Hem evladım hem de yoldaşımdı

Türkan Aslan
- Nisêbîn'de 10 yıl önce şehit düşenlerden 19 yaşındaki Musur Aslan (Avreş Rizgar), şehit iki dayısının anılarını dinleyerek büyüdü. Şehit dayısının adıyla çocuk yaşlarda mücadeleye başladı.
- Anne Türkan Aslan, hastanedeyken son kez görmesine izin verilmediğini belirterek, "Rizgarım, gözünü açtığında kendini mücadelenin içinde buldu. Hem evladım hem de arkadaşım ve yoldaşımdı" dedi.
Nisêbîn’deki yasaklar sırasında yaşamını yitiren Musur Aslan’ın annesi Türkan Aslan, "Onlara layık olmak için Kürtler sesini birleştirmeli, Önderliğe ve değerlere sahip çıkmalı" dedi.
Mêrdîn'in Nisêbîn (Nusaybin) ilçesinde, halkın öz yönetim talebine karşı ilan edilen sokağa çıkma yasağının üzerinden 10 yıl geçti. Nisêbîn’de 14 Mart 2016'da 8. kez uygulanan yasak, çatışmaların 26 Mayıs 2016’da sona ermesine rağmen 25 Temmuz 2016’da kısmen, 21 Nisan 2018’de ise tamamen kaldırıldı. Bu süreçte binlerce ev yıkılırken, kent enkaza çevrildi. Yasaklar sırasında en az 25 sivil katledildi. Çatışmalarda savcılık kayıtlarına göre; 69 polis, asker ve korucu, 51 YPS ve YPS-Jin üyesi hayatını kaybetti.
Henüz 19 yaşındaydı
Şehit düşen YPS’lilerden biri de 19 yaşındaki Musur Aslan (Avreş Rizgar) idi. Aslan, Kürdistan Özgürlük Mücadelesinde şehit düşen iki dayısının anılarını dinleyerek büyüdü. Şehit dayısının ismin aldı, mücadeleye çocuk yaşlardan itibaren adım attı. MA'ya konuşan anne Türkan Aslan, şunları söyledi: "Rizgarım, gözünü açtığında kendini mücadelenin içinde buldu, Nisêbîn direnişlerine kadar da devam etti. Arkadaşım ve yoldaşım gibiydi. Nisêybîn direnişleri zamanında bir gün baktım kapı çaldı, Rizgarım gelmiş ama aklı sürekli arkadaşlarındaydı. Bir an önce gitmek istiyordu. 3-4 saat yanımızda kaldıktan sonra gitmek istedi. Bizle vedalaşırken, elimi öpmeye kalkıştı izin vermedim. Direk sarıldım, çünkü o benim arkadaşım ve yoldaşım gibiydi. Ben elimi öpmesine ne kadar izin vermesem de eğilerek öptü. Onu doya doya öptüm. Vedalaşırken yüzünde bir hüzün vardı. Demek ki son görüşmemiz olduğunu hissetmişti."
Son kez görmesine izin verilmedi
Oğlunun yaralandığı haberini telefonla aldığını belirten Türkan Aslan, “Hemen hastaneye gittik. Kimsenin hastaneye girmesine izin verilmiyordu. Polisler son bir kez oğlumu görmeme izin vermedi" dedi. Cenazeyi 6 gün sonra teslim alabildiklerini kaydeden Türkan Aslan, "O gün cenazeler için yasakları birkaç saatliğine kaldırdılar. Oğlumun cenaze töreni tam da onun istediği gibiydi. Nisêbîn kıyamet yerine döndü. Herkes ayaklandı. Son olarak bana 'Tüm Nisêybîn’i ayaklandırmadan şehit düşmeyeceğim' demişti ve dediğini yaptı Nisêybîn’i ayaklandırdı" şeklinde konuştu.
İstediği gibi yaşadı
Oğlunun her zaman Kürdistan için mücadele etmek istediğini söyleyen Türkan Aslan, sözlerini mezarı başında oğluyla sohbet ederek şöyle sürdürdü: “Rizgarım tam da istediği gibi Kürdistan şehidi oldu. Sağ olduğun zaman ‘Ben Kürdistan’ın şehidi olacağım. Anne bana de ki şehit’ diyordun. Sen böyle deyince ‘niye öyle diyorsun oğlum’ diyordum. Bak oğlum şimdi her şey istediğin gibi oldu. Oğlum kendi isteğiyle bu mücadeleye katıldı. Tam da hedeflediği gibi mücadele etti, hedeflediği gibi oldu her şey. Yaşamı da, şehadeti de, şehadetinden sonrası da tam onun istediği gibi oldu. O tam da şehadete layık oldu.”
Şehitlere layık olmalıyız
Rêber Apo'nun Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’na dikkat çeken Türkan Aslan, şunları ekledi: “Önderliğimize, halkımıza ve mücadelemize güveniyoruz ama devlete güvenmiyoruz. Kürtler olarak, davamızın peşindeyiz. Dilimizi, hakkımızı ve topraklarımızı istiyoruz. Her insan gibi biz de haklarımızı istiyoruz. Kürdistan’ın her toprağında şehitlerimizin kanı dökülmüş, o şehitlere layık olmalıyız. Bakur, Başûr, Rojava ve Rojhilat her parçadaki Kürtler sesini birleştirmeli, Önderliğine, davasına ve halkına sahip çıkmalı.” MÊRDÎN







