ABD: Ortadoğu’dan pasifik’e

Mihraç URAL yazdı —

26 Eylül 2021 Pazar - 23:00

  • Bu gelişme 21. yy gerginliklerini ve stratejilerinin ana rotasını belirlemektedir. Hint-Pasifik okyanus sahası, Amerika için yaşamsal bir saha haline gelmektedir. Bu sahaların güvenliği, Akdeniz, Ortadoğu ve diğer sahalardan öne geçmiştir. 

Buz dağının görünen kısmı Fransa, Avustralya arasında denizaltı alımları üzerine kopan fırtınadır. Fransızlar buna “ihanet” dediler.  Öyle ya milyarlarca dolarlık bir alım iptal edilmiştir. Buna neden olan İngiltere ve ABD, “dostluk yok çıkar var” dediler. Bu gerginlik dünya kamuoyunun gündemini oluşturuyor. Bu aynı zamanda değişmekte olan dünya güç dengeleri ve stratejileri için önemli bir mesajdır.

Daha önce de yazdım, “Yüzyılın vurgunu” başlığı altında uzun makalemde konuya değindim.

Amerika, gelişen ekonomileri kuşatmak, 21. yy sonunda  yine egemen güç olmayı devam ettirmek için Rus, Çin Hindistan’ı kollamakta ve pasifik-Hint okyanusunda etkinliği ele geçirmek için gerekirse savaşlara bile gideceğini göstermektedir. Trump yönetimi buna çok hevesliydi. Diyeceğim o ki buz dağının derinlikte taşıdığı gerginlikler çok boyutlu ve kaotiktir.

II. Dünya savaşından bu yana köprünün altından çok sular aktı. Bu gerçeği kavramaktan uzak ülkeler hatta örgütler yanlış kararlarının altında ezilmekle yüz yüze kaldı.

Bu gerçeği kavramak verilerin derinliğinde yer alan ve onları belirleyen dinamiklere, aralarındaki dolanıklığa ve belirsizliklere göz atmamızı gerektirecek.

Fizikten değil, siyasetin iç dokularını oluşturan dinamiklerden söz ediyorum. Büyük stratejik senaryoları  sadece simülasyon masalarındaki kurgularından değil, çok ilgisizmiş gibi görülen ama birikimleriyle “kelebek etkisi” yaratan gerçeklerden söz ediyorum.

Bu açıdan Amerika’nın Fransa’nın çıkarlarını ayaklar altına alarak Avustralya’yla anlaşmaya gitmesi, gelişmelerin ne tür gerginlikler taşıdığına önemli bir gösterge sayılır.

Lokal anlamda olay, Fransa-Avustralya arasında patlak veren askeri sanayi alışverişiyle ilgili ihtilaflar ve gerginliklerle ilgili. 
5 yıl önce, Avustralya, Fransız Naval Group ile eskiyen Collins sınıfı denizaltılarının yerine yeni denizaltıların inşa edilmesi için 90 milyar dolarlık bir anlaşma imzalamıştı.

Ancak anlaşmaya rağmen sorunlar vardı; kimi parçaların yerli üretim olması hususu gibi, bu sürede tarafları ikna edici bir yol bulunamamıştı. 2030 yılında teslim edilmesi gereken yeni kuşak denizaltılar, Amerikan’ın bölgedeki etkinliği ve hedefleri açısından Avustralya’ya Fransa’dan daha uygun öneri götürüldü. Avustralya, Fransa’yla ipleri koparmayı göze alarak anlaşmayı iptal ettiğini açıkladı (15 Eylül 2021). 

Tüm gelişmeler Yüzyılın Vurgunu ya da kendi deyişleriyle “Yüzyılın Anlaşması” mihverinde dönmektedir. Amerika hatta Avrupa bir bütün olarak gerilemekte olan ekonomik durumlarından sıkıntıdalar. Çin Rusya Hindistan ise yükselişti. Bu gelişme 21. yy gerginliklerini ve stratejilerinin ana rotasını belirlemektedir.

Hint-Pasifik okyanus sahası, Amerika için yaşamsal bir saha haline gelmektedir. Bu sahaların güvenliği, Akdeniz, Ortadoğu ve diğer sahalardan öne geçmiştir. Ekonominin şah damarları burada akmaktadır. Güç dengeleri burada sürtüşecek, yeni ittifaklar burada şekillenecektir.

Konu benim açımda burada noktalanır ama sorun bu değil, bizim söyleyeceğimiz şey başka olacaktır.

Buraya kadar olanlar birbiriyle doğru orantılı gelişmeler olarak ikame olmaktadır. Bunun önemli mesajları arasında  bölgemiz ve bölge devrimci hareketlerinin alması gereken tutum bulunmaktadır.

Herkes bilmeli ki Amerika bu bölgeden çıkmakta. Daha ötesi kaçmaktadır.

İsrail hezimet içinde yayılmacılığıyla devam ederse geleceği olmayan geçici bir rejim olarak tarihte anılmaya mahkum olacaktır.

Amerikanın  kendi çıkarları için yarattığı bu ateş çemberi trilyonlarca dolara mal oldu. Getirisi ise bir hiç gibi. Buna rağmen bölgede kimi sağlam sandığı kazıkları dikmekten çekinmemektedir. Kaçarken geride kalacak kuklaları yeniden organize etme telaşındadır. Ama bunlarla oyalanmaya devam edemezdi.

Şimdi tüm güçler okyanuslara akacak. Amerikanın her zaman İngiltere’yi kolladığı bilinen bir gerçek, İngiltere tüm şer odaklarının rehberidir, kıdemlisidir. ABD-İngiltere’nin birlikte Fransa’yı arkadan vuran yeni kuşak denizaltı üretimi ve Avusturya’ya satımını, bu açıdan anlamak gerek.

Bölge devrimci güçleri bu gelişmeleri yakından takip etmelidir.  Özgürlük ve demokrasi direncini kırmak isteyen güçlerin en zayıf olacağı döneme doğru yönelmekteyiz.

Bu gelişmelerin halklarımızın kurtuluşu için, gerici baskıcı faşist mafyavari kabileci sistemlere diz çökertmek için yeni fırsatların olacağı açıktır. Bölge direnme ekseni bu açıdan önem kazanmaktadır. 

Kürt Özgürlük hareketinin, bölge direnme ekseniyle de sorunları çoktur.

Bölgenin tüm devletleri Kürdistan’ı parçalayıp gasp etmiştir. Kürt halkına nefes aldırmayan ırkçı-milliyetçi girişimlerle de ezmeye devam etmektedir. Bölgenin hiçbir devleti Kürt’e yaşam hakkı, kültürel haklar bile tanımak istememektedir.
Yüzyılların kıyımları üzerine yükselen bu baskıcı girişimlerin, esasında egemen ulus ve devletlerin kendi mezarını kazmasından başka bir anlama sahip değildir.

Buna rağmen, bu kanlı tarihe eli bulaşmamış Suriye Kürt halkıyla ortak bir payda da ciddi sonuçlar alabilir. Kürt halkının Rojava’da gösterdiği başarı, kurduğu etkinlik ve kazanımlar çok önemlidir.

Çok kişinin dikkatinden kaçan Halep kentini bu iki dost gücün birlikte yönettiği ve sorunsuz olarak halkın onayını alan bu ortak yönetim, esasında tüm Suriye geneli içinde yeniden organize edilebilir.

Halep Suriye’nin sanayi kentidir can damarıdır ve Kürtler (YPG)  4 büyük mahalleyi sorunsuz yönetmektedir; Suriye devlet kurumlarına da, bayrağına da halel gelmemektedir: Yani devletler milliyetçilikten uzaklaştıklarında sorunlar da kolay çözülmektedir.

Bütün bunları direnme güçlerinin bölgede oluşturduğu eksende, Kürtlerin temel bir role sahip olduğunu ve burada yer alması gerektiğine olan inancımı belirtmek için yazdım. Bunun için de Suriye ve Kürt dostluğu anayasal, kurumsal ve yazımsal dayanaklara kavuşmalıdır derim.

ABD bölgeyi terk ederken yerli halkların birbiriyle ortak bir cephe içinde ortak bir direnme eksenin de yer alması gerekmektedir Bu tarihi bir fırsattır. Aksi, herkesin zararlı çıkacağı sonuçlara gidilmiş olacaktır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.