Kürt kentlerini hapsetmeye çalışıyor

Rojhilat işgal saldırıları

Rojhilat işgal saldırıları

  • İran'daki rejim, Başûrê Kurdistan'ı hedef alırken Rojhilat kentlerini de yığınak yaparak, güçlerini kamufle ederek, sivil alanlara sızarak, propoganda bombardımanına tutarak kontrol etmeye çalışıyor.

Rojhilatê Kurdistan kentleri, İran rejimi güçlerinin kuşatması altında. Sokaklara, yollara ve caddelere kontrol noktaları kuruldu, plakasız araçlarla devriye atılıyor. Üslerinden ziyade sivil alanları kullanan rejim güçleri, gözaltı ve tutuklamaları da sürdürüyor.

Rojnews, Hengaw ve Jinha'nın haberlerine göre; Seqiz’ın giriş noktalarına kontrol noktaları kuruldu ve yurttaşların hareketi üzerindeki denetim artırıldı. Askerler sabit üsler yerine genellikle araç konvoylarıyla devriye geziyor. Bu kuvvetler kontrol noktalarının yakınında konuşlanıyor ve yurttaşları durdurup arama veya takibe tabi tutabiliyor. Askerlerin kullandığı birçok aracın -resmi veya özel- plakasız ya da gizli plakalı olduğu ifade ediliyor.

Askeri gelişmelere paralel olarak şehirde ekonomik durum da olumsuz etkilenmiş durumda. Temel gıda maddeleri piyasada mevcut olsa da günlük fiyat artışları vatandaşları zorluyor. Bazı ürünlerde, özellikle üretim ve dağıtım zincirindeki aksaklıklar nedeniyle kıtlık yaşanıyor. Yakıt fiyatlarında büyük dalgalanmalar gözlemleniyor; serbest piyasada benzin bin 500 ile 3 bin tümen arasında değişiyor. Yoğun saatlerde araç başına yakıt alımı 20 litre ile sınırlanmış durumda. Buna karşın, elektrik arızalarının kesintisiz devam ettiği bildiriliyor.

Psikolojik savaş

Şehir sakinlerinin cep telefonlarına gönderilen güvenlik ve propaganda mesajları da yoğun şekilde devam ediyor. Bu mesajlar, genellikle askeri gelişmelere ilişkin iddialar ve 'rejimin üstünlüğünü' ileri süren içerikler barındırıyor.

Gözaltılar sürüyor

Devlet güçlerinin gözaltı ve tutuklamaları da sürüyor. İran istihbarat güçleri Seqiz'da 31 yaşındaki Ako Soltani'yi gözaltına aldı ve nerede olduğu bilinmiyor. Ailesi, uydu internet ekipmanı, özellikle de Starlink sistemi kullanmakla suçlandığını söyledi. Ailesinin akıbeti hakkında bilgi edinme çabaları şu ana kadar sonuçsuz kaldı.

İran rejimi güçlerinin 28 gündür gözaltına tuttuğu Abdollah Mahjour (59) ve Salar Azar (36) adlı iki Kürt yurttaştan da haber alınamıyor. Tutuklanmalarını doğrulayan haberlere rağmen hem Devrim Muhafızları istihbarat birimi hem de savcılık gözaltına alındıklarını inkar ediyor. Mahjour, daha önce de gözaltına alınmış ve işkenceye maruz kalmıştı.

Sivil alanları kullanma

Rojhilat kentlerinden Kirmanşan'da da benzer şeyler yaşanıyor. Rejimin Kirmanşan'daki askeri güçleri, olası bir saldırı durumunda sivil bölgeleri hedef alıyormuş gibi göstermek amacıyla yerleşim yerlerinin yakınlarına yoğun şekilde silah konuşlandırıyor. Bazı bilgiler, hükümetin İmam Reza Hastanesi yakınlarındaki bir otoparka, Babston Yolu Sanayi Parkı’na ve Anahita Mahallesi'ndeki bir liseye askeri silahlar yerleştirdiğini, ardından birkaç gün içinde bu silahları başka yerlere taşıdığını gösteriyor. Bu sık yer değiştirmeler, özellikle füze rampalarının hem tespit edilip imha edilmesini önlemek hem de sivil bölgeleri saldırı menziline sokmak için kasıtlı olarak istikrarsız ve hassas noktalara yerleştirildiğini ortaya koyuyor.

Görgü tanıklarına göre; “On İki Gün Savaşı” sırasında da İmam Reza Hastanesi yakınlarına füze rampaları yerleştirilmiş ve bu durum, İsrail’in söz konusu bölgeyi hedef almasına yol açmıştı. Hastane çevresinde meydana gelen patlama, askeri unsurların bu tür hassas alanlara yerleştirilmesinin kasıtlı olduğuna işaret ediyor. İnsan hakları ve çocuk hakları aktivisti Parvin G., “Savaşın başından beri şehirlerin giriş ve çıkışlarına kontrol noktaları kuruldu. Ancak saldırıların ardından bu noktalar şehir merkezlerine, hatta evlerin yakınına taşındı. Böylece hedef alınmaları durumunda ABD ve İsrail’in yerleşim bölgelerine saldırmakla suçlanmasının amaçlandığı düşünülüyor” dedi.

Çocukları kullanıyorlar

Parvin G., bazı sınır kasabalarında kontrol noktalarının tamamen yer değiştirdiğini ve askeri araçların köylerdeki evlerin ve bahçelerin yakınına park edildiğini aktardı. Bu sürecin yalnızca askeri hareketlilikle sınırlı olmadığını vurgulayan Parvin G., birçok noktada askeri güçler yerine 18 yaşın altındaki “Öğrenci Seferberliği” üyelerinin görevlendirildiğine dikkat çekti. Parvin G., “Bu çocuklara askerlik hizmetinde indirim ya da okul notlarında avantaj vaat ediliyor. Bu durum, sıradan insanları ve hatta çocukları fiilen insan kalkanına dönüştürüyor. Çocukların bu şekilde kullanılması aynı zamanda ana askeri güçleri koruma yöntemine dönüşmüş durumda” ifadelerini kullandı.

İş birlikçi aşiretler

Parvin G., ayrıca Yavanro, Salas Babajani, Kasr-ı Şirin, Kerend Gharb, Sarpol-e Zahab ve Sahneh gibi şehirlerin girişlerinde bazı aşiret mensuplarının çeşitli vaatlerle kontrol noktalarında görevlendirildiğini söyledi. Bu kişilerin çoğunun yeterli ekipmana sahip olmadığını vurgulayan Parvin G., “Birçoğu günlük kıyafetlerle, basit ayakkabılarla ve yüzlerini eski başörtüleriyle kapatarak görev yapıyor. Bu insanların büyük bölümü düşük gelirli kesimlerden geliyor ve hükümet tarafından asgari imkanlarla ABD ve İsrail saldırılarının menziline yerleştiriliyor” dedi.

Sivilleri kalkan yapıyor

Kirmanşan'da yaşayan sivil aktivist Sara F. ise şunları söyledi: “Savaşın başından beri hükümet, sivillerin canlarını bir savunma aracı olarak kullanıyor. Son dönemde ‘Biz İntikamcıyız’ adıyla bir sokak kampanyası başlatıldı ve hükümete bağlı kişiler araçlı ve yaya yürüyüşlere katılmaya zorlandı. Birçok kişi, bu kampanyanın askeri güç ve silah transferini gizlemek için bir kılıf olduğunu düşünüyor. Hükümet, hassas askeri unsurlarını halkın arasına yerleştiriyor.”  HABER MERKEZİ

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.