• İstanbul'da sağanak ve selin ardından Ayazağa'da kaybolan üç kişi ile Pendik-Gebze sınırında sele kapılan iki kişiyi arama çalışmaları sürüyor. Hayatını kaybedenlerin sayısı ise 5'e yükseldi.

 

İstanbul’da 14 Ekim’de etkili olan sağanak yağış nedeniyle bin 277 su baskını ve 15 heyelan meydana geldi; 5 kişi yaşamını yitirdi, 5 kişiden haber alınamıyor. 808 ev ve 280 iş yeriyle ilgili ihbar kaydı oluşturuldu.

İstanbul'da 14 Ekim akşamı kuvvetli sağanak, birçok ilçede su baskınına neden olmuştu. Bir çocuk elektrik akımına kapılarak, 34 yaşındaki bir kişiyse başını kaldırıma çarparak ölmüştü. 15 Ekim’de Kağıthane’de dere kenarındaki köprünün ayağına takılmış bir erkek, 16 Ekim’de de Ayazağa’da bir kişi ölü bulunmuştu. Kayıp olarak aranan bir kişinin daha dün cansız bedeni Haliç’te bulundu; Türkmenistan uyruklu Murat Babacanov’a ait olduğu belirlendi. Böylece sel nedeniyle ölen kişi sayısı 5'e yükseldi. İstanbul Valisi Davut Gül, Sarıyer'in Ayazağa Mahallesi'nde yürütülen çalışmaları değerlendirerek arama kurtarma faaliyetleri, hasar tespitleri ve yıkım çalışmalarına ilişkin bilgi verdi. 5 kayıp kişinin arandığını açıklayan Gül, çalışmaların sürdüğünü belirtti.

Ayazağa'da yıkım

Ayazağa'da hasar tespitlerinin büyük ölçüde tamamlandığını söyleyen Gül, İSKİ'nin dere ıslahı projesine engel oluşturan yapıların yıkımında son aşamaya gelindiğini bildirdi. Gül, çalışmalar tamamlandığında 19 dükkan, iki konut, bir Kur'an kursu, bir stadyum ve tribünlerinin yıkılmış olacağını açıkladı. Gül, "Ayrıca da orman tarafından başlayarak derenin ıslahı ile ilgili içerisindeki ağaçların, rüsubatın ve buna benzer daralmaların genişletilmesi ile ilgili çalışmalar başladı" dedi. Gül, stadyumun başka bir alanda yeniden yapılmasına ilişkin çalışmaların gelecek hafta netleşeceğini de belirtti.

Şile'de de yoğun yağışların ardından derelerin taştığını ve su baskınları yaşandığını belirten Gül, bölgede herhangi bir can kaybı ya da mahsur kalma olayının bulunmadığını söyledi. Ekiplerin bir bölümünün gece saatlerinde Şile'ye yönlendirildiğini aktardı.

Esnafa maddi destek

Sel sonrası sağlanan desteklere ilişkin de bilgi veren Gül, şu açıklamayı yaptı: "Ticaret Bakanımız kendi sosyal medyasında da paylaştı, Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu birliği de esnaflarımızın ihtiyacında kullanılmak üzere 80 milyon lira aktaracağını söyledi. Bakanlığımız 200 milyon lira ödenek sağlamıştı. Çevre Şehircilik Bakanlığımız zaten işin lokomotifi, AFAD, İçişleri Bakanlığımız işin lokomotifi. Dolayısıyla da herkes bir ucundan tutuyor. İşgücü Uyum Programı'nda Çalışma Bakanlığımız 1000 kişi ile ilgili bir kontenjan tanımlamıştı. Özetle el birliğiyle bu sorunu ortadan kaldıracağız."

Cemaatin otoparkı kaçak

Bu arada İstanbul’da 14 Ekim akşamı şiddetli yağmur altında ayakkabıları ıslanmasın diye yalın ayak yürürken elektrik akımına kapılan 14 yaşındaki Mahmut Işıldak’ın hayatını kaybetmesiyle ilgili yeni bilgiler yansıdı. Evrensel'den Nisa Sude Demirel'in haberine göre; Mahmut Işıldak, Fatih’te,  İsmailağa'nın kaçak işlettiği otoparkta elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetti.

Otopark, Çarşamba Mahallesi'nde Çukurbostan Camisi’nin de bulunduğu Çukurbostan Parkı’nın içinde bulunuyor. Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü kayıtlarına göre, park çok parselli ve şahsa ait bir mülk. Belediyenin parsel sorgusuna göre ise parkın büyük kısmı "park ve dinlenme alanı" (belediyeye ait park) olarak görünüyor. Ancak fiili olarak otopark olarak işletilen ticari bir işletmeye dönüştürülmüş durumda. Mahallelinin ve muhtarın verdiği bilgiye göre otoparkı İsmailağa Cemaati işletiyor. Sayıştay'ın Fatih Belediyesi'ne ilişkin 2021 ve 2023 yılı raporlarında söz konusu otoparkın fiili işgal yoluyla kurulu olduğunu kayda geçti. 

Mahmut Işıldak'ın elektrik akımına kapılmasının ardında bir ihmal daha var. Zemine yakın döşenen elektrik kabloları, araçların geçişi nedeniyle zedelendi. Söz konusu bölgedeki kablolarda kaçak akım rölesi kullanılsaydı, Işıldak elektrik akımına kapılmayacaktı. Kaçak akım rölesinin internette 500 TL civarında bir fiyatla satıldığı görülüyor, yani Mahmut, 500 liralık rölenin takılmaması sonucunda hayatını kaybetti.

Fatih Belediyesi, AKP’nin yerel seçimlere ilk defa girdiği 2004 yılından beri AKP’de. Şimdi Mahmut’un ölümünde iki baş sorumlu var: Cengiz-Kolin ortaklığına ait Bedaş ve Fatih Belediyesi, ancak bu çıkar ilişkileri, cinayetin üstünü örtecek gibi duruyor.

Mahmut’un babası, cemaat içinde tanınan bir hoca olan Ömer Faruk Işıldak. 6 ay önce yaşamını yitirmiş. Mahmut’un orada, Cabı Ali Sokak’ta yer alan bir medresede ‘talebe’ olduğu öğrenildi.

Dursun’un torunu: AFAD ekip göndermedi

Sarıyer ilçesine bağlı Ayazağa Mahallesi, Kağıthane Deresi'nin taşması sonucu büyük zarar gördü. Ayazağa'da sel sularına kapılan Turgut Dursun (67) ve Samet Yetkin (34) isimli yurttaşlar hayatını kaybetti. MA, sel sularının çekilmesiyle ortaya çıkan zararın boyutlarını yerinde gözledi. Buna göre; mahalledeki tüm kaldırımlar tahrip olmuş durumda. Elektrik direkleri devrilirken, direklere bağlı kablolar ucu açık şekilde duruyor. 

Sel sularına kapılarak yaşamını yitiren Dursun’un torunu Yağmur Dursun, yaşananları MA'dan Helin Ok ve Çiğdem Erben'e anlattı. Dedesinin otomobildeyken suyun aniden yükseldiğini belirten Yağmur Dursun, şunları söyledi: "Dedem arabadan çıkıyor ve bir yere tutunuyor, ancak ne kadar gücü olabilir ki. Daha sonra sele kapılıp gidiyor. 10 dakika sonra da araba sele kapılıyor. Biz o saatlerde Ayazağa’ya geldik, Afet ve Acil Durum Yönetimi (AFAD) ya da herhangi kimse yoktu. 112’yi aradık. Ayazağa Karakolu’na da gittik. Karakolda, araba dereye düşmüş olabilir mi diye sorduk. Polis ‘Dereye araba düşmedi, böyle bir bilgi yok’ dedi. Ondan sonra sanal medyada dedemin arabasıyla aynı olan 2 araba gördüm ve onlar dereye düşüyordu. O sırada başka bir insanın da düştüğünü gördüm. Perşembe (15 Ekim) günü dedemin bulunduğu köprünün üstünde durdum. Dedemin arabasını gördük. Ardından 112’yi aradık. 'Araba burada, gelin' dedik ama hiçbir şekilde ekip gönderilmedi. Biz dereye kendimiz indik ve arabaya baktık. Defalarca kez aradığımız için polis ekipleri geldi. AFAD’ı aradığımda ‘Ayazağa’da yoğun çalışma sürdürüyoruz, ekipler gelemez’ dedi. Ben 'dedemin arabası buradaysa o da buradadır' dedim. Belki ekip gönderilse kurtulabilirdi. Dedem yüzme de biliyordu. Cuma günü tekrar gittik, Köprü altında cenazesini bulduk. Ağaca sarılı halde bulduk. Sonra ekipler gelerek, cenazesini aldı." 

Dere daha önce de taştı

Yaşananların öngörülebileceğini ve gerekli önlemlerin alınabileceğini söyleyen Yağmur Dursun, şöyle devam etti: "Güvenlik önlemi almak insan sorumluluğundadır. Daha önce de birçok kez bu dere taştı. O zaman da halam buna benzer bir durumla karşı karşıya kalmış. Ben ihmal olduğunu düşünüyorum. Zamanında ekipler sahaya inebilirdi. İkincisi de yolu kapatabilirlerdi. Çünkü yolun iki tarafı deredir. Yine derenin etrafını telle kapatmak yerine daha korunaklı bir şeyler yapabilirlerdi. Bugün bu olay konuşulacak yarın konuşulmayacak. Burası kimin sorumluluğunda bilmiyorum, ancak biraz kendimi toparladıktan sonra sorumlulardan şikayetçi olacağım." HABER MERKEZİ