- “Erkeksiz Kadınlar” ve “Hapishane Anıları” gibi eserleriyle tanınan İranlı yazar Şahrnuş Parsipur, ne Pehlevi monarşisine ne de molla rejimine boyun eğmedi. Eserleriyle hala kadınların direnişine öncülük ediyor.
İran’ın en seçkin çağdaş romancılarından Şahrnuş Parsipur, özgürlük, hakikat ve cinsiyet eşitliği uğruna ödediği bedellerle edebiyat tarihine geçti.
İran takvimine göre 17 Şubat 1946’da Tahran’da doğan yazar, monarşi ve molla rejimi altında tutuklanmayı, sansürü, sürgünü ve yalnızlığı göğüsledi. Özgürlük, hakikat ve düşünsel bağımsızlığa bağlılığının bedelini hapis, sansür, sürgün ve yalnızlıka ödedi. Eserleri, ataerkil baskı, kimlik inkarı ve teokratik şiddete karşı direnişin simgesi haline geldi.
Eserlerini metaya dönüştürmedi
Şahrnuş Parsipur ne kalemini iktidarın hizmetine sundu ne de düşüncelerini egemen güçlere teslim etti. Edebi üretimini alınıp satılan bir metaya dönüştürmedi. Düşünsel bağımsızlığı soyut bir slogan olarak değil, yaşam biçimi olarak gören çağdaş İranlı yazarlardan biri oldu. Bu tercihi nedeniyle hem monarşi (Pehlevi) döneminde hem de molla yönetimince tutuklandı. Şahrnuş Parsipur, tutuklama, hapis, sansür, yoksunluk, sürgün ve entelektüel emeğinden doğan insani, maddi ve manevi haklarının göz ardı edilmesiyle karşı karşıya kaldı.
Sessiz kalmayı reddetti
1970’li yıllarda, İran Ulusal Radyo ve Televizyonu’ndaki mesleki kariyerinin ve sanatsal olgunluğunun zirvesindeyken, SAVAK tarafından yürütülen ve İç Güvenlik Başkanı Perviz Sabiti’nin denetimindeki yargı süreci sonucunda idam edilen iki sosyalist aktivist Keramet Danişyan ve Hüsrev Golsorkhi’nin infazları karşısında sessiz kalmayı reddetti. Pehlevi döneminde yaklaşık 54 gün gözaltında tutuldu.
Fransa’ya yolculuk
Daha sonra eğitimine devam etmek için Fransa’ya gitti. Sorbonne Üniversitesi'nde Çin dili ve uygarlığı üzerine eğitim gördü. Fransız ve Çin edebiyatı üzerine çalışmalar yaptı. 1961'de Nasser Taghvai ile evlendi, 7 yıl süren evliliğinden Ali adında bir oğlu dünya geldi. 1979’da babasının anma törenine katılmak için İran’a döndü. Bu ziyaret sırasında İran Yazarlar Birliği’nde İran’ın modern ve avangart şairlerinden Ahmed Şamlu ve yazar, çevirmen ve edebiyat eleştirmeni Menuçehr Hezarkhani ile tanıştı. Bu görüşmede “I Ching Kitabı Üzerine Düşünceler: Üç Bin Yıl Önce Çin Kültürü” adlı makalesini Şamlu’ya verdi.
Kürt Şeyh ile görüştü
Şubat 1980’de; Kürdistan ve Türkmen Sahra bölgelerinde askeri saldırıların, işgallerin, şiddetli çatışmaların ve infazların yaşandığı bir dönemde, Ahmed Şamlu ve Menuçehr Hezarkhani ile görüştükten sonra araştırma yapmak amacıyla Kürdistan’a gitti. Birkaç gün boyunca Mahabad ve diğer şehirlerde kaldı ve daha sonra kendi ifadesiyle “tatlı ve sade bir sohbet” olarak nitelendirdiği görüşmeyi Şeyh İzzeddin Hüseyni ile gerçekleştirdi. Bu röportaj Şahrnuş Parsipur’un tutuklanmasından sonra aleyhinde bir delil olarak kullanıldı.
4 yıl 7 ay 7 gün
Daha sonra üniversite eğitimine devam etmek için Fransa’ya döndü. 1980’de hayatını ve edebi çalışmalarını İran’da yeniden sürdürme umuduyla tekrar İran’a geldi.
7 Temmuz 1981’de annesi Evin Hapishanesi yakınlarında siyasi yayınlar nedeniyle tutuklandı. Bir ay sonra Şahrnuş Parsipur da aynı hapishaneye girdi. 4 yıl 7 ay 7 gün süren tutukluluğu boyunca her gün idamların yaşandığı bir döneme tanık oldu. Bu acımasız deneyimler, daha sonra çağdaş İran edebiyatının önemli eserlerinden “Hapishane Anıları”nın temelini oluşturdu.
‘Ben sosyalistim’
Tahliye sonrası küçük bir kitapçı açan Şahrnuş Parsipur, sansür ve ekonomik baskılarla mücadele etmeye devam etti. “Fars Dili ve Edebiyatı Akademisi”nden gelen işbirliği davetini cesurca reddetti. Mektubunda “Ben sosyalistim, demokrasiye inanıyorum ve zorunlu başörtüsüne karşı sonsuz bir nefret duyuyorum” diyerek açık duruşunu ortaya koydu.
‘Erkeksiz kadınlar’
Parsipur’un en bilinen romanı “Erkeksiz Kadınlar” (Zanan Bedun-e Mardan), beş kadının özgürlük arayışını alegorik ve şiirsel bir dille anlatır. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği, bekaret baskısı, aile içi şiddet ve erkek egemen ahlakı sorgulayan eser, İran toplumunun bir prototipi olarak okunur. Roman, Shirin Neshat tarafından sinemaya uyarlandı ve dünya çapında geniş kitlelere ulaştı.
Yalnız bir veda…
İki baskıcı sistem arasında sıkışan Parsipur, sürgünde de maddi-manevi zorluklarla boğuştu. Eserlerinin başkaları tarafından kullanılmasına rağmen telif ve maddi destekten yoksun kaldı. Mart 2019’da yayımladığı videoda iki odalı bir ev almak için yardım istediği konuşması, “Yetmiş üç yıl yaşamış bir yazar nasıl olur da iki odalı bir ev bile alamaz?” sözleriyle edebiyatçılara yönelik sistematik ihmal eleştirisiydi. Hayatının sonuna kadar yazmayı ve genç yazarları desteklemeyi sürdüren Şahrnuş Parsipur, 3 Temmuz’da San Francisco’da, kendi toplumundan ve eserleriyle hayatlarına dokunduğu birçok okuyucudan uzakta, yalnız bir şekilde hayatını kaybetti.
BERİVAN KUTLU / MA