- 55 yıllık yaşamının 37 yılını cezaevinde geçiren Cuma Özkan’ı sadece görüş günlerinde gören ve cezaevi yollarında büyüyen Şehriban Özkan, 28 yıldır babasının yolunu gözlüyor. Şehriban Özkan, doğduğunda babası cezaevindeydi. Babasıyla ilk olarak demir parmaklıklar ardında tanıştı.
İlk olarak 12 Ekim 1980’de 14 yaşındayken tutuklanan Cuma Özkan, üç ay gözaltında işkence gördü ve Adana Askeri Mahkemesi’nde yargılandı. İdam cezası alan Özkan, yaşı küçük olduğu için cezası 20 yıla indirildi. 1989’da tahliye edilen Özkan, 3 buçuk yıl dışarıda kaldıktan sonra 1993’te bir kez daha gözaltına alınıp tutuklandı. ”Devletin birliğini, milletin bütünlüğünü bozmak” iddiasıyla yargılanan Özkan, müebbet hapis cezasına çaptırıldı. Özkan, 1993’te tutuklandıktan 3 ay sonra kızı Şehriban dünyaya geldi. Şehriban’ın, annesiyle birlikte yalnız bırakmadığı babası, sırasıyla Yozgat, Konya, Malatya ve Antep cezaevlerinde kaldı. Cuma Özkan, 17 yıldır Antep H Tipi Cezaevi’nde tutuluyor.
Çıkana kadar büyüme e mi…
Yaz-kış demeden, ekonomik sıkıntılara rağmen her fırsatta babasını cezaevinde ziyaret eden Şehriban Özkan, ilkokula başladığında, liseyi, üniversiteyi okuduğunda, evlendiğinde babası yanında yoktu. Cuma Özkan, 2013’te Adil Okay’ın “Ben çıkana kadar büyüme e mi…” kitabı için kalem aldığı yazıda, kızıyla tanışmasını şu şekilde anlatmıştı: “Kızımın bebekliğini cezaevinde gördüm. İlk yürümeye başladığında ziyaretime getirmişlerdi. Kapalı görüşlerde çocukları hükümlülerin bulunduğu bölüme bırakıyorlardı. 15 çocuk benim bulunduğum tarafa geldi. Tüm çocuklar baba-amca ya da dayılarıyla buluşmuşlardı. Ama ortalıkta ağlayarak dolaşan sonra tek başına duvar dibine gidip oturan bir çocuğa sahiplenen kimse olmamıştı. Ortalık çocukların sevinç çığlıklarıyla çınlıyordu. Daha sonra benim kızımın da gelen çocuklar arasında olduğunu öğrendim. Gidip gardiyana ve orada olan arkadaşlarıma sordum. Gelen çocukların hepsinin bunlar olduğu söylendi. Ağlayan çocuğun yanına gittim sakinleştirmeye çalıştım ama nafile. En sonunda kucağıma alıp görüş kabinine götürdüm ve annesi görünce ‘Bu kız Şehriban mıdır’ diye sordum. Evet, cevabını alınca heyecandan ne yapacağımı bilemedim. Kızım da annesini görünce cama vurmaya başladı. İlk kez baba olarak çocuğumu kucağıma alıp öptüm. Gözyaşlarını mendilimle sildim...”
Özkan, kızının gözyaşlarını sildiği mendili, 19 yıl yıkamadı, yanında taşıdı. Özkan, kızı 2017’de nişanlandığında mendili hatıra olarak ona gönderdi. Babasının kendisine verdiği mendili 4 yıldır sakladığını söyleyen Şehriban Özkan, MA’(dan Emrullah Acar’a, çocukluk yıllarından bu yana yaşadığı sorunları, babasının uzun tutukluluk süresiyle yaşadıklarını anlattı. Kendisi dünyaya gelmeden önce babasının tutuklandığını söyleyen Özkan, “İlk onu gördüğüm günü hatırlamayacak kadar küçüktüm. Beni ilk gördüğünde gözyaşlarını silmiş babam, gözyaşını sildiği mendili 19 yıl yanında taşıdıktan sonra bana verdi” dedi.
İki yabancı gibiydik
Babasına dair hatırladığı en eski cezaevi anılarının çocukluk yılları olduğunu dile getiren Özkan, “Cezaevi kampüsü devasa bir mekan. Görüşeceğiniz kişiye ulaşmak ise çok zaman alıyor. Büyük büyük demir kapılardan geçtikten sonra babama ulaşabildik. Babamı ilk gördüğümde hiçbir şey yapamamıştım. Ben anneme şunu sorardım; neden bana sarılmadı, öpmedi? Demek ki babalık duygusu nasıl bir şey bilmiyor. Ben de bir babaya nasıl davranılır bilmiyordum. İki yabancı gibiydik” diye konuştu.
Çok eksik kaldım
Aradan geçen 28 yılda babasını tanıma fırsatı olmadığını ifade eden Özkan, şöyle devam etti: “Keşke tanıyabilseydim. Babamın yokluğunu çok hissettim. Ben birçok duygudan yoksun büyüdüm. Bu bende özgüven eksikliğine neden oldu. Bir baba kızına nasıl davranır onu bilmiyorum. Babamla konuşmak, gezmek, bir yerde oturup yemek yemeyi çok isterdim. Ona sarılmak, onunla dertleşmeyi çok istedim. Her insanın sahip olması gereken bu duygulardan çok, çok eksik kaldım. Annem ile hayatımız hep yollarda, cezaevi gezerek geçti. Çoğu zaman otogarların demir koltuklarında sabahladık.”
Babasının 55 yıllık yaşamının 37 yılını cezaevinde geçirdiğini belirten Özkan, “Bir insanın 37 yıl cezaevinde tutulması hiç adaletli değil. Bir insanın 37 yıl hürriyetinden yoksun bırakılması insanlık dışı. Babamın dışarıda olmasını çok istiyorum. Sadece bana babalık yapması için değil, onun için istiyorum. Ben ilkokula başladım yanımda değildi, lise, üniversite okudum yine yoktu. Mezuniyetler olurdu, herkesin ailesi olurdu bir benim babam olmazdı. Belki yanımda olsaydı özgüvenim artardı. Onun yokluğu bende bir özgüven eksikliğine neden oldu. Ben bir sınava girerken bile beni etkiliyordu” şeklinde konuştu.
Birçok cezaevi gezdiğini söyleyen Özkan, kötü koşullara ve hasta tutsaklara dikkat çekerek, şunları ekledi: “Babama bir tane battaniye gönderdik, çift katlı kalın diye bize iade ettiler. Bu beni çok üzmüş ve sinirlendirmişti. Bunu yapmalarındaki amaç sadece tutuklu ısınmasın. Neden ısınmasın? Zaten uzun yıllardır nedenler olmadan bir ceza çekiyor. Cezaevinde düşüncelerinden kaynaklı tutulan binlerce tutuklu var, onlar bu şartları hak etmiyor. Siyasi tutsakların serbest bırakılmasını istiyorum.”
ANTEP