutsak tedavi bile edilmeyerek cezaevlerinde yaşamını yitirdi.
Koronanın önlenmesi-yayılması noktasında yetersizlikler yaşandı, tedavi süreçleri eksik yürütüldü.
Diyarbakır Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda çift kelepçe uygulaması, salgın tedbirleri de hiçe sayılarak devam ediyor. Tutsaklara uzun süredir böyle insanlık dışı uygulamalarla tedavi dayatılıyor.
HİJYEN
AİHM’in uygun donanıma sahip ve hijyenik sıhhi tesislere erişimin, tutsakların kişisel haysiyet duygusunu korumak için büyük önem taşıdığına dair önemli kararları var. Cezaevlerinde fiziksel koşullar bakımından yeteri önlemler alınmamış olmakla beraber tutsakların kişisel hijyenlerini sağlayabilecekleri koşulları da oluşturulmadı. Aynı maskenin aylarca kullanıldığı birçok cezaevinde gözlemlendi. Yine temizlik malzemelerinin yeterli ve ücretsiz dağıtılmadığı bilinen bir gerçektir. Salgının böylesine yaygın olması, yaşanan hak ihlallerinin de özeti niteliğindedir.
ÇIPLAK ARAMA
İnsanlık onuru ve salgın kuralları hiçe sayılarak, birçok cezaevinde çıplak arama dayatması yaşandığı raporlara yansıdı. Diyarbakır 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu ve Diyarbakır Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda yaşanan çıplak aramalar uzunca bir süredir kamuoyunun gündemindedir.
ORTAK ALAN/SOSYALİTE
Bütün cezaevlerinde yaşanan temel ihlallerin başında ortak alan, sosyal faaliyetlerin yaşanmaması durumu geliyor. Aynı koşullar altında bulunan tutsakların, sosyal faaliyetlerinin engellenmesi hem hukuka hem de temel insanlık kurallarına aykırı. Bu haliyle salgının tam bir tecrit haline dönüştüğü, birçok kurumun raporlarıyla da tespit edildi.
GAZETE VE DERGİLER
Başta Yeni Yaşam Gazetesi olmak üzere birçok dergi ve gazete hiçbir mahkeme kararı olmaksızın tutsaklara ulaştırılmıyor. Kürtçe gazete ve dergiler, gerek tercüman yokluğu gerekse de güvenlik bahanesiyle verilmiyor.
UZAK CEZAEVLERİ
Salgınla birlikte ailelerinden uzak kentlerdeki cezaevlerinde tutulanların temel gündemlerinden biri de aileye yakın cezaevlerine sevk meselesidir. Dilekçelere salgın nedeniyle olumlu yanıt verilmezken, sürgünlere devam edildi. Ailelerinden uzaktaki cezaevlerinde bulunan tutsaklar, salgında tam tecrit halinde tutuluyor.
KAMERA MESELESİ
Cezaevlerinde yaşam alanlarını görecek şekilde kameraların konulduğu hem kurumların hem kamuoyunun hem de Meclis’in gündemine getirildi. Anayasa Mahkemesi’nin Meral Danış Beştaş kararı bu noktada yaşanılan durumun hak ihlali olduğunu açıklar niteliktedir.
DİSİPLİN CEZALARI
Cezaevlerinde en çok başvuru yapılan konulardan biri de keyfi disiplin soruşturmalarıdır. Birçok tutsağın ‘Disiplin soruşturması’ adı altında infazı yakıldı, yanı cezaları bittiği halde tahliye edilmiyor. Gardiyanlar ile yaşanan en ufak sorunlar, disiplin soruşturmasına dönüşüyor. Açlık grevleri sonrası disiplin cezaları verildi. Tutsaklar, idarelerin disiplin soruşturmalarını keyfi olarak yaygınlaştırdığını ve asıl hedefin infaz yakma olduğunu sürekli dile getiriyor. AMED







