• Dünya genelinde 840 milyon kadın şiddete uğruyor. Kadına yönelik şiddetin küresel ekonomiye yıllık maliyeti ise 1 trilyon 500 bin dolara ulaştı.

 

Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, her üç kadından biri (dünya genelinde tahmini 840 milyon kadın) hayatı boyunca fiziksel veya cinsel şiddetle karşı karşıya kalıyor. Birleşmiş Milletler Kadın Birimi ise cinsiyete dayalı şiddetin her yıl yaklaşık 1trilyon 500 bin dolara mal olduğunu, bunun da küresel Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH)’nin yaklaşık yüzde 2'sine denk geldiğini tahmin ediyor.  

Kadınların şiddet ortamından uzaklaşmasının önündeki ekonomik engeller, barınma krizinin ve yaşam giderlerindeki artışın etkisiyle büyüyor. Sağlık ve hukuk giderleri, gelir kaybı, işten ayrılma, geçici konaklama, çocuk bakımı ve yeni bir yaşam alanı kurma masrafları kadınlar üzerinde uzun süreli maliyet oluşturuyor.  

BM Kadın Birimi’nin verilerinde, Avrupa Birliği’nde toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin yıllık maliyeti 366 milyar Euro olarak hesaplandı. Bunun yüzde 79’unu oluşturan kadınlara yönelik şiddetin maliyeti ise 289 milyar Euro’ya ulaştı. 

20 yılda yüzde 0,2 düşüş

Son 20 yılda, aile içi şiddetteki yıllık ortalama düşüş sadece yüzde 0,2 olmuştur ve 3 kadından 1'inin şiddete maruz kalma oranı sabit kalmıştır. Bu durum, küresel ölçekte çok az ilerleme kaydedildiğini, kadın ve kız çocuklarına yönelik şiddetin ortadan kaldırılmasına ilişkin Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi 5.2'nin 2030 yılına kadar gerçekleştirilmesinin çok düşük bir ihtimal olduğunu göstermektedir.

Bölgeler ve ülkeler arasında geniş farklılıklar bulunmaktadır. En yüksek yakın partner şiddeti (IPV) yaygınlığı Okyanusya'da yüzde 37, Sahra Altı Afrika'da yüzde 32 ve Güney Asya'da yüzde 31 kadınlarda görülmektedir.

Şiddetin yansımaları

Aile içi şiddet ve cinsel şiddet, kadınlar için ciddi kısa ve uzun vadeli fiziksel, zihinsel, cinsel ve üreme sağlığı sorunlarına neden olur. Ayrıca çocuklarının sağlığını da etkiliyor. 2025 yılında yayınlanan küresel hastalık yükü tahminlerine göre, aile içi şiddet, engelliliğe göre ayarlanmış yaşam yılları açısından kadınlar arasında kötü sağlığın dördüncü önde gelen nedeni olarak tanımlanıyor.

Çocuklar üzerindeki etkisi

Şiddetin olduğu ailelerde büyüyen çocuklar çeşitli davranışsal ve duygusal bozukluklar yaşıyor. Bunlar ayrıca yaşamın ilerleyen dönemlerinde şiddet uygulama veya şiddete maruz kalma ile de sonuçlanıyor. Aile içi şiddet, bebek ve çocuk ölümlülüğü ve hastalık oranlarının daha yüksek olmasıyla da kendisini gösteriyor (örneğin, ishal hastalığı veya yetersiz beslenme ve daha düşük aşılama oranları yoluyla).

Ayrılmanın maliyeti yüzde 71 arttı

Küresel ekonomik tablonun kadınların günlük yaşamına yansımasını gösteren son araştırmalardan biri Avustralya’da yapıldı. Anglicare Sydney’nin 2016 ile 2026 arasındaki giderleri karşılaştırdığı araştırmaya göre, şiddet ortamından ayrılmanın ilk maliyeti 4 bin 98 Avustralya dolarından 7 bin 17 dolara çıktı. Artış oranı yüzde 71 oldu. Araştırma, depozito, taşıma, geçici konaklama, faturalar ve temel ev eşyalarını kapsıyor. 

***

Aileci politikalar için…

Kadın katliamları her geçen gün erkek egemen aklın cezasızlık politikası ile derinleştiriliyor. Jinnews’in hazırladığı Haziran ayı şiddet çetelesine göre 29 kadın katledildi, 14 kadın ve 2 çocuk ise şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. Bu verilere rağmen devlet, kadın katliamlarına karşı önleyici politikalar uygulanmak yerine kadınları şiddet sarmalı içerisinde bırakan aileci politikalar için çalışmalar gerçekleştiriliyor. Hukukçular, kadın katliamlarını derinleştiren cezasızlık politikalarının sona erdirilmesi ve devletin koruyucu yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğini vurguladı.

HABER MERKEZİ