Tecrit kaldırılmadan hiçbir düzelme olmaz

24 Mayıs 2022 Salı - 19:30

Avukat Serhat Çakmak

Avukat Serhat Çakmak

  • Tecridin demokratikleşmenin önünde en büyük engel olduğunu ve toplumsal kaosun daha fazla derinleştiğini kaydeden avukat Serhat Çakmak, "Tecrit kaldırılmadan demokratikleşme de olmaz ekonomik anlamda düzelme de. Hepsi zincir halkası gibi bağlanmış” dedi.

Türkiye'nin "kaynayan kazan"a dönüştüğünü belirten avukat Serhat Çakmak, tecrit bitmeden diğer hususlarda ilerlemenin olmayacağını söyledi. 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, 23 yıldır İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde ağır tecrit koşulları altında tutuluyor. 8 yıl aradan sonra en son 7 Ağustos 2019'da avukatlarıyla görüşen Öcalan, yeniden tecrit altına alındı. Kardeşi Mehmet Öcalan’la 25 Mart 2021’de gerçekleştirdiği kesintili telefon görüşmesinden sonra Öcalan’dan bir daha haber alınamadı. 

Öcalan’ın avukatlığını üstenen Asrın Hukuk Bürosu avukatlarının müvekkilleriyle görüşmek için yaptıkları tüm başvurular sonuçsuz kalıyor. Öcalan’ın aile ve avukat görüş yasağına son zamanlarda ise verilen “disiplin cezası” kararlarıyla engelleniyor. Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi avukat Serhat Çakmak, süreklileşen tecrit halini MA'dan Mehmet Aslan'a değerlendirdi. 

Hukuki dayanağı yok
 
Hukuki açıdan dayanaktan yoksun siyasi bir uygulama biçimi olan tecridin, Öcalan’ın Türkiye’ye teslim edilmesiyle kamuoyunu gündemine girdiğini hatırlatan Çakmak, bu durumun politik atmosfere göre değişiklik gösterdiğini ifade etti. Tecridin siyasetteki gidişatla bağlantılı olduğuna dikkat çeken Çakmak, “İktidarlar kafasında tahayyül ettiği şeyleri gerçekleştirme amacıyla paralel olarak adaya ziyaretleri düzenliyor” dedi. Çakmak, “Ceza İnfaz Kanunu’nda ‘ağırlaştırılmış müebbet’ verilen kişinin bile aile ve avukat görüş hakkının engellenmesine dair bir düzenleme yok” diyerek uygulamanın keyfiliğine vurgu yaptı. 
 
AİHM 10 yıldır bekletiyor
 
Son dönemlerde verilen “disiplin” kararlarına işaret eden Çakmak, bu “absürt” durumun, zaten mevzuatta yer almadığını vurguladı. Çakmak, “Meslektaşlarımız gerekli hukuki başvuruları yapıyor. Burada önemli olan husus ise Anayasa Mahkemesi (AYM) ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) başvurulara cevap vermemesidir. 10 yıllı aşkındır yapılan başvurular, AİHM’de karar aşamasında olmasına rağmen herhangi bir karar verilmiyor. Bununla AYM ile AİHM’in politik kurumlar olduğu, onların da zaman zaman süreçlere göre hareket ettiklerini, bazı kararları sürece yayarak verdiklerini görüyoruz. Bu da AİHM’in de diğer kurumlar gibi şeffaf olmadığını gösteriyor” diye konuştu.
 
Yargı iktidarın aracı
 
Devletin tecrit konusunda bir programı ve politika içinde hareket ettiğini ifade eden Çakmak, “Vermek istediği mesajların yansımasını istemiyor; hukuku da buna araç ediyor. Devlet veya hükümetin İmralı’ya dönük bir programı olabilir ama bağımsız ve tarafsızım diyen mahkemelerin araç olmaması gerekirdi. Hükümetin yaptığını tasdik etti. İlerde telafisi imkansız olabilecek sonuçlar da doğurdu” dedi.
 
İşkenceye dönüştü
 
Çakmak, Öcalan’ın temel haklarından mahrum bırakılmasının eziyet ve işkenceye dönüştüğünü hatırlatarak “Bu disiplin cezalarına ilişkin avukatlara bilgi de verilmiyor. Bunların tamamı ceza infaz yasası ile uyumlu olmayan, fiili dayatmalardır” şeklinde konuştu. Tahayyülü zor tecridin zamanla tüm ülkeye uygulanacağına dair uyarılar yaptıklarını anımsatan Çakmak, “Bu bir devlet politikası haline geldi. Dışarının içerileştiği bir süreci yaşıyoruz. Artık mahkemelerde de değil, hayatımızın tüm alanlarında tecridin izleriyle karşı karşıya kalabiliyoruz. Eğer bir yasa, anayasa veya temel hak ve özgürlüklere uygun değilse her an bu yasa ya da bu fiili uygulamanın muhatabı olabilirsiniz.”
 
AİHM kararı uygulanmıyor
 
Tecridin son bulması için birçok sivil toplum örgütü ile birlikte Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne başvuruda bulunduklarını hatırlatan Çakmak, şunları söyledi: “AİHM’in ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının insani olmadığını, kişinin illaki ilerde bir gün özgürlüğüne kavuşması gerektiğine yönelik kanuni düzenlenme olması gerektiğine dair kararı var. Bu karar hala uygulanmadı Türkiye’de. Bu karar Sayın Öcalan nedeniyle uygulanmıyor. AİHM’in bir kararı var. Bu kararın uygulanması gerekiyor. Uygulanması açısından Türkiye’de yasal mevzuat değişikliklerinin olması gerekiyor. Bu mekanizmayı uygulamak için her şeyi yapacağız.”
 
Uygulanırsa özgür kalabilir
 
AİHM kararını uygulaması durumunda Öcalan’ın hukuken özgür kalma durumunda olduğuna dikkat çeken Çakmak, şunları dile getirdi: “Kararların uygulanmaması durumunda Konsey’den atılması bile gündeme gelebilir. Zaten Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş’ın durumunda böyle bir sürece doğru gidiliyor.”
 
Tecrit kaldırılmadan olmaz
 
Tecridin demokratikleşmenin önünde en büyük engel olduğunu ve toplumsal kaosun daha fazla derinleştiğini de kaydeden Çakmak, şunları ekledi: “İçeride kaynayan kazanı görmeyip 30 yıl öncesinden kalma yöntemleri daha da geliştirip toplumsal baskı aracı haline getirmeye devam edilirse ülkenin ilerlemesinin imkanı bulunmaz. O yüzden tecrit kaldırılmadan bu ülkede demokratikleşme de olmaz ekonomik anlamda düzelme de olmaz. Toplumun refah düzeyi de gelişmez. Tüm bu hususlar birbirine zincir halkası gibi bağlanmış. Bu halkının ana damarı kopuk olduğu sürece diğer hususlarda da ilerleme kaydedilemez.” İSTANBUL

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.