Bir parça nefes için yayla
Kadın Haberleri —

- Hayatın birçok alanında olduğu gibi yaylada da yaşamın yükünü taşıyan kadınlar, tüm zorluklarına rağmen “Nefes alıyoruz” dedikleri yayla yaşamını tercih ediyor.
MÜJDAT CAN
MA/COLEMÊRG
Şirnex, Wan ve Colemêrg üçgeninde bulunan 2 bin 625 rakımlı Feraşîn Yaylası’na binlerce hayvanını getiren koçerler, tüm yazı burada geçiriyor. Koyun ve keçilerden elde edilen sütle peynir yapıyor, ürünlerini çerçilere satarak ihtiyaçlarını karşılıyorlar. Güzelliğiyle büyüleyen yaylada yaşam güzel olsa da kadınlar bakımından oldukça zahmetli. Kadınlar, kaldıkları çadırların temizlikten yemeğe, berivanlıktan kuzu bakımına kadar birçok işi yükleniyor.
Hayatın yükü omuzlarında
Menderesler oluşturarak Feraşin Yaylalası’nın ortasından akan nehir kenarında kurulan çadırların neredeyse tamamında kadınları görmek mümkün. Dere kenarında ya bulaşık ya da elbise yıkayan kadınlar bir taraftan da yemek yapmak ve çocuklarla ilgilenmek zorunda kalıyor. Günde iki kez yüzlerce hayvanı yakıcı güneş altında sağan kadınlar, bu sütleri omuzlayarak çadırlarına taşıyor. Gününün tamamını iş yaparak geçiren kadınlardan Ayşe Arbok, Mêrdîn’in Midyad ilçesinden yaylaya gelmiş.
Bir ay yolculuk ardından
Dereden akan buz gibi suyla çamaşır yıkayan Arbok, bir taraftan da yayla yaşamını anlatıyor. Hayvanlarını Midyad’tan Sêrt’in Berwarî ilçesine kadar kamyonetle getirdiklerini dile getiren Arbok, geri kalan yolu ise 25 gün boyunca yağmur ve dolu altında yürüyerek yaylaya vardıklarını söyledi. Yaz mevsimi olmasına rağmen yaylanın hala karlı ve soğuk olduğunu belirten Arbok, “Ben sabah erken kalkıp kahvaltı hazırlıyorum. Bulaşıkları yıkıyorum. Sonrasında bizler ‘bêrî’ye (süt sağımı) gidiyoruz. Sağdığımız sütleri bidonlarla taşıyoruz. Daha sonra peynir için sütleri kaplara basıyoruz” dedi.
Şehir yaşamından daha güzel
Daha sonra çobanlar için yemek hazırlayan Arbok, “Öğlen yeniden süt sağımına gidiyoruz. Döndükten sonra akşam yemeği hazırlıyoruz. Ardından bulaşıkları yıkayıp yatakları seriyoruz. Gün boyu çalışıyoruz. Burada hayvanlarımızı kışa kadar besledikten sonra memlekete, kendi yaylalarımıza gidiyoruz” diye belirtti. Gün boyu yaptığı işlerle çok fazla yorulan Arbok, tüm zorluklara rağmen yayla yaşamının şehre göre daha güzel olduğunu dile getirdi.
Bêrîvanlardan Xecê Aydemir de gün ışıklarıyla birlikte uyananlardan. Güne ateş yakarak başladıklarını söyleyen Aydemir, gün içinde kahvaltı hazırlamak, yemek yapmak, günde iki kez beriye gitmek gibi birçok işe koşturuyor. Zorlu olmasına rağmen yayla yaşamını tercih ettiklerini dile getiren Aydemir, Feraşîn Yaylası’nda nefes aldıklarını söyledi.







