• Donald Trump ile Ahmed el-Şara arasında oluşan 'iyi ilişki', Suriye’ye büyük fayda sağladı, ancak Trump’ın görevi 2028’de sona erecek. Peki kurulan ilişki kurumsallaşır mı?

* HAID HAID-Çeviri: Yeni Özgür Politika

Suriye'nin başına oturtulan Ahmed el-Şara, ABD Başkanı Donald Trump’a parfüm gönderdiği için “Bazı görüşmeler akıllarda yer eder; bizimki ise görünüşe göre bir rayiha bırakmış” şeklindeki sözlerle teşekkür etti. Yüzeyde hafif ve şakacı görünen bu diyalog, aslında yeni ABD-Suriye açılımının şaşırtıcı hızını ve son derece kişisel niteliğini yansıtıyor. Bu, neredeyse diplomatik bir mucize sayılabilecek bir gelişme.

Trump ile Şara arasındaki ilişki, yalnızca iki yıl önce kimsenin hayal bile edemeyeceği bir kapı açılmasını sağladı. Bu, resmi kanalların donmuş, güvensiz ya da fazla temkinli olduğu durumlarda kişisel diplomasinin neler yapabileceğini gösteriyor. Liderler arası doğrudan ilişki, ivme yaratabiliyor, düşmanlığı yumuşatabiliyor ve bürokrasilerin normalde direneceği adımlara hükümetlere alan açabiliyor, ancak bu kapıyı açan kişisel diplomasi, aynı zamanda kapıyı kırılgan da kılıyor. Şimdiye kadar ilişki, büyük ölçüde iki 'başkan' arasındaki kişisel uyuma dayanıyor.

Diplomatik görüşmeler, güvenlik koordinasyonu ve ekonomik tartışmalar başladıysa da bunlar kapsam bakımından sınırlı ve az sayıda kişiye bağlı durumda. Bu, iyi bir başlangıç olabilir ama kalıcı bir temel oluşturmaz. Kişisel uyum, ilişkinin tonunu değiştirebilir, ancak ona kalıcılık kazandıracak olan yalnızca kurumlardır. Bu açılımı korumak için her iki hükümetin de daha geniş iletişim kanallarına, anlaşmazlıkları yönetecek düzenli mekanizmalara ve mevcut siyasi konjonktürün ötesinde işbirliğini sürdürebilecek bürokratik rutinlere ihtiyacı var. Şam, bu açılımın Trump’ın 2028’de bitecek görev süresinin ötesinde de yaşamasını temelini inşa edemezse bu ilişki, sembolü haline gelen o parfüm kokusu kadar çabuk uçup gidebilir.

Kişisel diplomasi

Bu kırılganlığın kökeni, açılımın son derece kişisel bir şekilde gerçekleşmesinde yatıyor. Trump yönetimi de selefi gibi, Esad sonrası Suriye’ye ilk etapta temkinli yaklaştı ve daha derin yaptırım hafifletmeleri için terörizm kartışlığında ilerleme, kimyasal silahların imhası ve yabancı savaşçıların durumu gibi şartlar koydu. Trump, ardından süreci ani bir şekilde hızlandırdı. Özellikle Suudi Arabistan liderinin teşvikiyle ABD bürokrasisinden daha hızlı hareket ederek Mayıs 2025’te Riyad’da Şara ile görüştükten sonra yaptırım hafifletmelerini açıkladı. Bu karar, birçok üst düzey ABD yetkilisini olduğu kadar süreci izleyenleri de şaşırttı. Trump, Şara’yı “genç, yakışıklı  ve sert bir adam” olarak nitelendirdi. Bu da Şara’nın Beyaz Saray’a yaptığı tarihi ziyaretin yolunu açtı (Trump burada ona orijinal kolonya şişesini hediye etmişti).

Açılım yalnızca bölgesel baskı veya Trump’ın sezgileriyle şekillenmedi. Suriye de disiplinli bir dış politika kampanyası, Şara’nın 'diplomatik cazibesi' ve hem kendi geçmişinden hem de Esad rejiminden bilinçli kopuşuyla bu momenti yarattı. Buna rağmen Şara ve diğer Suriyeli yetkililerin Kongre üyeleri ve üst düzey ABD yetkilileriyle görüşmelerine rağmen ilişki hâlâ dar bir bireyler çemberinde yoğunlaşıyor. Bu durum, her iki hükümetin de mevcut çalışma tarzını yansıtıyor. Trump’ın kişisel diplomasiye ağırlık vermesi Suriye’ye özgü değil. Çeşitli dosyalarda, genellikle geleneksel bürokratik kanalları bypass ederek güvendiği özel elçilere bel bağlıyor. Suriye özelinde bu figürlerin en önemlisi, özel elçi Tom Barrack'tır.

Şam’ın kendi dar boğazlı yönetim tarzı da bu bağımlılığı güçlendiriyor. Birçok Suriyeli yetkili ve kurum, ABD muhataplarıyla sürdürülebilir iş birliği kurmak için gerekli yetki ve özerklikten yoksun. Sonuç olarak ilişkinin büyük kısmı, aynı anda birden fazla acil dosyayı yöneten az sayıda kişi üzerinden ilerliyor. Bu yoğunlaşma ilerlemeyi yavaşlatıyor ve tüm açılımı kesintiye karşı daha savunmasız hale getiriyor.

Kurumsal boşluk

Diğerlerine göre daha hızlı ilerleyen alanlarda bile kurumsal ilerleme sınırlı kaldı. Şam’ın DAİŞ’e karşı Uluslararası Koalisyon'a katılması, antiterörizm koordinasyonunun ilerlemesini sağladı. Ancak Suriye’nin rolü hâlâ dar. Şimdiye kadar katılımı, belirli operasyonlarda ABD ile koordinasyonla sınırlı kaldı. Savunma ve istihbarat alanındaki kurumsal iş birliği ise asgari düzeyde.

Mali koordinasyon ilerleme kaydetti ama henüz güçlü bir iş birliği temeli oluşturmadı. Para ve finansal reform tartışmaları yapıldı, ancak bunlar yavaş ilerliyor. Bunun nedeni, güven inşa etmek için gerekli reformların henüz hayata geçirilmemiş olması. Bazı engeller yapısal nitelikte ve aşılması zaman alacak. Suriye hâlâ eski yasalar, işlevsiz bir yasama organı, yılların yaptırımları ve net olmayan mali uygulamalarla boğuşuyor. Sorun yalnızca teknik değil. Suriyeli yetkililer arasında parasal, yönetişim ve şeffaflık reformlarının hızı ve kapsamı konusunda yaşanan görüş ayrılıkları da kurumsal iş birliğini yavaşlatıyor. Suriye’nin Washington’daki diplomatik misyonunun yeniden açılması, yenilenen ilişkinin derinleştirilmesi ve resmileştirilmesi için önemli bir adım olacaktı, ancak öyle olmadı. Şam, Muhammed Kanatari’yi maslahatgüzar olarak atayarak bu duruma katkı sağlamadı. Diplomatik tecrübesi sınırlı ve ABD kurumları ile Washington’un diplomatik ortamına aşinalığı düşük bir isim olan Kanatari’nin seçimi, uzmanlıktan ziyade sadakate dayalı bir atama olarak görüldü. Bu karar, iki başkent arasındaki kurumsal köprüyü güçlendirmek yerine ne kadar dar olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

Değişim riski

Asıl risk, kişisel diplomasinin az şey başarmış olması değil, bu ilişkiyi mümkün kılan kişilerin onu sürdürememesi ve ilişkinin Trump’ın 2028’de bitecek görev süresiyle birlikte sona erebilmesidir. Bir sonraki ABD yönetiminin Suriye’ye nasıl yaklaşacağını öngörmek imkânsız olsa da siyasi değişimin yarattığı riskler artık nettir.

Bir Demokrat Başkan, Şam’a düşmanca yaklaşmayabilir veya Suriye’nin istikrarına kayıtsız kalmayabilir, ancak Demokrat bir yönetim, mevcut ABD-Suriye ilişkisinin üzerine bina edildiği son derece kişisel diplomatik kanallardan büyük ihtimalle uzak duracaktır. İşte kurumsal bağların zayıflığı en çok burada hissedilecektir. Bakanlıklar, kurumlar, diplomatlar ve teknik yetkililer arasında kalıcı kanallar, ilişkilerin lider değişikliklerinden etkilenmeden devam etmesini sağlar. Bunlar olmadığında yeni bir yönetim, kişisel bağlarla şekillenmiş bir ilişki devralır. Bu da ilişkiyi gözden geçirmeyi, yavaşlatmayı veya tersine çevirmeyi kolaylaştırır.

Demokrat bir yönetim, ABD politikasının vurgusunu da değiştirebilir. Trump yönetiminin istikrar, antiterörizm ve bölgesel uyum öncelikleri yerine Demokratlar demokratikleşme, kapsayıcılık ve insan haklarına daha fazla ağırlık verebilir. Bu konular Şara’nın iç gündeminde merkezi yer tutmadığı için hızla gerilim kaynağına dönüşebilir.

Riskler yalnızca Demokratların kazanmasıyla sınırlı değil. Gelecek bir Cumhuriyetçi yönetim de Suriye’ye Trump’ın verdiği önemi vermeyebilir. Suriye’deki geçiş sürecindeki zorlu dönemleri görmezden gelmeye daha az istekli olabilir veya açılımı sürdürmek için siyasi sermaye yatırmaya daha az meyilli olabilir. Bir sonraki yönetim, Suriye’nin 5 yıllık geçiş sürecinin sonuna yakın bir dönemde göreve başlayacak. O zamana kadar Washington diplomatik ivmeden öte, somut ilerleme bekleyecektir.

Suriyeli yetkililer, kimyasal silahların imhası ve DAİŞ’le mücadele gibi ABD’nin öncelik verdiği bazı dosyalarda ilerleme kaydetti, ancak yabancı savaşçıların durumu, finansal ve parasal reformlar gibi diğer konularda ilerleme daha yavaş. Bu da Şam’ın siyasi iyi niyeti kurumsal derinliğe dönüştürmek için çok az zamanı olduğu anlamına geliyor.

Dar pencere

Washington ile Şam arasındaki açılım gerçektir ve önemlidir. Neredeyse herkesin beklentisinden daha ileri ve hızlı gitti, ancak bu ilerleme en tepede kurumlar düzeyinden çok daha fazla yaşandı. İyi niyet devam ediyor ve her iki tarafın da iş birliği için sebepleri var fakat pencere daralıyor. İlişkiyi başlatan kişisel kimyadan daha güçlü ve Beyaz Saray’da kimin oturduğuna bağlı olmayan, kalıcı bir ABD-Suriye ilişkisi kurmak mümkün olacak mı?

* Araştırmacı Haid Haid'in Al Majalla'daki makalesi çevrilerek düzenlendi.