Kürtçeden vazgeçmedi

Feride Akturan

Feride Akturan

  • Öğretmenlik yaptığı dönemde çocuklarla Kürtçe diyalog kurmaktan vazgeçmediği için sürgün edilen Feride Akturan, emekli olduktan sonra hayalini kurduğu Kürtçe derslere başladı.

Ana dilinin unutulmaması için yıllarını mücadeleye adayanlardan biri de Feride Akturan. Ana dili, Kürtçenin Kirmançkî lehçesi olan Akturan, Riha’nın Sêwereg ilçesinde doğdu. Öğretmenlik yaptığı 36 yıl boyunca Kürtçe eğitim verme hayalinden vazgeçmedi.

Üniversiteden mezun olduktan sonra meslekteki ilk tecrübesi 1980 darbesi sürecine denk gelen Akturan, 1979’da başladığı mesleğinin ilk 5 yılını Wan’ın köylerinde yaptı. Türkçe bilmeyen öğrencilerinin dersi anlamaları için ana dilleriyle diyalog kuran Akturan, bu dönem öğrencileriyle Kürtçe konuştuğu için bulunduğu köyden başka bir köye sürgün edildi. Hep hayalini kurduğu Kürtçe eğitimi ise emekli olduktan sonra gerçekleştirebildi. 2014’te emekli olan ve şimdilerde Anka Dil Kültür Sanat Derneği’nde (Anka-Der) Kürtçenin Kirmançkî ve Kurmancî lehçelerinde ders veren Akturan, verdiği mücadeleyi MA’dan Zemo Ağgöz’e anlattı.

Hayalinden hiç vazgeçmedi

Hiçbir zaman Kürtçe eğitim hayalinden vazgeçmediğini vurgulayan Akturan, “35 yıl boyunca her ders verdiğimde ‘bunun Kürtçesi nasıl olabilirdi’ diye düşündüm. 2000 yılında Ankara’da Kürt Dili Araştırma ve Geliştirme Derneği (Kurdi-Der) kuruldu. Hemen yönetimine girdim. Bir öğretmen arkadaşımla İstanbul Kürt Enstitüsü’ne gittik. Orada Kürtçe okuma ve yazmayı geliştirdik. Ardından Kurdî-Der’de Dimilkî dersi vermeye başladım. Dernek olarak Avrupa Birliği tarafından kabul edilen projemizle eğitmenler yetiştirdik” diye konuştu. Kurdî-Der’de Kürtçe ders verdiği yıllarda devlet okullarında da eğitmenlik yapmayı sürdürdüğünü söyleyen Akturan, şöyle devam etti: “Bu süreçte drama dersleri aldım. Gelişen barış sürecinde bölgede Kürtçe okullar açıldığında Amed ve Wan’da iki yıl boyunca hem dil eğitimi için kitap hazırlama hem de drama konusunda eğitmenleri yetiştirme çalışmalarında yer aldım. Hayallerim artık gerçekleşmişti. Ölmeden önce yapmak istediğim şey buydu. O iki yıl hayatımda önemli bir yer tutuyor. Mesleki olarak en keyif aldığım yıllardı. Şimdi Anka-Der’de Kürtçe drama dersleri vermeye devam ediyorum.”

Asimilasyon ilkokulla başlıyor

Kürtçe için “yaşamım” diyen Akturan, bizi çocukluk yıllarına götürerek, şunları anlattı: “Türkçe ile birinci sınıfta zorunlu olarak tanıştım. Ailemde, mahallemizde hep Kürtçe konuşulur, Türkçe bilmezdik. Okulun ilk yıllarında çektiklerimi hiçbir zaman unutmadım. Öğretmen oldum, o çektiklerim hala aklımdaydı ve hala da aklımda. Çok zordu. Hiç bilmediğin bir dil ve o dille konuşan bir öğretmen… Türkçeyi yazmayı öğrendim, okuyordum da ama hiç anlamıyordum. Üçüncü sınıfa geldiğimde başarılı olduğum tek ders matematikti. Çünkü babam bana matematik problemlerini Zazakî anlattı. Ben de o günden sonra matematiği hep anlayarak yaptım. Öğretmen olana kadar da matematik problemlerini hep Zazakî düşünerek çözdüm. Ana dilimle düşünmeden çözemezdim.”

Kürtçe konuştuğu için sürgün

Ana dilinin neden yasaklandığını ve nasıl bir baskı altında olduklarını çocukluğunda anladığını belirten Akturan, ancak yine de o yıllarda yeterince anlamlandıramadığını söyledi. Wan’da mesleğe başlayan Akturan, “Çocukluğum hiç gözlerimin önünde gitmezdi. Öğrencilerim Türkçe bilmiyordu. Elimden geldiğinde onlara yardımcı oluyordum. Onlarla dilimizin neden yasaklandığını dahi konuşuyorduk. Bir süre sonra köye başka bir öğretmen geldi. Bir gün durabildi, gittiğinde de beni milli eğitim müdürlüğüne şikayet etmiş. Yıl 1981 ve darbe olmuştu. Ceza verilmedi ama başka bir köye sürgün edildim. Gittiğim köy de Kürt köyüydü ve yine Kürtçe konuşuyorduk” dedi.

Çocuklarda ana dilin önemi

5 yılın ardından tayininin çıktığı Ankara’ya ağlayarak geldiğini dile getiren Akturan, “Burada da tayinim bir Kürt köyüne çıkmıştı. Karagedik köyü idi. Yıl bitiminde müfettiş geldi ve çocukların başarısı karşısında çok şaşırdı. ‘Kaç yıldır bu köye geliyorum bu kadar başarılı bir sınıf görmedim’ dedi. Ne yaptığımı sordu; ben de bir şey yapmadığımı sadece çocukları anladığımı söyledim” diye konuştu. Ana dili, “Doğumdan itibaren anneden dinlenen masal, konuşma ve ninnidir. İnsanın kişiliğinin temeli, yüreği, fikri, her şeyidir”  şeklinde tarifleyen Akturan, çocukların kişiliğinin 5 yaşına kadar dili ve kültürüyle oluştuğunu söyledi. En önemli eğitimin evde başladığını dile getiren Akturan, şunları vurguladı: “Ana diliyle kültürünü öğrenmiş ve eğitim almışsa okula da ana diliyle başlamalı. Yabancı bir dille başladığında hele ki ana dillerini konuşmaları yasaklanıyorsa bu durum çocukların kişiliğinde olumsuzluklara neden oluyor. Ruhen kişiliği param parça oluyor. Kendilerini dile getiremedikleri için özgüvenleri eksiliyor.”

Özgür değilsen dilin de yasak

Ana dilde eğitim ile özgür bir ülkede yaşamanın birbiriyle bağlantılı olduğuna dikkati çeken Akturan, şöyle konuştu: “Eğer özgür bir ülkede değilsen zaten dilin yasaktır. Bu nedenle ana dilinde eğitim de göremezsin. Bundan sonra gençlerimiz ana dillerini öğrensinler ki çocuklarını da ana dilleriyle büyütsünler. Okul yaşına geldiğinde Türkçeyi öğretebilirler. Zaten Türkçeye maruz kaldıkları için çabuk öğreniyorlar. Özellikle kadınlar, çocuklarının bu çelişkileri yaşamaması için daha fazla mücadele vermelidir. Şu an yeterli bir mücadele yok. Özgürlük için verilen mücadelede ana dile daha çok önem vermek gerekiyor.”

Ana dilinizi çocuklarınıza öğretin

Ankara’ya gelmesiyle sendikal mücadeleye de katıldığını söyleyen Akturan, ancak dil mücadelesinin kendisi için daha önemli olduğunun altını çizdi. Akturan, şunları ekledi: “Türkiye’deki Kürtlerin yüzde 70-80’i evlerinde Türkçe konuşuyor. Şimdi Kürtçe okullar açılsa bu sefer çocuklar bizim yaşadıklarımızı tersten yaşayacak. Kürtçe onlar için yabancı bir dil olacak. Ana dil sorunu, ayrıca kadın sorunudur. Çocukların bölünmüş kişiliğinden yine en çok kadınlar etkileniyor. Kadınlar, ana dillerini savunuyor, ancak daha fazla önem vermeleri gerekiyor. Artık anne babalar, Kürtçe bilmiyor, ilk önce kendileri öğrenmeli. Çağrım o dur ki; ana dilini bilenler, çocuklarına öğretsin; bilmeyenler de önce kendileri öğrensin sonra çocuklarına öğretsin.” ANKARA

 

* * *

Kürtçeye yasak ve engeller

AKP'li yetkililerin "yasak yok" açıklamalarının aksine son bir ay içerisinde Kürtçeye yönelik birçok engel yaşandı. 

Son bir ayda Kürtçeye yönelik yasak ve engellemeler şöyle:

* Şano Ar'ın ‘Qral û Travis’ oyunu 11 Şubat’ta Dîlok’ta, 17 Şubat’ta Agirî’de engellendi. Oyun, son olarak İstanbul Şişli'de kaymakamlık kararıyla gerekçe gösterilmeden engellendi.

* Wan kayyumu, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) ve Demokratik Bölgeler Partisi’nin (DBP), ‘Dem dema zimanê Kurdî ye’ yazılı afişlerinin bilboardlara asılmasını engelledi. 

* Kürtçe yayın yapan Xwebûn gazetesinin internet sitesine Erzurum 2. Sulh Ceza Hakimliği tarafından erişim engeli getirildi. Engele dair gerekçe sunulmadı. 

* JINNEWS’in Kürtçe ‘@JinnewsKurmanci’ hesabına Türkiye’de erişim engeli getirildi. 

* 17 Ocak'ta bir yurttaş Wan’dan İstanbul’a gelen 80 yaşındaki annesi S.Ç.’nin Türkçe bilmediği için İstanbul Havalimanı'nda saatlerce bekletildiğini belirtti. 

* Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü, DEM Parti’nin büro açılışlarında çalan “Le Amedê ” ve “Berxwedan Jiyane” şarkılarının yasak olduğu yönünde anons yaptı.

 

* * *

Kürtçe için radyoları toplatıldı

Afyonkarahisar T Tipi Cezaevi'ndeki tutsak Celal İnedi, "Kürtçe dinlediğimiz için radyomuza müdahale ediliyor. Kürtçe mektuplarımıza el konuluyor" dedi. 

Şirnex'ın Cizîr (Cizre) ilçesinde 2015’te ilan edilen sokağa çıkma yasağında gözaltına alındıktan sonra “Örgüt üyesi olmak" ve “Ülkenin birliğini ve bütünlüğünü bozmak" iddialarıyla tutuklanan Celal İnedi, 9 yıldır cezaevinde. Afyonkarahisar Bolvadin T Tipi Kapalı Cezaevi'nde tutulan İnedi, ailesiyle yaptığı haftalık telefon görüşmesinde yaşadıkları hak ihlallerini anlattı. İnedi, şu ihlalleri sıraladı: "Birkaç gün önce radyomuza, ‘Kürtçe şarkı dinliyorsunuz, Kürtçe şarkıları açmayın’ diyerek müdahale ettiler. Bu durumdan şikayetçi olduk. Bu dilimize yapılan bir saldırıdır. Bize 'Kürtçe şarkı ve Kürtçe haber dinlemeyin' diyorlar. Gönderdiğimiz ve bize gelen Kürtçe mektuplara el konuluyor. Yine gerekçe olarak 'tercüman yok, o yüzden vermiyoruz’ iddiasında bulunuyorlar.” 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2024 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.