• Yıllardır Barış Anneleriyle birlikte mücadele veren Leyla Aslan’ın ömrü, devlet şiddetinden dolayı göç yollarında geçmiş. “Kolumuzu kırsalar da barış elimizi uzatacağız” diyen Aslan, direnişin, annelerin bildiği tek yol olduğunu dile getiriyor.

Türk devlet tarihinde iktidarlar değişse de kangrenleşmiş ırkçılık, tekçilik anlayışı nedeniyle farklı kimlikler, halklar, inançlar ve kültürler şiddet ve asimilasyondan kurtulamadı. Baskıların en ağırını yaşayan Kürt halkı, katliam, köy yakmaları, göç, işkence, kaybettirme uygulamalarına maruz kaldı. 1990’lı yıllarla birlikte devlet vahşeti artarken, uygulamaların en ağırını kadınlar yaşadı. Dönemin tanıklarından Barış Annesi Leyla Aslan (60) mücadeleyle geçen hikayesini Jinnews ile paylaştı.

Erkek eziyeti

Êlîh’in (Batman) Hezo (Kozluk) ilçesine bağlı Hezro köyünde dünyaya gelen Leyla Aslan, 14 yaşında bir çocuk iken ailesi tarafından evlendirilir. Evlendirildiği erkek tarafından yıllarca şiddete maruz kalır, ev işlerine ve çocuk bakımına mahkum edilen milyonlarca kadından biri olur. Eşi trafik kazasında yaşamını yitirince, genç yaşında 4 çocuk annesi olarak yaşam mücadelesi verir.
Toplumdaki erkeklerin kadınlara eziyetten başka bir şey yaşatmadığını dile getiren Aslan, “Evin her işine koşardım. Sabahları erkenden kalkıp hayvanlara bakar, süt sağar, çeşmeden su almaya gider ve yaylaya çıkardım. Ben bu işlerin tamamını yaparken eşim evde hiçbir şey yapmadan, bana hiç yardım etmeden otururdu. Bazen düşününce ‘bu erkeklerde hiç mi vicdan yok’ derdim” diye anlattı.

Nereye gitse devlet baskısı

Barış Annesi’nin 30 yıllık bir göç hikayesi var. Devletin her gün köye baskın yaparak uyguladığı işkenceler sonucu 1990’da Amed’in Farqîn ilçesinde bir köye taşınmak zorunda kaldığını belirten Aslan, burada kaldığı 3 yıl süre zarfında da her sabah köyün basıldığını kaydetti. Aslan 30 yıllık göç hikayesini şöyle özetledi: “Askerler her sabah köyü basmaya gelir, köyün tüm erkeklerini alıp işkenceye götürürdü. Biz kadınlar da birbirimizi korumak için bir araya gelerek sıkıca kenetlenirdik. Kulağımıza silah sesleri gelirdi. Bir keresinde askerler ilkokul 2’inci sınıfa giden oğluma, ‘Burada terörist saklıyorsunuz, nerede onlar?’ diye sordu. Oğlum da ‘ben bir şey görmedim, bilmiyorum’ deyince onu darp etmeye başladılar. Bunu görünce dayanamadım ve oğlumu korumaya çalıştım. Bunun üzerine beni de darp etmeye başladılar. Köydeki baskılar karşısında tekrar göç etmek zorunda kaldım ve akrabalarımın olduğu Êlîh’in bir köyüne taşındım. Köyden çıktıktan hemen sonra köyümüzü yaktılar. Bu kez Diyarbakır’a göç etmek zorunda kaldım. 27 yıldır Diyarbakır’da yaşıyorum.“

Kolumuzu kırsalar da barış

Yaşadıkları ve tanık oldukları karşısında mücadelesini büyütmek isteyen Leyla Aslan, 2004 yılında Barış Anneleri Meclisi’ne üye olur, süren savaşa engel olmak için annelerin mücadelesine ortak olur. Devletin annelerin elini kolunu bağlamaya, dillerine kilit vurmaya çalıştığını ifade eden Aslan, “Elimizi her zaman barışa uzattık ama devlet elimizi kırmaya çalıştı. Elimizi, kolumuzu kırsalar da biz barış için elimizi uzatmaktan vazgeçmeyeceğiz. Her geçen gün bu davaya daha çok bağlanıyorum. Gideceğimiz yoldan dönemeyeceğimizi bilsek bile vazgeçmiyor, o yoldan ilerlemeye devam ediyoruz” diyerek barıştaki ısrarını dile getirdi. JINNEWS/AMED