Bu acı unutulmaz

- Yüksekova’da 79 gün boyunca süren yasak sırasında evi yakılanlardan biri olan Pakize Işık, şimdilerde yine ilçeden başka bir aile ile aynı evde yaşamını sürdürüyor. “Yakılan evler umurumuzda değil” diyen Pakize, her sokak başında hala ilk günkü gibi kan kokusu geldiğini söylüyor.
DİLAN BABAT - JİNNEWS/HAKKARİ
2015-2016 yıllarında birçok kente başlayan özyönetim direnişleri ile Kürt halkına yönelik saldırılara karşı bir duruş sergilendi. Bu duruşun sergilendiği yerlerden biri de Hakkari’nin Yüksekova ilçesiydi. İlçede, Gever Demokratik Meclisi’nin 1 Şubat 2016’da kuruluşunu deklere etmesiyle birlikte ilk yasaklar başladı. 13 Mart 2015 tarihinde ise ilan edilen özyönetim direnişinin ardından başlayan sokağa çıkma yasağının sürdüğü 79 gün boyunca ilçede yüzlerce kişi katledildi, kimi evler ateşe verildi, kimileri evlerinden çıkamaz oldu. Kimleri ise başka kentlere göç etmek zorunda bırakıldı. Çatışmaların son gününe kadar ilçede kalan ve evi yakılanlardan biri de Pakize Işık’tı.
'Canımız acıyordu ama bir şey yapamıyorduk'
Çatışmaların yoğunlaşmasının ardından ailesiyle birlikte Hakkâri’nin Şemdinli ilçesine giden Işık, ekonomik zorluklardan dolayı bir inşaatta kaldığını söylüyor. İlçede yasak sırasında yoğun top atışlarının gerçekleştiğini söyleyen Işık, yaşananları şöyle anlattı: “Evimiz yanmış, evin içinde bulunan eşyaları salona toplayıp ateşe vermişlerdi. Top sesleri gelince orada öldürülen insanlar için içimiz acıyordu. Televizyonlarda evleri bombaladıklarını gördüğümüzde canımız acıyordu ama bir şey yapamıyorduk. Çok zor bir savaştı insanlar öldürülüyordu. Sokak ortasında kalan cenazeleri görüyorduk. Kedi ve köpekler gelip yiyorlardı. O cenazelerin kimsesiz kalışı canımı yakıyordu.”
'Evim yanmıştı'
Yasağın sona ermesiyle beraber yeniden ilçeye döndüğünde karşılaştığı manzarayı Işık şöyle ifade ediyor: “Benim evim yanmıştı ne yapacağımı bilmiyordum çocuklarım da küçüktü oturup halime ağlıyordum. Durumumuz olmadığı için taşınamadık. O süreçte ne elektrik vardı ne de su. Bir jeneratör bulup evimizin içini yıkadık, kireçledik. İki hafta kaldık o evde ama ne kapısı vardı nede pencereleri. Evin duvarları bombalardan dolayı çatlamıştı. Eve ‘az’ hasar tespiti verdiler. Çatlayan duvarların arasına çocuklarımın kıyafetlerini yerleştirdim idare etmek için. Komşuların verdiği yardımlarla evimin temelini attık ama 5 yıl olacak o temel hala aynı şekilde duruyor.”
Her sokakta kan kokusu
“Yüksekova’yı gezdiğimizde taşlarda ve her sokak başında kan kokusu vardı” diyen Işık, hala onlarca insanın akıbetinin belli olmadığını sözlerine ekliyor. İlçenin şu anki durumunu ise Işık şu sözlerle özetliyor: “Hala çarşıya gittiğimizde kimliklerimizi alıp bakıyorlar. Her yerde panzerler var. Kendi toprağımızda rahat edemiyoruz. Akşam olduğu gibi evlerimizden çıkamıyoruz. Ama en önemlisi öldürülen onca gencin kan kokusu hala her sokak başında geliyor. Binalar umurumuz da değildi ama öldürülen onca gencin bedenleri kokmasın diye buzdolabına koyuluyordu. 5 yıl da geçse bu acı unutulmaz” şeklinde konuştu.







