• Birleşmiş Milletler’in 85 ülkede gerçekleştirdiği araştırmaya göre, dış borç ödemelerine ayrılan kaynakların artması eğitim, sağlık ve bakım hizmetlerinde kesintilere yol açıyor. Kamu hizmetlerinin daralmasıyla kadınlar hem artan bakım yükünü üstleniyor hem de güvencesiz iş koşullarında çalışmak zorunda kalıyor.

 

REWŞAN DENİZ

Birleşmiş Milletler’in (BM) yaptığı bir araştırma, mali düzenlemelerin kadınları daha çok etkilediğini ve bunun kadınlar için 55 milyon iş kaybına ve kadın başına düşen gelirde yüzde 17'lik bir düşüşe yol açabileceğini gösteriyor.

Dış borcun geri ödenmesinin maliyeti erkekler ve kadınlar arasında eşit olarak paylaşılmıyor. Küresel Güney ülkelerinde, borçların geri ödenmesine ayrılan kamu parası ne kadar fazla olursa, kadınlar için etkiler o kadar kötüleşiyor. Daha fazla iş kaybediyorlar, gelirlerinde daha keskin düşüşler yaşıyorlar ve devletlerin diğer kamu politikalarına yatırım yapma kapasitelerini azaltmasıyla daha büyük sağlık riskleriyle karşı karşıya kalıyorlar. Bu, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı'nın (UNDP) geçtiğimiz hafta yayınlanan yeni bir raporunun sonucu olup, borcun geri ödenme şeklinin cinsiyet eşitsizliğini daha da kötüleştirdiğini ve çok somut sonuçlar doğurduğunu belirtiyor.

85 ülkenin verileri incelendi

El País’in haberine göre, “Bedelini Kim Ödüyor? Cinsiyet Eşitsizliği ve Egemen Borç" başlıklı çalışma, 1990 ile 2022 yılları arasında 85 gelişmekte olan ülkenin verilerini analiz ederek, devletlerin gelirlerinin giderek artan bir bölümünü dış borç ödemelerine ayırmasının sonuçlarını inceliyor. Odak noktası sadece borç hacmi değil, aynı zamanda bu ödemelerin diğer politikalara göre kazandığı ağırlıktır. UNDP tarafından belirlenen etkilerin önemli bir bölümünü açıklayan şey, sadece borçluluk düzeyi değil, harcamalardaki bu değişimdir.

Yatırım kapasitesi azalıyor

Pandeminin ardından kamu borcu hızla arttı ve o zamandan beri yükselen faiz oranları, güçlü dolar ve silahlı çatışmalardan yükselen enerji maliyetlerine ve iklim değişikliğine kadar uzanan bir dizi kriz durumu daha da kötüleştirdi. Başta Afrika olmak üzere düzinelerce ülke şu anda yüksek bir temerrüt riskiyle karşı karşıya. Kalkınma yardımlarında da ciddi kesintilerin yaşandığı bir ortamda, giderek daha fazla ülke dış borçlarını ödemeye daha fazla kaynak ayırmak zorunda kalırken, aynı zamanda sosyal programlara yatırım yapma kapasitelerini de azaltıyor.

Kadınlara çifte yük

Kaynakların borç ödemesine yönlendirilmesini amaçlayan bu tür kararlarda etkili olan dinamikler, kuruluşa göre oldukça açıklayıcı: Örneğin, borçlu bir devlet dış borç ödemelerini karşılamak için çocuk bakımı, toplu taşıma veya sağlık hizmetleri bütçesini azalttığında, kadınların ev işlerine veya bakım görevlerine ayırdıkları zaman artarken, işgücü piyasasına katılımları azalır. Rapor bu süreci "çifte yük" olarak tanımlıyor: Kadınlar, güvencesiz veya kayıt dışı istihdamı ev sorumluluklarıyla birleştirmek zorunda kalıyor. Bütçe kesintileri kamu sektörü istihdamını etkilediğinde de benzer bir etki görülüyor, çünkü kadınlar eğitim, sağlık ve sosyal hizmetler gibi sektörlerde daha fazla pozisyonda yer alıyor.

Pakistan/foto:AFP

Matematiksel değil insani sorun

UNDP Yöneticisi Alexander de Croo, “Ülke borcu matematiksel bir sorun değil, insani bir sorundur. Bir ülkenin borç yükü hızla arttığında bütçeler kısıtlanır” ve bu durum herkesi etkilese de, “en yüksek bedeli genellikle kadınlar öder” diyor. “İş seçenekleri azalır. Ücretsiz bakım sorumlulukları artar. Refahları etkilenir” diye devam eden De Croo, bu etkilerin “kriz geçtikten çok sonra bile devam edebileceğini” detaylandırıyor.

Dış borç ödemelerinin yükü, bir ülkenin ihracat gelirlerine kıyasla arttığında, kadın istihdamı kısa vadede yüzde 6,3 oranında azalıyor. Mutlak anlamda bu, analiz edilen ülkeler genelinde yaklaşık 55 milyon daha az iş anlamına geliyor. Daha uzun vadede ise düşüş yüzde 10,6'ya ulaşıyor ve bu da kadınlar için yaklaşık 92,5 milyon iş kaybı anlamına geliyor.

Erkekler daha az etkileniyor

Bu etki erkekleri de kapsıyor, ancak önemli ölçüde daha küçük bir etkilenme oluyor. Erkek istihdamı kısa vadede yüzde 1,3, uzun vadede ise yüzde 2,5 oranında azalıyor. Bununla birlikte, daha yüksek istihdam oranlarından başladıkları göz önüne alındığında, bu düşüşler kısa vadede yaklaşık 18,5 milyon, uzun vadede ise 35,5 milyon iş kaybına denk geliyor.

Gelir söz konusu olduğunda bu uçurum daha da genişliyor. Borç baskısı orta düzeyden yüksek düzeye çıktığında, kadınların kişi başına düşen geliri yüzde 17 oranında düşerken, erkeklerde istatistiksel olarak anlamlı bir değişiklik gözlemlenmiyor.

Ölüm oranı yüzde 32 artıyor

Uzun vadede, en ağır borç yüküne sahip ülkelerde anne ölüm oranlarında yüzde 32,5'lik bir artış görülüyor; bu da 100 bin doğum başına 67 ek ölüm anlamına geliyor. Sağlık sistemlerindeki bozulma, yaşam beklentisine de yansıyor; bu bağlamlarda hem kadınlar (yüzde 5,9) hem de erkekler (yüzde 7,7) için yaşam beklentisi azalıyor, ancak rapor, kadınların kamu hizmetlerine daha fazla bağımlı olmaları ve bakım verme rolleri nedeniyle özellikle etkilendiğini vurguluyor.