Açlık grevi 86. gününde

19 Şubat 2021 Cuma - 18:48

  • Tecride karşı devam eden açlık grevi 86. gününde. Cezaevlerinden cenazelerin çıkmasını kaldıramayacaklarını söyleyen tutsak anneleri, "Ne gerekiyorsa yapmalıyız. Açlık grevi eylemi tutsakların sırtına bırakılmamalı. Özgürlük ve direniş bizim elimizde. Sessiz kalıp direnmezsek çocuklarımız elimizden kayıp gider" dedi.

Ne gerekiyorsa yapmalıyız

Türk cezaevlerindeki PKK ve PAJK’lı tutsakların, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması talebiyle 27 Kasım’da başlattığı süresiz-dönüşümlü açlık grevi 86. gününde devam ediyor. Aynı amaçla Mexmûr Şehit Aileleri Derneği’nde 65, Yunanistan’ın Lavrio Kampı’nda ise 48 gündür açlık grevi yapılıyor.
Cezaevinde açlık grevine giren siyasetçilerden biri de Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) önceki dönem Eşbaşkanı Sebahat Tuncel’di. Dört yılı aşkın süredir rehin tutulduğu Kocaeli Kandıra 1 Nolu F Tipi Cezaevi’nde açlık grevine girmeye karar veren Sebahat, grevin 3. grubunda yer almıştı. Jinnews’ten Habibe Eren’in sorularını yanıtlayan Tuncel, mücadele ve direnişin olduğu her yerde moral ve coşkunun varlığına işaret ederek, "Salgın nedeniyle ortak etkinliklerin olmaması, birbirimizi görememek ciddi bir sorun. Son bir yıldır tüm haklar askıya alınmış durumda, dışarıda 'Hayat eve sığar' diyen iktidar, içeride bizi hücrelerde tecrit içinde tutmaktadır" dedi.

Dayanışmayı büyütmek lazım

Açlık grevlerine girenlere hemen disiplin soruşturmaları açılıp cezalar verildiğini kaydeden Tuncel, şunları ifade etti: "Ayrıca grev sürecinde, idare tarafından hiçbir sağlık kontrolü de yapılmamaktadır. Ancak tüm bu olumsuz koşullara rağmen zindanlarda açığa çıkan bu direniş çizgisi etrafından kenetlenmek, tecrit politikalarını kırmak için dayanışmayı büyütmek, dönemin önümüzde koyduğu en önemli görevlerdendir." 
Tuncel, önümüzdeki sürece ilişkin de şu mesajı verdi: "Önümüzde 8 Mart ve Newroz var. Geçen yıl pandemi nedeniyle kutlamalar yapılamadı. İktidar sokaktaki her türlü çalışmasını yürütürken, muhalefete sokaklar, alanlar yasaklandı. Bu yıl da pandemi koşullarında karşılıyoruz 8 Mart ve Newroz’u… Bu süreçte hak ve özgürlüklerin, demokrasinin ne kadar önemli olduğunu sanırım daha derinden hissettik. O nedenle baharla birlikte umutlarımızı da yeşerteceğiz. Hem tecrit politikalarına hem savaş politikalarına hem de halklar, kadınlar, doğa üzerindeki tüm baskı ve zor politikalarına karşı özgürlüğü haykırıp direnişi ve mücadeleyi yükselteceğiz."

 

Tutsak anneleri: Tutsaklar biliyor

Tutsaklar için endişeli olan aileler de Jinnews’ten Safiye Alağaş ve Sema çağlak’a yaptıkları açıklamada, açlık grevi taleplerinin de bir an önce karşılanmasını istiyor.
Oğlu Mehmet Soylu Afyon T Tipi Kapalı Cezaevi'nde, kızı Amine Kaya ise Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan Meryem Soylu, açlık grevlerine dikkat çekti. Oğlu Mehmet ile 2011’de birlikte gözaltına alınıp tutuklandığını kaydeden Soylu, bir buçuk yıl sonra yine Mehmet ile birlikte serbest kaldığını, Mehmet’in 2015’te yeniden tutuklandığını dile getirdi. Soylu, kızı Amine’nin ise iki ay önce İstanbul’da siyasi soykırım operasyonları kapsamında tutuklandığını söyledi.  
Öcalan üzerindeki tecride dikkat çeken Soylu, "Önderimiz özgür olmadığı sürece biz de özgür değiliz. Onsuz barış ve özgürlük mümkün değil. Tutsaklar bunu çok iyi biliyor. Bu nedenle direnişi başlattılar. Bize ezilmişliği, köleliği ve yok etmeyi layık görüyorlar. Biz varız, deyince de vahşice saldırmaya başladılar" dedi.
 İktidarın açlık grevi eylemlerine yönelik sessizliğine işaret eden Soylu, şunları söyledi: "Biz anneler ve tutsak aileleri olarak sesleniyoruz: Cezaevlerinden cenazeler çıkmasın. Tutsakların sesi duyulmalıdır. Cezaevlerinden cenazelerin çıkmasını kaldıramayız. Ne gerekiyorsa yapmalıyız. Açlık grevi eylemi tutsakların sırtına bırakılmamalı. Özgürlük ve direniş bizim elimizde. Sessiz kalıp direnmezsek çocuklarımız elimizden kayıp gider."