Sınırları hükümsüz kılan devrimci
Kadın Haberleri —

.
- “Bensiz olmaz bu kavga” diyerek Kobanê’ye, savaşın göbeğine doğru yolculuğa çıktı Kader. DAİŞ çetelerine karşı savaşmak için Kobanê’ye geçmek istedi. Çünkü artık onun yüreği, işgalci güçlerin, gerici çetelerin saldırdığı Kobanê’de savaş mevzilerinde atıyordu.
HÊVÎ DEVRİM
...elbet bir bildiği var bu çocukların
kolay değil öyle genç ölmek
yeşil bir yaprak gibi yüreği
koparıp ateşe atmak
pek öyle kolay değil
hem öyle bir ağaç ki şu yaşamak denilen şey
her bahar yeniden yeniden tomurcuklanır da
yalnız bir bahar çiçeklenir
a benim gülüm!..
Hasan Hüseyin Korkmazgil-Kızılırmak şiirinden ...
Türkiye’de insanlıktan, bölge halklarının özgürlük mücadelesinden yana olan herkes Rojava’yla, Rojava’nın Kobanê kantonundaki direnişle soluk alıp veriyordu, 2014’ün Eylül ayıyla birlikte . Nabız atışları Kobanê’nin nabız atışlarına karışıyordu. Tel örgülerin, duvarların, hendeklerin hükümsüz kalacağı bir dayanışmayı örmek için seferber oluyordu.
Kader Ortakaya, 25 gün boyunca Pirsûs’ta (Suruç) Kobanê için sınır hattında oluşturulan insanlık zincirine katıldı. Kobanê direnişine destek verdi. DAİŞ çetelerinin Türkiye’den Kobanê’ye ellerini kollarını sallayarak geçmelerine engel olmaya çalıştı. Türkiye’nin DAİŞ desteğini protesto eylemlerine katıldı. Kobanê’ye yardım koridoru açılması için oluşturulan insanlık nöbetinin bir parçası oldu. Bir noktadan sonra Türkiye’den Kobanê için yapılacaklar konusunda sınıra dayandığını düşündü. Artık dayanışmak yetmiyor, savaşın orta yerinde olmak için yanıp tutuşuyordu. Ve “bensiz olmaz bu kavga” diyerek Kobanê’ye, savaşın göbeğine doğru yolculuğa çıktı Kader. DAİŞ çetelerine karşı savaşmak için Kobanê’ye geçmek istedi. Çünkü artık onun yüreği, işgalci güçlerin, gerici çetelerin saldırdığı Kobanê’de savaş mevzilerinde atıyordu.
Kariyerini reddederek gitti
Kader, emekçi bir Kürt ailenin çocuğu olarak Riha’nın (Urfa) Siwêreg (Siverek) ilçesinde doğdu. Çocukluğu yoksulluk içerisinde geçti. Küçük yaşta çalışmaya başladı; hem yoksul ailesine destek oldu hem de okudu. Üniversite yılları boyunca mücadele etti. Tüm toplumsal eylemlerde en ön safta yer aldı. Kobanê’ye yüksek lisans yaparken gitti. Akademik kariyer gibi kapitalist sistem içerisinde bir gelecek arayışını reddederek Kobanê’ye gitti. Tıpkı kendisinden önce Miştenur’da şehit düşen Paramaz Kızılbaş gibi, tıpkı 3 Kasım 2019’da Serêkaniyê savaşında işgalci faşist Türk devletine karşı savaşırken toprağa düşen Ceren Güneş gibi… Ailesine bıraktığı mektupta neden sistem içi bir yaşamı değil de Kobanê’ye gitmeyi tercih ettiğini anlatıyor: “Bu savaş sadece Kobanê’de yaşayan insanların değil, hepimizin savaşı. Ben de çok sevdiğim ailem ve tüm insanlık için bu savaşa katılıyorum. (...) Ben bu savaşa katılarak aileme ve tüm insanlığa memur olmaktan daha çok fayda sağlayacağıma inanıyorum.” Bu dünyada gözünü herşeye kapatıp kariyerini, konumunu kaybetmek istemeyenler olduğu gibi kapitalist sistem içinde kimilerinin gıpta edebileceği bir kariyerin kapısı önünde açılmışken bunu reddeden Paramazlar, Kaderler, Cerenler de var. Önlerine açılmış olan yüksek kariyer kapılarını elleri ile bir bir kapatıp halkların özgürlük kavgasına katılan devrimciler...
Çitlerin olmadığı bir dünya için
“Ben istiyorum ki bütün insanlar özgür ve eşit bir şekilde yaşasın. Hiç kimse bir lokma ekmek, başını sokacak bir ev için ömrü boyunca sömürülmesin. Bunların olabilmesi için de savaşmak ve mücadele etmek gerekiyor.” Kısa ve öz: Kader, arkasında bıraktığı mektupta, Kobanê’ye çitlerin olmadığı, herkesin özgür ve eşit olduğu bir dünya için gittiğini söylüyor.
O, bir kadın olarak DAİŞ karanlığının kadın devrimini boğmasına sessiz kalamazdı, Ortadoğu’da halkların bir arada özgürce yaşamasının adı olan Rojava Devrimi’ni yok etmeyi hedefleyen çetelere sessiz kalamazdı. O bir Kürt olarak Kürt halkının gelecek düşlerinin paramparça edilmesine sessiz kalamazdı. Bu üç kimliğin bileşkesidir onun Kobanê’ye olan yolculuğu. Çok açık; Kader sınıfsız, sömürüsüz, sınırsız bir dünya istediği için sınırları anlamsız kılmak istedi.
Ateşi taşıyanlardan oldu
Kimileri Kobanê’nin suyunu ekmeğini yiyemeden ilk geldikleri saat şehit düştü. En çok bu yaralamıştır biz geride kalanları. Kader’in durumu daha da iç burkucu. 6 Kasım 2014’de telleri geçmiş, savaşın sıcağına karışacakken şehit düşmüş; kavganın sıcağıyla buluşmaya çalışırken kanı Kobanê topraklarına akmıştı. 2019’un 6 Kasımı’nda ise bir Aynur Ada ölümsüzleşti, kavga düşlerini geride kalanlara miras bırakarak…
Eğer Kobanê’de Prometheus’nin sönmeyen ateşini yaktıysak ve o ateşi sürekli canlı tutarak insanlığın geleceğini ışıttıysak, bunda Kader’in sınır tellerini parçalayan koşusunun da payı var. O ateşi Kader de taşıdı. Bazı insanlar vardır, seçtikleri yolla kendi tarihlerini yaparlar. Bunu, olağanüstü zamanlarda, kaos aralıklarında yaptıkları tercihleriyle şekillendirirler. İşte Kader de, içine doğduğu coğrafyanın ve yaşadığı tarihsel anın özgürlük serüvencisi ve hakikat savaşçısı olmayı seçerek kendi tarihini yaptı ve direnen halkların hafızasına kazındı.
Dünyanın neresinde olursa olsun, hangi ulustan, hangi din veya mezhepten olursa olsun aynı göğün altında yaşıyorsak, kara bulut gibi yaşamın üstüne çöken karanlığın güçlerine karşı kavgamız birdir, diyenlerdendi Kader. İşte bu yüzden enternasyonalin bayrağını Kobanê’de dalgalandırmak istedi. İşte bu yüzden DAİŞ’le işbirliği içindeki sömürgeci faşist Türk devletinin askerleri tarafından hedef alındı. 6 Kasım’da sınır tellerini aşıp Kobanê topraklarına geçmişken katledildi. Türkiyeli bir devrimci olarak Kader’in bize bıraktığı mesaj çok açık: Direnişimiz ortak, Kader’imiz de! Tarih yapıcı olarak Kader, yüreklerimize ve bilinçlerimize bu mesajla kazındı.







