Para veremiyorsa sahte zafer verecek

31 Mayıs 2022 Salı - 19:00

Hişyar Özsoy

Hişyar Özsoy

  • HDP’li Hişyar Özsoy, Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bütün uluslararası hukuku ihlal edecek etnik kırımı, nüfus mühendisliğini, insanlık suçunu Avrupa’nın parasıyla finanse etmek istediğini söyledi.

Erdoğan'ın, savaş ve militarizm üzerinden güçlü lider imajı yaratmaya çalıştığını kaydeden Özsoy, “İnsanlara para veremiyorsa sahte zaferler verecek” dedi. 

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Dış İlişkiler Eşsözcüsü Hişyar Özsoy, AKP-MHP iktidarının 2023 seçimleri öncesi içeride yükseltmek istediği militarizmi, NATO ilişkilerini ve Türkiye’nin Rusya-Ukrayna savaşı kaos aralığından neler planladığını, MA'dan Berivan Altan'a değerlendirdi. Rojava’ya saldırının, sürekliliği olan bir konsept dahilinde bir noktaya kadar getirildiğini; Efrîn daha sonra Serekâniye ve Girê Spi’ye kadar gidildiğini hatırlatan Özsoy, "Erdoğan, Qamişlo ve Kobanê’yi de düşürerek bir taşla üç-beş kuş vurmak istiyor” dedi. 

Her şeye hazırlıklı olunmalı

Her zaman için savaş ve militarizmin Türkiye’de destek bulduğunu ve Erdoğan’ın bunun üzerinden güçlü lider imajı yaratmaya çalıştığını kaydeden Özsoy, şunları söyledi: “İnsanlara para veremiyorsa sahte zaferler verecek.

Seçimlerden önce bu saldırı üzerinden hem muhalefeti hem de toplumu tekrar dizayn etmeye çalışıyor. Erdoğan, bütün seçimler öncesi bir yere saldırdı. En büyük seçime doğru giderken; muhtemelen risk alıp en büyük saldırısını gerçekleştirecek. Artık ya her şeyi kaybedecek ya da bir şekilde dar boğazdan çıkacak. Onun için her şeye hazırlıklı olmak lazım.” 

İktidarın Kuze-Doğu Suriye’ye yönelik saldırısının temel amacının, Rojava’yı bir bütünen tasfiye etmek olduğuna dikkat çeken Özsoy, “Uluslararası ve bölgesel konjonktürü olgunlaştırabilirse, yani büyük güçlerden destur alırsa bunu yapacaktır. İkincisi Kürtsüzleştirdikten sonra bu bölgelere Türkiye’ye gelen Arap toplulukları zorla götürecektir” dedi.
 
Avrupa'nın parasıyla yapacak
 
Türkiye’de seçimden önce mülteci meselesinin tartışıldığını, seçimin önemli gündemlerinden bir tanesi, hatta bir partinin tek gündeminin neredeyse mülteci karşıtlığı olduğunu kaydeden Özsoy, şunları söyledi: "Türkiye toplumuna bir taraftan ‘Kürtlerin kazanımlarına ortadan kaldırıyorum, Türkiye’nin mülteci meselesini de bu şekilde çözmeye çalışıyorum. Mülteciler gidecek’ üzerinden destek toplamaya çalışıyor. Erdoğan, muhalefet de çok güçlü bir şekilde mülteci karşıtlığına savrulduğu için bu Suriyeli karşıtlığı üzerinden Batı'ya yeşil ışık yakıyor; ‘muhalefet gelirse, mülteci sorunu kapınıza gelir, beni iktidarda tutarsanız, ben bu mültecileri burada tutmaya, devam edeceğim. Hatta daha uzağa, Suriye’nin içine kadar götüreceğim’ mesajı veriyor. Bütün uluslararası hukuku ihlal edecek etnik kırımı, nüfus mühendisliğini, insanlık suçunu Avrupa’nın parasıyla finanse etmek istiyor.”

Tepkisizlik hissederse tereddüt etmez
 
İktidarın, Rusya-Ukrayna savaşı ardından NATO’nun genişleme tartışmaları, Finlandiya ve İsveç’in girme taleplerini fırsata çevirerek, Rojava’ya saldırmak istediğini dile getiren Özsoy, iktidarın olası bir saldırı girişiminde Avrupa’dan destek alamasa da en azından mülteci meselesi üzerinden sessizliğini almayı hedeflediğini belirtti. Suriye meselesinde asıl önemli olanın ABD ve Rusya olduğuna da işaret eden Özsoy, ABD’nin "Suriye’ye operasyon olmaması" yönünden pozisyon aldığını, ancak NATO üyesi olan Türkiye’nin olası bir girişiminde ise nasıl bir pozisyon alacağının belirsiz olduğunu söyledi. 

Rusya’nın Suriye’den vazgeçmediğini söyleyen Özsoy, “Rusya iyice Ukrayna’ya boğulmuş durumda. Türkiye, NATO içerisinde Truva atını oynayarak da Rusya’ya göz kırpıyor. ‘Finlandiya ve İsveç’in oraya üye olmaması için kendimi ne kadar riske ediyorum, dolayısıyla bunun karşılığında Suriye’de benim bazı yaptıklarıma göz yumun’ diye dolaylı talepleri söz konusu. Belki direk de talep etmişlerdir, bilmiyoruz. Böyle karmaşık, çok faktörlü bir plan var. O yeşil ışığı görürse ya da kendisine çok ciddi bir tepki gelmediğini hissederse tereddüt etmeyecektir” şeklinde konuştu. 

NATO içinde de farklı düşünenler var
 
NATO gücü olan Türkiye’nin, 7 yıldır elindeki bütün imkanlarla Rojava Kürtlerini kriminalize ederek, “terörist” ilan edilmesi için mücadele yürüttüğünü belirten Özsoy, AKP-MHP’nin tüm bu çabalarının da boşa çıktığını söyledi. Kürt meselesinin, iktidar sayesinde Türkiye ve Kürtler arasında çözülecek bir meseleden küresel bir sorun haline geldiğini vurgulayan Özsoy, şöyl edevam etti: “Kürt meselesi şu an küresel hale geldi. NATO gibi bir yapının yeniden organize edilmesi için bütün ülkelerin gündeminde Kürtler var. Bütün dünya Türkiye’nin Kürtlerle meselesini çözemediğini, Kürt politikasının iflas ettiğini, Kürtlerle yürütemediği savaşı NATO konsepti içerisine daha güçlü koymak istediğini konuşuyor. Gerçi eskiden beri NATO savaşı ama artık NATO güçleri içerisinde Kürtlere dair farklı düşünenler de var. Şu an Erdoğan son bir koz olarak, 6-7 yıldır yapmaya çalıştığını sürdürüyor. YPG’nin ‘terörist’ ilan edilmesi için uğraşıyor ama uzak bir ihtimal.”

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.