Bu direniş hepimiz için

  • Türk cezaevlerindeki açlık grevi eylemi, 44. gününde devam ediyor. Öcalan’ın ailesi dün bir kez daha görüşmek için başvurdu. Çocukları açlık grevinde olan aileler, ”Bu direniş hepimiz için” dedi.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ve İmralı’daki diğer tutsakların aileleri, yakınlarıyla görüşmek için bir kez daha Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurdu. İmralı’dan 27 Ağustos’tan beri hiçbir bilgi/haberi alınamıyor.

Türk cezaevlerindeki PKK ve PAJK’lı tutsakların, Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması talebiyle 27 Kasım’da başlattığı süresiz-dönüşümlü açlık grevi eylemi, 44. gününde 9. grupla devam ediyor.

Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan ve vasisi Mazlum Dinç, İmralı’ya gitmek için Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı‘na başvurdu. İmralı’daki diğer tutsaklar Ömer Hayri Konar’ın kardeşi Ali Konar, Hamili Yıldırım’ın kardeşi Polat Yıldırım ve Veysi Aktaş’ın kardeşi Melihe Çetin de avukatları aracılığıyla görüşme başvurusunda bulundu.

Ömer Hayri Konar ve Veysi Aktaş, 15 Mart 2015’ten bu yana sadece 5 Haziran, 12 Ağustos 2019 ve 2 Mart 2020 tarihlerinde yakınlarıyla görüştü. Hamili Yıldırım ise İmralı’ya götürüldüğü 15 Temmuz 2015’ten bu yana ailesiyle sadece 5 Haziran ve 12 Ağustos 2019 tarihlerinde görüşebildi. İmralı Adası’nda çıkan yangın dolayısıyla oluşan kaygılar üzerine geçtiğimiz 2 Mart’ta sağlanan son görüşme imkanında görüşçüsünün hasta olması nedeniyle Hamili Yıldırım’la görüşme sağlanamamıştı.

Öcalan, 21 yıl aradan sonra ilk defa 27 Nisan’da telefonla görüşme hakkını kullanabilmişti. İmralı’daki diğer tutsaklar da 2015’ten sonra ilk kez aileleriyle aynı tarihte telefon görüşmesi gerçekleştirebilmişti. 21 yılda sadece bir kez kullandırılan telefon görüş hakkına da 7 Eylül’de 6 aylık yasak getirildi. Öte yandan 30 Eylül tarihinde ise aile görüş yasağı da getirildiği ortaya çıkmıştı. 27 Ağustos’tan beri hiçbir bilgi veya haber alınamıyor.

Çocuklarımızla birlikteyiz

Amed’in Lice ilçesinde yaşayan açlık grevindeki tutsak yakınları, tdayanışma çağrısında bulundu. Daha Önce Diyarbakır T Tipi Kapalı Cezaevi’nde kalan ve 2013’te Antep H Tipi Kapalı Cezaevine sürgün edilen Sedat Baygeldi, açlık grevi eyleminin 3. grubunda yer aldı. Annesi Şükran Baygeldi, direnişin tüm toplum için yapıldığını belirterek, ”Bir tutsak annesi olarak mücadele edeceğim. Bugün bir tek benim çocuklarım cezaevinde değil. Binlerce insanın çocukları cezaevinde. Çocuklarımızın ömrünün çoğu cezaevinde geçti. Hakları ayaklar altına alınıp zulmediliyor. Zulme karşı direnen, baş eğmeyen çocuklarımız bedenlerini açlık grevine yatırdı. Yalnızca kendileri için direnmiyorlar. Hepimiz için direniyorlar. Bizler de onların direnişine, eylemlerine sahip çıkmakla sorumluyuz. Biz tutsak anneleri olarak daha önce açlık grevi eylemi yapan çocuklarımız için direndik. Bugün de direneceğiz, mücadele edeceğiz. Sonuna kadar oğlumun arkasındayım, bütün siyasi tutsakların davasının yanındayım. Aileler üzerindeki bu korku, sessizlik kırılsın artık. Çocuklarımızın talepleri haklı ve yerine getirilebilecek bir taleptir. Aileler olarak sessizlik yerine çocuklarımızla dayanışma içinde olacağız” şeklinde konuştu.

Zulmün bitmesi için tecrit kalkmalı

 Sedat’ın iki yıl önce de açlık grevine katıldığını hatırlatan Baygeldi, oğlunun 90 gün açlık grevinde kaldığını belirtti. ”90 yetmedi mi?” diye soran Baygeldi, şöyle devam etti: ”Açlık grevi bittiğinde görüşüne gitmiştim. Vücudunda yaralar olmuştu. Sağlık sorunları yaşıyordu. Ben onun vücudundaki yaraları görmeyeyim diye saklıyordu. O yaraları gördüğümde ona şöyle dedim: ‘Oğlum yürüdüğünüz yol doğru ve haklı bir yol. Haksız bir yolda yürümüyorsunuz.’ O dönem birçok tutsak sağlık sorunları yaşadı. Bugün de açlık grevindeler. Talepleri bizim de talebimiz. Yaşadığımız bu zulmün bitmesi için tecridin kalkması gerekiyor.”

El ele vermemiz gerekiyor

 Tutsakların yaşadığı koşulların bilindiğinin altını çizen Baygeldi, ”Ne beslenme ne de hijyen konusunda yeterli olanakları var. Oğlum beni aradığında ‘Anne siz niye yerinizde oturuyorsunuz?’ diye soruyor. Tek başıma kalkıp nereye gideceğimi bilmiyorum. Hepimizin el ele verip bir şeyler yapması gerekiyor. Eylemin hızlı bir şekilde sonuç vermesi için destek vermeliyiz. Bu nedenle anneler ve açlık grevinden haberi olan herkesin ses çıkarması gerekiyor” çağrısında bulundu.

6 ay açlık grevinde kaldı

 5 yıldır Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi’nde kalan Mehmet Şirin Polat da 5. grup ile açlık grevine dahil oldu. Annesi Şanaz Polat, oğlunun iki yıl önce açlık grevi eylemine katıldığını hatırlatarak, şunları ifade etti: ”O dönem tutsaklar çok zorlanmıştı. Bütün anneler olarak yüreğimiz yanmıştı. Oğlum o zaman neredeyse 6 ay açlık grevinde kaldı. Şimdi yine açlık grevindeler. Artık ne diyeceğimi bilmiyorum. Dilimde kelimeler kalmadı. Ben üzülmeyeyim diye oğlum yaşadıklarını bana anlatmıyor ama ağır koşullarda olduklarını biliyorum. Çocuklarımızın talepleri kabul edilsin. Zindanların kapıları açılsın. Anneler ne zamana kadar çocuklarına hasret kalacak? Tecrit sadece cezaevlerinde uygulanmıyor. Hepimiz tecrit altındayız. Bütün tutsaklar bizim çocuklarımız. Sessizlik, biz tutsak yakınlarını daha çok incitiyor.”  AMED

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.