• Cahit Beyhan (Yılmaz Cemşîd-Seyîd), babası, amcası ve annesinin ailesinden üç akrabası şehit edilip köyleri yakıldığında ve zorla göç ettirildiğinde 14 yaşındaydı. Çalışarak kardeşlerine baktı.
  • Artık zamanın geldiğine karar verdiği 1999'da gerillaya katıldı. 17 yıla yakın süre mücadele etti, bölgede çok sevildi, saygı duyuldu.
  • Şehit düştüğünde 36 yaşındaydı. Annesi, "İnsan, kendi ülkesi, halkı ve toprağı için şehit düşebilir; ya köleliği kabul edecek ya da şehit düşmeyi göze alacak. Seyîd, göze alanlardandı" dedi.

 

Şehit annesi Kamile Beyhan, terör estirdiği halde sürecin adını ‘Terörsüz Türkiye’ koyan Türk devletine güvenmediklerini; kirli ellerini sürmesinler diye oğlunun mezarını bile yapmadığını vurgulayarak, "Kimsenin çocuklarının ölmesini istemiyoruz. Barış için mücadele ediyoruz. Önderimize, halkımıza ve kendimize güvenimiz var” diye konuştu.

Türk devleti, 1990'lı yıllarda Kuzey Kürdistan’da uyguladığı devlet terör kapsamında 4 bine yakın Kürt köyünü yaktı, köylüleri zorla göç ettirdi. Bu köylerden biri de Bedlîs'in (Bitlis) Tetwan (Tatvan) ilçesine bağlı Ximsê köyüydü. 1990’lı yıllarda Türk askerleri köye baskın düzenledi, çok sayıda köylüyü katletti ve köylülerin evlerini yaktı. Bu köy, Cahit Beyhan’ın (Yılmaz Cemşîd) köyüydü. Cahit Beyhan’ın köyü yakıldığında kendisi 14 yaşındaydı; köye düzenlenen baskında askerler, babası ve amcasını katletti. Türk devlet güçleri, babası ve amcasının yanı sıra annesinin ailesinden de üç kişiyi katletti. Cahit Beyhan, biraz büyüyünce 1999'da Kürt Özgürlük Hareketi’ne katıldı; 2016'da Bedlîs'te çatışarak şehadete ulaştı. Annesi Kamile Beyhan, AW'den Sema Gezici ve Önder Akbulut'a konuştu.

Eşi katledildiğinde 33 yaşında ve 6 çocuk annesi olan Kamile Beyhan, şunları söyledi: “Köy boşaltıldıktan sonra İstanbul’a göç ettik. Çocuklarım küçüktü. Seyîd çocukluğunda da çok zeki biriydi. Hiç okula gitmedi. Seyîd’in babası şehit düştüğünde o 14 yaşındaydı. Babasının şehadetinden sonra Seyîd partiye daha fazla bağlandı. Kendi işini kendisi yapardı. Kardeşleriyle de çok ilgilenirdi. Seyîd İstanbul’da da çalışıyor, bize bakıyordu.”

İnsan, ülkesi için şehit de düşer

Kamile Beyhan, gerillaya katılan oğlunu 16 yıl boyunca hiç görmediğini; zaman zaman telefonla görüştüklerini belirterek, şöyle devam etti: "Şehit düştüğünde 36 yaşındaydı. Oraya giden insanlar savaşır ve şehit de düşer. İnsan kendi ülkesi, halkı ve toprağı için şehit düşebilir. İnsan, ya köleliği kabul edecek ya da şehit düşmeyi göze alacak. Seyîd, bunu göze alanlardandı. Çok arkadaş canlısı ve çok yetenekliydi Seyîd."

Yer ve gök bağırıyor

Bölgedeki korucular bile saygı duyuyordu. Korucular haber gönderiyor ve Seyîd’in o bölgelerden gitmesini söylüyor. O bölge devletin gözetimi altındaydı. Seyîd şehit düştüğünde o korucular da Seyîd için ağlıyordu. O kadar değerli bir insandı. Seyîd şehit düştüğünde devletin içinde bayram havası esti. Akşama kadar cenazemizi bize vermediler. Cenazeyi verdikten sonra köyümüzün bütün elektriklerini kestiler. Biz de Seyîd’i akrabalarımızın köyüne götürdük. O gün çok şiddetli yağmur yağıyordu. Seyîd’i görmek için gittim. Orada bir adam vardı, ‘Yer ve gök Seyîd için çığlık çığlığa bağırıyor’ dedi. Seyîd işte böyle değerli bir insandı.”

Kirli ellerini sürmesinler

Kamile Beyhan, orada toprağa verdiklerini hatırlatarak, "Devlet birkaç kez aşağı köye gidip onun mezarını sordular. Biz hâlâ mezarını yapmadık; yapmaya korkuyoruz. Kirli ellerini mezarına ellerini sürmesinler diye yapmadık” dedi. 

Asıl terörist onlardır

Kürt halkına ve Rêber Apo'ya güvendiklerini ama Türk devletine güvenmediklerini vurgulayan Kamile Beyhan, şunları ekledi: "Bu süreç başladığında adını ‘Terörsüz Türkiye’ koydular. Binlerce Kürt köyünü boşalttılar ve yıktılar, binlerce Kürt çocuğunu annesiz ve babasız bıraktılar. Asıl teröristler onlardır. Biz ne yaptık? Kimsenin köyüne zarar vermedik, kimsenin evine zarar vermedik, kimseyi öldürmedik. Kendi dilimizi, kimliğimizi, hak ve hukukumuzu istiyoruz. Biz kimsenin çocuklarının ölmesini istemiyoruz. Barış için mücadele ediyoruz. Bu süreçte şunu tekrar söylüyoruz: Önderimize, halkımıza ve kendimize güvenimiz var. Bu süreçten büyük umut duyuyoruz; ancak Türkiye devletine güvenimiz yok.” BEDLÎS